Gemlik Haber

GTSO’nun Bir Hayali Var!

GTSO’nun Bir Hayali Var!

 Ömer Faruk Demirok Yazdı…

Gemlik Gazeteciler Cemiyeti yönetimi olarak Gemlik Ticaret ve Sanayi Odası’nın misafiri olduk. Cemiyetimizin Marmara Gazeteciler Federasyonu’na katılımı sonrası, Gemlik’i temsil noktasındaki girişimlerimize verdikleri güçlü destek için bir teşekkür niteliğindeydi bu ziyaret. GTSO Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Hamaloğlu, Meclis Başkanı Mehmet Anar, Yönetim Kurulu Başkan Vekili Fatih Ayvaz ve Genel Sekreter Emre Gemicioğlu ile bir araya geldik. Bu şehir için ayakları yere basan ciddi projeler ortaya koyan, bu doğrultuda sorumluluk alan ve söylemlerini eyleme dönüştürenlerin buluştuğu bir çalıştay tadında geçti ziyaretimiz. Karşılıklı fikir teatisi ve hararetli değerlendirmelerin heyecanı ile zamanın nasıl geçtiğini bile anlamadık. Taraflardan biri yaşadıkları çağın tanığı, şehrin hafızası gazeteciler, diğeri ise ticaret hayatının içinden başarılı iş insanlarıydı. Ortak payda Gemlik için dertlenebilmenin dayanılmaz mutluluğu…

Çarşamba’nın Gelişi…

GTSO yöneticileri ile en son, göreve geldiklerinin birinci yılında yaptıkları değerlendirme toplantısında bir araya gelmiştim. Buradaki sunum ve gelecek projeksiyonunu çok beğenmiş ve toplantı notlarını köşemde kaleme almıştım. Bir defasında da katıldıkları bir uluslararası gıda fuarında yine misafirleri olmuştum. Genç ve dinamik oda yönetiminin, önümüzdeki süreçte şehrin vizyonuna katkı sunacağı çok aşikardı. Yapılan çalışmalar ve ortaya konulan projelere bakıldığında, bunun sinyallerini almamak imkansızdı.

Özellikle Kahramanmaraş merkezli asrın felaketinde yaptıkları önderlik gerçekten şapka çıkarılacak cinstendi. Deprem bölgesinin ilk konteyner kentini eksiksiz alt ve üst yapısı, kesintisiz enerji kaynağı, yemekhanesi, umumi ihtiyaca cevap verecek birimleri ve tam tefrişatlı konteynerleriyle, örnek bir yaşam alanı olarak kısa sürede devreye alma başarısını göstermişlerdi. Gemlik’in adını konteyner kentin girişine asılan tabelaya, buradan istifade ederek, sıcak bir yuvaya kavuşan depremzedelerin ise gönüllerine nakşetmişlerdi. Burada özellikle şuna dikkat çekmek gerekir. Maddi gücünüz var olsa bile, eğer yöneticilik vasfınız ve organizasyon kabiliyetiniz yok ise ortaya kayda değer bir şey koymanız çok zordur. Yöneticilikten kastım sadece yönetmek de değil elbette. Liderlik etmekten bahsediyorum. Bir ortak payda etrafında, şehrin tüm dinamiklerini en etkin şekilde, zaman baskısının altında ve aciliyet kıskacındayken bile senkronize ve efektif halde harekete geçirebilmeyi kastediyorum.

Hatırlayın! O kara günlerdeki umutsuzluğa inat, Süreyya Yıldız Kümesi’ndeki birer yıldız misali parlayan ve değerli emekleri ile insanüstü bir gayret gösteren Gemlik insanını hatırlayın… Sanayi kuruluşları, irili ufaklı ticarethaneler seferber olmuş, konteynerler satın alınmış, kimi bahçesindeki-bağındaki konteynerini bağışlamış, kimi marketten aldığı erzağı toplanma merkezine getirmiş, kadınlar bağışlanan kıyafetleri kategorilerine göre ayırıyorlar, organizasyonun itici gücü gençler gelen yardımları taşıma telaşında, odaya kayıtlı nakliyeciler bilâ ücret konteyner ve yardım malzemelerini, yıkımın yaşandığı bölgeye taşıma derdinde, bölgenin milletvekili ve eski-yeni belediye başkanları adeta birer şantiye şefi gibi konteyner kentte canhıraş gayret gösteriyor. Oda üyesi firmaların kimi altyapıyı imar ediyor kimi elektrik direklerini dikip enerji hatlarını çekiyor. Herkes hummalı ve gönülden bir çalışmaya koyulmuş. Yazmakla, anlatmakla bitmez

O nedenle “Gemlik Konteyner Kenti” yer altından çıkarılan değerli bir cevher misali, Gemlik’in potansiyelini ortaya çıkaran bir çalışma, doğru proje ve yönlendirme ile Gemlik’in nasıl özlemle kendinden beklenileni yapabileceğinin bir ispatı konumundadır. Gemlik insanının göğsünün kabardığı ve “İşte bu!” dediği bir övünç vesilesidir.

“Gemlik Lobisi” Hemen Şimdi!

Gemlik için değerli bir şeylere imza atma noktasında, adeta kabına sığamayanların buluşmasında sözün dönüp dolaşıp, Gemlik’in hayallerdeki hak ettiği yere ulaşması hedefine gelmemesi elbette düşünülemezdi.

Başkan Hamaloğlu önceki dönemlerde görev alan başkan ve yöneticilere haklarını teslim ve teşekkür ederek başladı değerlendirmelerine. GTSO olarak kendi dönemlerinde hem Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği TOBB özelinde hem de gerek Ankara ve Bursa gerekse de ilçedeki tüm paydaşlarla ilişkilerini çok iyi noktalara taşıdıklarını vurguladı. Gemlik için bir lobi oluşturulmasının önemine dikkat çekti. İnegöl örneğini vererek, bugün Bursa’da elde ettikleri güçlü sinerjiye ve siyasetteki öne çıkışlarına işaret etti. Gemlik için de bu ivmeyi kazanmanın elzem olduğunun altını çizdi. GTSO olarak, çalışmalarında prensip olarak aşama aşama ilerleyeceklerini ve proje bazlı çalışacaklarını hatırlattı.

