KIZILAY’DAN İYİ PARTİYE ZİYARET








Rusya ve Ukrayna Savaşı’nın kazananları: Rusya, Türkiye ve Amerika oldu.
Kaybedenleri ise Avrupa Birliği ülkeleri ve özellikle Almanya oldu.
Türkiye’nin kazancı diplomatik hamlelerden geldi.
Savaşın başlangıcında çok kritik bir yer seçti.
İki taraftan da vazgeçmeyeceğini açıkça beyan etti.
Savaş devam ettiği sürece bu tavrını değiştirmedi.
Rusya’yı anbargocu ülkeler gibi aşağılamadı ve suçlamadı.
En önemlisi Rusya’ya konulan ambargoya destek vermedi.
Yeri geldikçe Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne saygılıyız demekten de çekinmedi.
Bütün bunlara ilaveten barış görüşmeleri sırasında ve tahıl koridoru açılması aşamasında hep baş rolde göründü.
Fransız La Figaro gazetesi, Türkiye’nin vazgeçilmez olduğunu Alman (RND) Medya Kurumu da Erdoğan’ın geleceği iyi gördüğünü yazdı.
Kazanan ülkelerden biri de Rusya oldu. Enerji ve doğalgaz fiyatlarının yükselmesi Rusya’ya büyük kazanç sağladı. Rus parası olan Rubleyi dünya ticaretine sokma fırsatı buldular.
Karadeniz’deki çok stratejik limanları ele geçirdiler.
Ayrıca Avrupa Birliği’ne ve özellikle Almanya’ya enerjideki gücünü gösterme fırsatını buldular.
Amerika Ukrayna’yı ve Rusya’yı önce kızıştırdı sonra kapıştırdı.
Savaşın en kazançlı ülkesi haline geldi. Stoktaki silahlarını kullanma fırsatı buldu.
Savunma sektörünü üretime geçirdi. Amerika ekonomisi nefes alma imkanı buldu.
(KOF) bir güç haline gelen NATO’YU Toparlama imkanı buldu.
Korku üreterek NATO’ya yeni üyelerin katılmasına vesile oldular.
Savaşın en büyük kaybedeni yıkılan ve yakılan Ukrayna oldu.
Diğer kaybedenler ise Avrupa Ülkeleri ve özellikle Almanya oldu.
Yakın zamana kadar büyük prestije sahip olan Avrupa Birliği ülkeleri bir anda enerjisiz ve savunmasız kaldılar.
Günün Sözü
“ Bir olalım, İri olalım, Diri olalım.”
-Hacı Bektaşi Veli

















Önce 1972 ile 2022 yılları arasındaki 50 yıllık enflasyon oranlarını inceledik.
Bu vesile ile yaşanmış koalisyon hükümetleri krizleri ile yüksek enflasyon arasındaki ilişkileri de görmüş olduk.
İki adet çok düşük enflasyon oranına rastladık.
Birincisi 2010 yılında (%6,4) olarak gerçekleşmişti.
İkincisi 2012 yılına aitti.
(%6,16) oranında gerçekleşmişti.
İki tane de rekor enflasyon oranına rastladık.
Birincisi Turgut Özal dönemine aitti.
Ekonominin dininin değiştiği 24 Ocak 1980 kararlarından sonra gerçekleşmişti.
Rekor sayılacak bu enflasyon (%115,60) oranındaydı.
İkinci enflasyon rekorunun 1994 yılına ait olduğunu gördük.
Bir toplantı sırasında Cumhurbaşkanı A.Necdet Sezer ile Başbakan Ecevit arasında yaşanan sert tartışma enflasyonu (%125,50) seviyesine fırlatmıştır.
Bu olay ekonomi tarihine “Fırlatılan Anayasa Kitapçığı“ olarak geçmişti.
Bu dönemde ekonomiyi düzeltmesi için Kemal Derviş getirilmişti.
Kemal Derviş’in görev alması kualisyonu sarsmıştı.
Ve Ecevit ile Bahçeli arasında soğukluğa sebep olmuştu.
Aslında (1990) lı yılların başları koalisyon tartışmaları ve ekonomik krizlerle iç içeydi.
Bu yıllarda enflasyon rakamları ise şöyleydi.
1990 yılında (%60,6)
1991 yılında (%71,1)
1992 yılında (%67,91)
1993 yılında (%71,4) rakamlarını görmüştük.
1994 yılında ise (%125,80) lik bir enflasyon oranı ile karşılaşmıştık.
Sonuçta enflasyonu düşürmek için Dünya Bankasında Uzman getirmenin yeterli olmadığını gördük.
Düşündük taşındık kabahati güven vermeyen ve istikrarsız koalisyon hükümetlerinde bulduk.
Halkın desteğini arkasına alan akp 18 yıllık dönemde başarılı sayılabilecek enflasyon rakamları tutturmuştur.
Son iki yılında ise pandemi şartlarının ve savaş ortamının ekonomiye yansıyan olumsuz etkilerinden dolayı enflasyonu kontrol altına alamamıştır.
Bu arada döviz fiyatlarını dengeleyemeden yaptığı zamansız faiz indirimleri ile piyasaları ısıtmıştır.
Ücretleri yeni iyileştirilen dar gelirli kesimi endişelendirmiştir.
Günün Sözü
“İnsan ne kadar az düşünürse,
O kadar çok konuşur.”
MONTESQUE