Geleceğe Uzanan, Kompleks Bir Değişim ve Dönüşüm Projesi

Hamaloğlu’nun anlatırken gözlerinin içinin parladığı bir proje bu. Yanındaki oda yöneticilerinin arada dayanamayarak söze girdikleri ve heyecanla projeye dair başka başka detaylar verdikleri bir proje. GTSO’nun Yat Limanı Projesi’nden bahsediyorum. Olaya sadece zenginler kulübüne üye ensesi kalınlar için kurtarılmış bir bölge ya da milyon dolarlık teknelerin arzı endam edeceği bir park yeri gözü ile bakarsanız çok yanılmış olursunuz. Bu proje sebep olacağı domino taşı etkisi ile Gemlik’te bir değişimin ve dönüşümün işaret fişeği olma potansiyelini taşıyor. “Nasıl?” diye soranlar için buyurun detaylara girelim.

Öncelikle şu bilgi önemli. GTSO’nun projesine benzer bir yat limanı projesi için Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin Mudanya özelinde istekli olduğu bir girişimi var. Ancak Ak Parti döneminde başlatılan ve Başkan Bozbey’in ise göreve gelince önünde hazır bulduğu bu proje için daha sonra planlama harici, projelendirme ve ihale süreçlerinde yetkilerin bakanlığa devri gerçekleşmiş. Bu nedenle son söz bakanlıkta ve siyaseten büyükşehirin bu projesinin gerçekleşmesi pek mümkün gözükmüyor. Bununla birlikte, bölgedeki denizin yapısı, coğrafik özellikler nedeniyle yapılması gereken ekstra inşaat çalışmalarının maliyeti, bölgenin aldığı yat limanı için uygun olmayan rüzgar gibi teknik konular nedeniyle, projenin Mudanya’da gerçekleşmesi imkansız hale geliyor.

Bu arada şunu da söylemeden geçemeyeceğim. Hem AK Partili hem de Cumhuriyet Halk Partili büyükşehir belediye başkanlarının, farklı siyasi görüşlerden de olsalar, bu proje konusunda tercihlerini Gemlik’ten yana kullanmamalarının, aslında Hamaloğlu’nun hararetle savunduğu ve güçlendirilmesi gereken bir cephe olarak önemsediği “Gemlik Lobisi” gerçeğinin ne kadar hayati olduğunun bir kanıtı konumunda aslında. Gemlik’in, güçlü temsiliyet sayesinde, sahiplenilen bir şehir kimliğine duyduğu ihtiyacı doğruluyor.

Yat limanı projesinin Gemlik için olmazsa olmazları olduğunu söyleyen Hamaloğlu, Gemlik’in durgun bir denize sahip körfezi ile bu projeye en uygun lokasyon olduğunu belirtiyor. Mudanya ile mukayese edildiğinde maliyetin yarı yarıya düştüğünün altını çiziyor. Yap, işlet, devret modeliyle hayata geçirilecek projenin, Gemlik’in girişindeki Sunğipek Yerleşkesi’nin önünde yer alan balıkçı barınağının olduğu bölgede yapılacağını söylüyor ve ekliyor “Proje kapsamında balıkçı barınağı uygun bir yere taşınacak. Buradaki yat limanı 500 tekne kapasiteli olacak. En düşüğü 10 metrelik olacak şekilde, 60 metreye kadar büyüklükteki teknelere hizmet verilebilecek. Projenin sadece bir liman değil bir yaşam merkezi ve sürekli hareketin olduğu bir kompleks olmasını hedefliyoruz. Projede butik otel, restoranlar, kafeteryalar, yürüyüş alanları yer alacak. Alan herkese açık olacak. Hem tekne sahipleri hem de Gemlikliler buradan istifade edip burada zaman geçirebilecek. Bursa’da yaşayan tekne sahipleri, senede birkaç ay aktif olarak kullandıkları zaman dilimi haricinde, teknelerini uzak limanlarda tutuyor ve dolayısıyla bu süreçte teknelerinden faydalanamıyorlar. Ama Gemlik’te, hemen yakınlarındaki bir lokasyonda yer alan limanda bu fırsatı elde edebilecekler. Hafta sonu misafirlerini teknelerinde ağırlayabilecekler. Belki kapalı körfezimizde kısa gezintiler yapacaklar. Bu nedenle yat limanı 12 ay canlı ve hareketli bir merkez haline gelecek. Burada bir çekek alanı da olacak. Modern vinç ekipmanlarının imkan olarak sunulduğu bu yer, ekstra bir getiri sağlayacak proje için. Orhangazi’de bir tekne fabrikası var. Burada senede 50’den fazla tekne üretilerek, çoğu yurtdışına gönderiliyor. Buranın yöneticileri ile de irtibata geçtik. Üretim safhasının sonunda tekne denize indirildiğinde, bazı son dokunuşlar suda gerçekleştiriliyor. Liman bu çalışmalar içinde kullanılabilecek. Fabrika sahipleri de bu proje nedeniyle heyecan duydular. Hedefimiz Marmara Denizi’nin en büyük yat limanını Gemlik’e kazandırmak.”

Gemlik, Büyük Bir İhtiyaca Cevap Verecek

Sohbetim bu bölümünde GTSO Meclis Başkanı Mehmet Anar söze giriyor. Ticaret hayatında denizcilik alanında faaliyet göstermenin getirdiği tecrübe ile bir projeksiyon sunuyor bizlere. 115 km sahili olan Bursa’da bu projenin şimdiye kadar hayata geçirilmemiş olmasının, büyük eksiklik olduğunu söylüyor. Yunanistan örneğini veriyor. Nüfus ve yüzölçümü olarak Türkiye’nin 7’de 1’i nispetindeki Yunanistan’da 241 yat limanı olduğunu belirtiyor. Peki Türkiye’de kaç adet var? Bu soruya “Sadece 45 tane” diye cevap veriyor. Anar’ın verdiği bu örnek çok çarpıcı. Olayı adeta özetliyor. Mehmet Anar bu az sayıdaki yat limanında fiyatların ise astronomik olduğuna işaret ediyor. Yeni yat limanının bu nedenle çok doğru ve Gemlik için de elzem, nokta atışı bir proje olduğuna dikkat çekiyor. Projenin GTSO’nun bir vizyon projesi olduğunun altını kalın çizgilerle çiziyor.

GTSO Meclis Başkanı Anar önemli bir konuya daha değindi konuşmasında. GTSO’nun daha önce faaliyete geçen Bursa Serbest Bölgesi’ne ortak olmadığına işaret etti. Bunun çok büyük bir eksiklik olduğunu belirtti. Yat limanı projesinde GTSO’nun ortak hükmünde ve projede %10’luk bir paya sahip olduğunu söyledi. Bence bu detay da oldukça öneme haiz. Çünkü ortaklıktan dolayı gelecek maddi getiri, odanın gücüne güç katmasına, dolayısıyla da katma değeri yüksek ve Gemlik için büyük gelişmeye imkan verecek projelere çok ciddi bir kaynak oluşmasına vesile olacak. Anar, “Gemlik’in menfaati için bizim orada olmamız gerekiyordu” diyor ve ekliyor, “Bizim artık oda olarak Gemlik için kazanan taraf olmamız şart.”

Şimdi Sıkı Durun!

Sohbetin tam da bu noktasında, GTSO Başkanı Hasan Hamaloğlu bombayı patlatıyor ve liman projesi için bu bölgeye ulaşım ve ana yoldan bağlantı konusunu gündeme getiriyor. İşte burada proje biraz daha kapsamlı bir hal alıyor. Limana ulaşım için Gemlik’in girişinin düzenlenmesinin, projeye dahil edileceğini söylüyor Hamaloğlu. Yanlış duymadınız. Hani şu yılan hikayesine dönen, kimi belediye başkanlarının kendi partisi ve meclis üyeleri ile ters düştüğü, bilmem kaç seçim döneminde kimler kimlerin birbiri ardına açıkladıkları projeleri ile arzı endam eyledikleri, İstiklal Caddesi’ne girişin bir kapanıp bir açıldığı, esnafın ayrı perişan olduğu, Gemlik’e girmek isteyenlerin trafik yoğunluğunda uzun süreler kilitlenmiş trafikte sinir krizi geçirerek ayrı perişan oldukları Gemlik girişinden bahsediyorum. İşte o Gemlik’in girişine yapılacak ve trafiği rahatlatacak projenin, liman projesine entegre edilip eş zamanlı hayata geçirileceğini ve bir taşla iki kuş vurulacağını müjdeliyor Hamaloğlu. Bu niçin önemli? Çünkü siyasetin çözemediğini, patronlar kulübü olarak ortaya koydukları bir projenin yanında, tabiri caiz ise aradan çıkarıyorlar.

Daha bitmedi!

GTSO Başkanı Hasan Hamaloğlu, ardından kadrajı daha da genişletiyor. Yat limanı, Gemlik şehir girişi projesi ve kentsel dönüşüm. Evet, yanlış duymadınız. Hamaloğlu bu iki projeye bir de kentsel dönüşüm projesini ilave ediyor. Bir taşla vurulan kuş sayısı üçe çıkıyor. Bölgede yapılacak bir kentsel dönüşüm hamlesi ile liman yanındaki alanda, sahilden İstiklal Caddesi’ne kadar uzun bir koridorda start verilecek kentsel dönüşümün, liman projesi ile uyumlu bir değişimin önünü açabileceğini belirtiyor. Bölgenin ticari bir alana evrilebileceğini düşünüyor. Projeye entegre edilebilecek bu ilavelerle, daha önce bahsettiği “Aşamalar halinde ve proje bazlı ilerleyeceğiz” sözünün de altı dolmuş oluyor.

Hamaloğlu, liman projesi ile Gemlik’in orta-üst gelir seviyesine hitap eden bir lokasyona dönüşeceğini söylüyor. Ancak kentin bu projeye entegrasyonunun da önemini vurguluyor. Bunun çok kolay olmayacağını izah ediyor. Gemlik’in işçi-emekli kenti olmanın yanında konumunun güçlendirilerek yeniden bir cazibe merkezi olması gerektiğini belirtiyor. Nostalji yaparak, Küçükkumla’nın zamanında Bodrum’un adının bile duyulmadığı dönemlerde, önemli bir tatil merkezi olduğu günlere atıfta bulunuyor. Ancak şehrin her geçen gün birçok alanda daha da geriye gittiğini söylüyor üzülerek. “Kaotik” nitelendirmesini yapıyor Gemlik’in içinde bulunduğu durumu ifade etmek için. Yat limanı projesinde, bölgenin deprem gerçeğini ve entegrasyon konusunu göz ardı etmeyecek bir vizyon belirlediklerini ifade ediyor. Bu proje sayesinde, Gemlik’in kronik sorunlarına çözüm bulurken, kentsel dönüşümünü de kolaylaştırıp, önünü açabileceğine inandıklarını anlatıyor. “Kentsel dönüşümü deprem değil, biz yapmalıyız” diye de ekliyor.

Ankara, Ankara Duy Sesimizi!

Oyuncu ve senarist Sermiyan Midyat’ın yönetmen koltuğuna oturduğu ve birçok ödül alan “Ay Lav Yu” filminde, kıtalararası bir aşk hikayesinin yanında, Ankara’ya yazdığı 147 adet mektuba cevap alamamasına rağmen ısrarla yazmaya ve köyü Tınne’nin kaderini değiştirmek için gayretle mektup göndermeye devam eden bir adamın hikayesi konu edilir. “Tınne” Kürtçe’de “yok” anlamına geliyor. Bu isim filmde bir köy ve sakinlerinin “yok hükmünde” sayılmasını hicvetmek adına köyün ismi olarak karşımıza çıkıyor. Filmde köyden üniversiteye giden tek kişinin, nasıl bir umut kaynağı olduğu hikayeleştiriliyor. Onun girişimleri ile bir şeyler değişmeye başlıyor.

Neden şimdi bu filmden bahsettim? Şuraya bağlayacağım.

Bu proje için sizlerin “Tamam. Her şey harika. Ama bu işe kimler destek olacak? Ankara’da kim projeye arka çıkacak da bu iş olacak?” diye sorduğunuzu duyar gibi olduğum için. Yazıyı buraya kadar sabırla okuyanlara bir kıyağımız olmuş olsun.

Bu soruları sizin adınıza biz de yönelttik GTSO Başkanı Hasan Hamaloğlu’na. Kendisi çok emin bir tavırla cevapladı. “Biz oda olarak farklı bir bakış açısı ile olaylara yaklaşıyoruz. Öncelikle TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu ile çok iyi ilişkilerimiz var. TOGG fabrikasının ilçemizde olmasının, irtibatımızın gelişmesine katkısı büyük. Oda olarak iletişim kabiliyeti yüksek yöneticilerimiz ile önce insan biriktirdik. Sonra bu vesile ile projelerimiz için destek aldık. Sayın Hisarcıklıoğlu’nun da girişimleri ile Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi ile çalışıyoruz. Onlarla sürdürdüğümüz irtibat, bizim her alanda önümüzü açıyor. Ankara’da nereye gitsek, Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi’nin desteğini belirttiğimizde, kapılar ardına kadar açılıyor. Mevcutta eş zamanlı olarak çalışmalarını sürdürdüğümüz ‘Yeşil OSGB’ projemizde de bu destek arkamızda. Liman projemizde, planlama, projelendirme ve ihale süreçlerinin tamamlanmasını iki yıl, inşaatın ise bir yıl sürmesini öngörüyoruz. Bu konuda mevcuttaki işletmeciler, sektörün önde gelen temsilcileri ve yüklenici adayı firmalarla görüşmelerimiz sürüyor. Biz zirveye güreşen projeler için çalışıyoruz. Deprem zamanında Gemlik’in nasıl organize olabildiğini gördük. Potansiyelini test ettik. Bunu tekrar sağlamanın peşindeyiz. Gemlik’in değişebileceğine dair bir hayalimiz var ve bunu gerçekleştirebileceğimize inanıyoruz.”

Gemlik’in sorunları için Ankara’ya gidilir hep. Destek istenir. Bakanlıklar ve genel müdürlükler arşınlanır. Bahsettiğim filmdeki mektuplar gibi sanırım Gemlik’ten gönderilen mektuplar da bu defa karşılık bulmuş gibi görünüyor.

Her Şey Hayal Etmekle Başlar

Hasan Hamaloğlu hayal etmekten bahsedince aklıma bir de anekdot geldi.

Siyasetin nezaket ve karşılıklı saygı kuralları çerçevesinde yapıldığı dönemlerde, mecliste Prof. Dr. Necmettin Erbakan konuşması esnasında, yüzlerce uçak, tank ve askeri mühimmat yapacaklarını söyler. Ecevit esprili bir şekilde bu açıklamaya karşın “Sayın Erbakan, bu kadar uçağı nasıl yapacağız? Hadi yaptık diyelim. Onları uçuracak kadar pilotu nereden bulacağız?” diye sorar.  Erbakan da cevaben, daha önce ortağı oldukları koalisyon hükümetleri esnasında ağır sanayi hamlesi kapsamında kurdukları fabrikaları sayar. Ardından Ecevit’in şair olduğu için aslında hayal kurmaya yatkın olduğuna da atıfta bulunup onu taltif ettikten sonra “Hayal etmek çok kıymetli bir şey. Hayal etmeden hiçbir şey yapılamaz. Bizim gerçekleştirdiğimiz şeyleri siz hayal bile edemiyorsunuz.” diyerek Ecevit’e tatlı sert yüklenir. Rahmetli Erbakan’ın bu minvalde söylediği “Bir çiçekle bahar olmaz. Ama her bahar bir çiçekle başlar!” sözü de bir başka meşhur tespitidir. Türkiye şimdi savunma sanayinde ve özellikle insansız hava araçlarında büyük mesafeler almış durumda. Çok fazla İHA var ve pilota da gerek kalmamış durumda. Hayallerin nereye varabileceğine dair ne güzel bir örnek.

Olaya buradan bakınca GTSO yönetiminin hayalini çok kıymetli ve kayda değer buluyorum.

Kim bilir?

Belki de bir proje ile Gemlik’in önü açılır. Bir çiçek ile bahar gelir?

Ne dersiniz?

Kalın sağlıcakla.

İznik Gölü’nün en büyük iskelesi karada kaldı

İznik Gölü’nün en büyük iskelesi karada kaldı

Bursa’nın İznik ilçesinde kuraklık, göl seviyesini kritik derecede düşürdü. İlçenin simgelerinden biri olan ve yıllardır suya uzanan İznik Gölü’nün en büyük iskelesi, su çekilmesi sebebiyle tamamen karada kaldı.
Son zamanlarda yağışların yetersiz olması ve göl çevresindeki su kaynaklarının azalması su seviyesinde gözle görülür düşüşe yol açtı. Bölge halkı hem ekosistemin hem de turizmin olumsuz etkilendiğini belirterek yetkililerden acil önlem alınmasını istedi. Konu ile ilgili konuşan ilçe sakini Bayram Veli Yaman, “Bursa’nın İznik ilçesinde uzun yıllar ikamet etmekteyim. İznik Gölü’nün bu kadar çekilmesi gerçekten üzücü bir durum. İskeleden atlayıp yüzemiyorduk boyumuzu aşıyordu. İznik Gölü’nün bu halde olması İznik için büyük bir tehlike yetkililerden yardım bekliyoruz” ifadelerini kullandı.
İznik Gölü’nde su çekilmesi yalnızca iskeleyi değil kıyıdaki ekosistemi de tehdit ederken uzmanlar gölde kuraklık riskinin her geçen yıl arttığına dikkat çekti.

Barto Jewellery İhtişamından İlham Alın

Barto Jewellery İhtişamından İlham Alın

Barto Jewellery, ilhamını köklü geçmişinden almış olup ustalıkla harmanlanmış deneyimi ile bugüne kadar zarif ve göz alıcı tasarımlara imza atmıştır. Yaratıcılık ve özgünlüğünü kullanarak pırlanta yüzük, pırlanta bileklik, pırlanta kolye gibi tasarımlara hayat vererek her kadının stiline yaratıcı bir dokunuşta bulunmasını sağlar. Aynı zamanda mücevherlerin tamamı IDL sertifikalıdır. Tasarımda kullanılan pırlantaların özellikleri sertifikada yazar. Böylelikle güvenilir bir pırlanta alışverişi yapılabilir. Siz de detaylarında zarafet ve estetiği bulabileceğiniz tasarımlar ile kombininize muhteşem bir dokunuşta bulunabilirsiniz.

En Özel Anlarınızda Sizi Saracak Zarafeti Hissedin

Özel anlarınızda sizi saracak zarafeti hissetmek mi istiyorsunuz? Yenilikçi hizmetiyle Barto Jewellery, sizlere zarafet ve şıklığı bir arada sunuyor. Özel akşam yemeklerinde parıltılı bir kombin adına pırlanta tasarım küpelerin şık detaylarından yararlanabilirsiniz. Renkli taşlarla muhteşem bir şekilde tamamlanan renkli taşlı bileklikler, aradığınız zarafete kolaylıkla ulaşmanız adına size sunulmuş eşsiz bir seçenektir. Ayrıca pırlanta tasarım yüzükler, sıra dışı tasarımıyla dikkat çeken mücevher modelleri olup düğün merasimleri ya da iş toplantılarında muhteşem bir stil elde etmenizi sağlayacaktır.

Lüksün Parıltılı Dünyasına Adım Atın

Lüks detayların hissedildiği pırlanta mücevher modelleri, zamansız bir kombin elde etmek isteyen kadınlar tarafından ilgi görür. Baget koleksiyonda yer alan pırlanta baget kolye, küpe gibi mücevher modelleri; pırlantanın ışıltısını muhteşem bir şekilde açığa çıkarır. Öte yandan zümrüt ve pırlantanın zarafetiyle harmanlanan pırlanta zümrüt küpeler, kıyafetlerinize renk katmanızı sağlar. Tarzınıza karakteristik bir dokunuş katmanızı sağlayan tasarımların her biri IDL sertifikasına sahiptir.

Sizi Özel Hissettiren Mücevher Tasarımlarıyla Stilinizi Bulun

Sizi özel hissettiren mücevher modelleri, stilinizi keşfetmenizi sağlar. Klasik bir tarz oluşturmak istiyorsanız tektaş pırlanta küpelerden kolyelere kadar tek pırlantanın zarafetini hissettiren mücevher modellerini tercih edebilirsiniz. Özel günlerin klasik tamamlayıcılarından olan pırlanta gerdanlıklar, pırlantanın kusursuz yerleşimi ile muhteşem bir parıltı yayar. Renkli taşlar ve pırlantanın bir arada kullanıldığı renkli taşlı bileklikler ve daha fazlası, kendinizi her zaman benzersiz hissetmenizi destekler.

Siz de Barto Jewellery avantajlarıyla aradığınız tasarıma sahip olabilir, kusursuz görünümünüzü pırlanta mücevher ile taçlandırabilirsiniz.

Gemlik’te Yeniden Refah Partisi İlçe Başkanlığına Emin Çakır Atandı

Gemlik’te Yeniden Refah Partisi İlçe Başkanlığına Emin Çakır Atandı

Gemlik’te Yeniden Refah Partisi’nde yönetim değişikliğine gidildi. Parti genel merkezi tarafından alınan karar ve Yeniden Refah Partisi Bursa İl Başkanı Mehmet Kaygusuz’un tensipleriyle, Gemlik İlçe Başkanlığı görevine Emin Çakır atandı.
Yapılan açıklamada, yeni başkan Emin Çakır’ın Gemlik halkına hizmet için kolları sıvadığı belirtilerek, “Yeniden Refah Partisi Gemlik İlçe Teşkilatı olarak şeffaf, adaletli ve halkın sorunlarına çözüm üreten bir anlayışla çalışacağız. Tüm Gemliklileri kucaklayacak projelerimizi kısa sürede hayata geçireceğiz” ifadelerine yer verildi.
Yeni yönetim kurulunda farklı meslek gruplarından ve yaş gruplarından isimler yer alırken, partililer bu değişimin Gemlik’te güçlü bir siyasi temsil sağlayacağı görüşünde birleşti.
Emin Çakır ve ekibinin, önümüzdeki günlerde esnaf, sivil toplum kuruluşları ve vatandaşlarla bir araya gelerek sorunları yerinde dinlemesi bekleniyor.

AKRAN GEMLİKSPOR BAŞKANI CEM İLKER KAMACI’DAN TÜM KAMUOYUNA: “1984 RUHUYLA, ZAFERE DOĞRU”

AKRAN GEMLİKSPOR BAŞKANI CEM İLKER KAMACI’DAN TÜM KAMUOYUNA: “1984 RUHUYLA, ZAFERE DOĞRU”

Geçen yıl Akran Gemlikspor, yalnızca namağlup şampiyonluğu ile değil; tüm liglerde en yüksek puan toplama oranı ve en az gol yeme istatistiğiyle Türk futboluna adını altın harflerle yazdırdı. Bu istatistikler kâğıt üzerinde birer rakamdan ibaret değil, sahada ter döken, tribünde sesini kısan, kulislerde emek veren herkesin alın terinin kanıtıdır. Bu şehir, futbolun yalnızca bir oyun değil, bir aidiyet meselesi olduğunu gösterdi.
Ancak başarı, bir varış noktası değil, yeni bir yolculuğun başlangıcıdır. Geçtiğimiz sezonun destansı hikâyesi, bu sezonun prologuydu. Artık hedef, net ve tartışmasız: 3. Lig. Ve bu hedef, sadece hayal değil, adım adım gerçeğe dönüşmek üzere. Yönetimin yaptığı nokta transferler, adeta bir satranç ustasının hamleleri gibi; eksik parçaları tamamlayan, gücü dengeli dağıtan ve rakiplerin hamlelerini boşa çıkaracak nitelikte.
Gemlik, yıllardır tribünlerde, kahvehanelerde, sahil kenarlarında hep aynı cümleleri kurdu: “Biz bu işi başarırız.” Artık o gün geldi. Şimdi “başarırız” demek yetmez, “başaracağız” demek zorundayız. Çünkü elimizde hem futbol mantalitesi hem de şehrin ruhunu yansıtan bir kadro var.
Geçen yılki namağlup istatistikler, rakiplerin gözünde bizi zaten “yenilmesi en zor takım” haline getirdi. Bu yıl ise yalnızca zor yenilen değil, kazanan ve ipi göğüsleyen bir takım olma zamanı. Hücum hattına eklenen gol yollarında etkili isimler, orta sahanın dinamosu, savunmanın çelik duvarı… Hepsi bu hedef için bir araya geldi.
Gemlik halkına buradan sesleniyorum: Bu takım sizin. Tribündeki alkışınız, sokaktaki selamınız, sosyal medyadaki desteğiniz, çocuklarınıza anlattığınız futbol hikâyeleri… Hepsi bu yolculuğun yakıtı. Bu yıl evimizin her penceresinden, iş yerlerimizin her duvarından aynı ses yükselmeli: “Haydi Gemlik, 3. Lig’e!”
Futbolun büyüsü, yalnızca sahada değil, şehirlerin kalbinde yaşar. Bu sezonun sonunda Gemlik’in her sokağında, her meydanında o büyünün tezahürüne şahit olacağız. Çünkü bu kez yalnızca bir sezon oynamıyoruz, bu kez tarihe geçiyoruz.
Ve biliyorum ki, 1984 ruhunu yeniden canlandıran bu takım, sadece bir hedefe değil, hak ettiği lige kavuşacak. Şampiyonluk kupası, çoktan şehrimizin kader defterine yazıldı. Biz sadece onu sahada alacağız.
Haydi Gemlik… Kenetlenme zamanı!

Ev Dekorasyonunda Renklerin ve Yaratıcılığın Gücü

Ev Dekorasyonunda Renklerin ve Yaratıcılığın Gücü

Evimiz sadece yaşadığımız bir alan değil, aynı zamanda kişiliğimizi yansıtan bir tuval. Renklerin, objelerin ve küçük dokunuşların bir araya gelmesiyle, ev dekorasyonu hem bir sanat hem de bir ifade biçimi haline geliyor. İster minimalist bir tarzı benimseyin, ister canlı ve eklektik bir atmosfer yaratın, evinizi dönüştürmenin sırrı yaratıcılıkta yatıyor. Renk paletlerinden dekoratif objelere kadar her detay, evinizi daha sıcak ve davetkâr bir hale getirebilir.

Renklerle Evde Atmosfer Yaratma

Renkler ev dekorasyonunun en güçlü araçlarından biri. Bir odanın havasını tamamen değiştirmek için sadece bir duvarı boyamak bile yeterli olabiliyor. İşte burada HEC kodu devreye giriyor. Hexadecimal renk kodu, yani hex kodu, renkleri dijital ortamda tanımlamak için kullanılan bir sistemdir ve dekorasyon sürecinde de ilham kaynağı olabilir. Örneğin, #F5F5DC kodu yumuşak bir bej tonunu temsil eder ve oturma odasına sıcak bir dokunuş katar. Renklerin psikolojik etkileri, evde istediğiniz atmosferi yaratmada büyük rol oynuyor. Mavi tonları sakinlik ve huzur verirken, sarı gibi canlı renkler enerji ve neşe katıyor. Bir renk paleti seçerken, odanın ışığını ve mobilyaların tarzını göz önünde bulundurmak, uyumlu bir görünüm için önemli.

Dekoratif Objelerle Kişisel Dokunuşlar

Ev dekorasyonunda küçük objeler büyük farklar yaratır. Son yıllarda popüler olan Labubu figürleri, bu konuda harika bir örnek. Bu sevimli koleksiyon figürleri, raflarda veya sehpalarda yerini alarak evinize eğlenceli bir karakter katıyor. Labubu’nun canlı renkleri ve benzersiz tasarımları, özellikle modern veya eklektik tarzda dekore edilmiş evlerde dikkat çekiyor. Bir kitaplığın üzerine yerleştirilen tek bir figür, odaya neşe katar ve misafirlerin ilgisini çeker. Bu tür objeler, evinizi sıradanlıktan uzaklaştırarak kişisel bir hikâye anlatmanıza olanak tanıyor. Kendi tarzınızı yansıtmak için, sevdiğiniz temalara uygun dekoratif parçalar seçebilirsiniz.

Renk ve Obje Seçiminde Denge Kurma

Ev dekorasyonunda renk ve objeler arasında bir denge kurmak, uyumlu bir görünüm için kritik. Örneğin, nötr renklerle dekore edilmiş bir odaya birkaç canlı aksesuar eklemek, monotonluğu kırabilir. Öte yandan, zaten renkli bir odada daha sade objeler kullanmak, görsel karmaşayı önler. Bu dengeyi kurarken, renk teorisi gibi bilimsel yaklaşımlar devreye giriyor. Renk teorisi, hangi renklerin birbiriyle uyumlu olduğunu anlamanıza yardımcı olur. Mesela, mavi ve turuncu gibi tamamlayıcı renkler, bir odada dinamik bir kontrast yaratabilir. Bu tür bilgiler, dekorasyon sürecini daha bilinçli ve keyifli hale getiriyor. Bir odayı dekore ederken, hem estetik hem de işlevsel bir sonuç elde etmek için bu tür prensipleri kullanabilirsiniz.

Evinizi Kendi Tarzınızla Dönüştürün

Dekorasyon, sadece estetik bir mesele değil; aynı zamanda kendinizi ifade etme şekli. Bir duvarı boyarken HEC kodlarıyla ilham alabilir, Labubu gibi dekoratif objelerle kişisel bir dokunuş ekleyebilirsiniz. Örneğin, bir yatak odasını daha dinlendirici hale getirmek için pastel tonları tercih edebilir, bir çalışma köşesine enerji katmak için canlı renkler kullanabilirsiniz. Her seçim, evinizi sizin hikâyenize dönüştüren bir adım. Üstelik, dekorasyon sürecinde küçük değişiklikler bile büyük farklar yaratabilir. Mesela, bir koltuğun üzerine renkli bir yastık eklemek veya bir köşeye sevdiğiniz bir figürü yerleştirmek, odayı anında canlandırabilir.

Kendi Dekorasyon Yolculuğunuza Başlayın

Ev dekorasyonu yaratıcılığınızı serbest bırakmanın en güzel yollarından biri. İster bir duvarı yeniden boyayarak, ister birkaç dekoratif obje ekleyerek başlayın, her adımda kendi tarzınızı yansıtabilirsiniz. Online kaynaklardan renk paletleri hakkında bilgi edinebilir, HEC kodlarıyla kendi renk kombinasyonlarınızı oluşturabilirsiniz. Ya da Labubu gibi popüler figürlerle evinize eğlenceli bir dokunuş katabilirsiniz. Dekorasyon, sadece evinizi güzelleştirmekle kalmaz, aynı zamanda ruh halinizi de yükseltir. Kendi dekorasyon yolculuğunuza başlamak için küçük bir adım atın ve evinizi sizin için özel bir yere dönüştürün!

Omar Al Zaza: The Rising Star of Qatari Football

Omar Al Zaza: The Rising Star of Qatari Football

Qatar national team goalkeeper Omar Al Zaza continues to turn heads with his performances both at the club level and on the international stage. Currently playing for Al-Sailiya SC in the Qatar Stars League, the young goalkeeper is making a name for himself with his consistent and impressive displays.

With over 6,000 followers on Instagram, Al Zaza shares a mix of training clips and personal moments, offering fans a glimpse into his disciplined lifestyle and passion for football. His social media presence reflects the focus and dedication he brings to the game.

Known for his sharp reflexes, excellent positioning, and strong command of the penalty area, Al Zaza has earned praise from coaches and analysts alike. After a solid season with Al-Sailiya SC, he is steadily solidifying his spot in the Qatar national team setup.

Many football experts believe Al Zaza is among the brightest goalkeeper prospects in the region. A potential move to a European club in the near future would not be a surprise, given his growing talent and international experience.

As Qatar continues to invest heavily in its football infrastructure and youth development, players like Omar Al Zaza represent a promising future for the country’s football ambitions.

Tedbirli Olursak Depremde Hasarı Yüzde 70 Azaltabiliriz

Tedbirli Olursak Depremde Hasarı Yüzde 70 Azaltabiliriz

Gemlik Belediyesi, deprem gerçeğine dikkat çekmek ve kenti depreme karşı daha dirençli hale getirmek amacıyla önemli bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. 30 yılı aşkın süredir Türkiye’de deprem bilinci ve güvenli yapılaşma üzerine çalışmalar yürüten Yüksek Mimar ve Yüksek Mühendis Yoshinori Moriwaki, Zeytindalı Meydanı’nda düzenlenen programda Gemliklilerle buluştu.
Bir saatten fazla süren konferansta Moriwaki, depremlerde can kaybının önlenebilmesi için yapı denetiminin artırılması ve sismik izolatörlerin yaygınlaştırılması gerektiğini vurguladı. Türkiye’nin bir deprem ülkesi olduğunu hatırlatan Moriwaki, Japonya’daki afetlere hazırlık kültürünü örnek göstererek, “Depremi engelleyemeyiz ancak hasarı yüzde 70 oranında azaltabiliriz. Bunun yolu, hükümetlerin, belediyelerin, okulların, iş yerlerinin ve evlerin afetlere karşı önceden plan yapmasından geçiyor” dedi. Deprem anında merdiven kullanılmaması, deprem çantasının kapıya yakın bulundurulması gibi hayati kurallara da dikkat çekti.
Gemlik Belediye Başkanı Şükrü Deviren ise deprem gerçeğinin ortak bir kader olduğunu belirterek, “Moriwaki, Japonya’dan Türkiye’ye geldi. Onunla farklı diller konuşsak, farklı inançlara sahip olsak da kaderimiz aynı. Deprem, bilimin ışığında doğru inşaat teknikleriyle daha az can kaybıyla atlatılabilir. Moriwaki gibi değerli uzmanların bilgi paylaşımı bizim için büyük bir kazanç” dedi. Japonya’nın II. Dünya Savaşı sonrası yaşadığı yıkıma rağmen disiplin, eğitim ve bilimle dünyanın önde gelen ülkelerinden biri haline geldiğini hatırlatan Deviren, “Biz neden ölüyoruz, Japonlar neden hayatta kalıyor? Bu sorunun cevabını bilimin ışığında aramalıyız” ifadelerini kullandı.

GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE SOKAK OYUNLARI FESTİVALİNİN İKİNCİ DURAĞI: GEMLİK BÖLGE PARKI OLDU
Gemlik Kent Konseyi öncülüğünde, Gemlik Belediyesi, MEB HOBA, Gençlik Merkezi ve Yaşam Atölyesi iş birliğiyle düzenlenen Sokak Oyunları Festivali dolu dizgin devam ediyor.
Kör ebeden ip atlamaya, yakan toptan sek sek oyununa; topaçtan mendil kapmacaya kadar pek çok geleneksel sokak oyununun yanı sıra, takım ruhunu pekiştiren eğitsel oyunlar da çocuklarla buluştu.
Gemlik Belediye Başkanı Şükrü Deviren, Belediye Başkan yardımcısı Zülküf Zor ve Eşref Dinçer mahallesi muhtarı Yusuf Güngör AL’ın da katıldığı etkinlikte yüzlerce çocuk, hem eğlendi hem öğrendi. Geçmişin unutulmaya yüz tutmuş sokak oyunları, bu özel günde yeniden hayat buldu.
Festival ile alakalı konuşan Gemlik Kent Konseyi Başkanı Sedat Akkuş amacımız; çocuklarımızı ekran bağımlılığından uzaklaştırmak, onlara paylaşmayı, yardımlaşmayı ve birlikte oynamanın keyfini yaşatmak. Sloganımız ise: “Teknolojiyi bırak, sokağa çık” dedi.
Festivalin üçüncü durağı ise Gemlik İskele Meydanı olacak.
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE SOKAK OYUNLARI FESTİVALİNİN İKİNCİ DURAĞI: GEMLİK BÖLGE PARKI OLDU
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE SOKAK OYUNLARI FESTİVALİNİN İKİNCİ DURAĞI: GEMLİK BÖLGE PARKI OLDU

Ayşenur Gök’ten Hem Eğlenceli Hem Düşündüren Şarkı: “Erkekler”

Ayşenur Gök’ten Hem Eğlenceli Hem Düşündüren Şarkı: “Erkekler”

 

 

Ayşenur Gök’ten Yeni Single “ERKEKLER”

Müzik dünyasına 17 ocak’ta ilk şarkısı Kapı ile adımını atan Ayşenur Gök; bu sefer de hareketli, kıpır kıpır ve bir yandan da eleştirel şarkısı Erkekler’i 30 Mayısta beğeniye sundu.

 

Ayşenur Gök’ten Hem Eğlenceli Hem Düşündüren Şarkı: “Erkekler”
Ayşenur Gök’ten Hem Eğlenceli Hem Düşündüren Şarkı: “Erkekler”

 

Bu iddialı şarkının söz ve bestesi Ayşenur Gök’e ait olup Aranjör Aykut Terzi düzenlemesiyle dinleyicilerine eğlenceli bir 3 dk sunuyor. Etkileyici bir melodiye sahip olan şarkı elektronik, akustik soundları ve üflemeli brassları ile sadece 2025 yazına değil tüm ileri dönemlere de damga vurmaya aday bir şarkı. Dinleyince dile dolanacağı garantisi verilmekte. Klibinde yönetmen Enes Bilal Taşçı ile işbirliği yapan Ayşenur Gök bu çalışmada hem görsel hem işitsel bir şov hedefledi.

 

“Erkekler”, son dönem ilişkilerde yaşanan problemlere ve duygusal gelgitlere odaklanan sözleriyle dikkat çekiyor. Şarkı kadınların duygusal dünyasına dokunarak sahici bir ilişki özlemini içerirken, erkeklerin ise herkese göre farklı hareketlerini kırıp dökmeden eleştiriyor. Bu şarkı aslında kadınların tatlı ve eğlenceli bir isyanı olacak.

 

“Erkekler”, tüm dijital müzik platformlarında 30 mayıs 2025 tarihinde dinleyicilerle buluştu. Spotfy, Apple Music, YouTube Music gibi popüler platformlar üzerinden erişilebilecek olan şarkı, aynı zamanda Ayşenur Gök’ün resmi Youtube kanalında da yayınlandı.

 

Ayşenur Gök Hakkında

Kendisi 1988 doğumlu olup göğüs hastalıkları doktorudur. Müzik kariyerine 2007-2013 tarihi arasında 20 şarkı yapıp sadece etrafına dinletmek dışında müzik defterini kapatmıştı. Yıllar sonra gelen ilhamla tekrar alevlenen müzik aşkı ve duygusal birikimi ile toplamda 170e ulaşan şarkı birikimi olmuş ve aranjör Aykut Terzi vesilesiyle artık bunları profesyonel anlamda sunmayı hedeflemiştir. Halen doktorluk yapan aynı zamanda 1 çocuk annesi olan Ayşenur Gök 1,5 yıldır şan eğitimine devam ediyor. İlk şarkısı Kapı ile kendini anlatan ve insanlara empatik bakış açısını göstermeyi hedeflemiş olup ikinci şarkısı Erkekler’de ise içindeki çocuğu çıkarıp ters köşe yapmıştır. Eleştirel yanını eğlenceli tasvirleriyle süsleyen kıpır kıpır bir şarkı olup dinleyicisinin yorumlarını bekliyor.