Gemlik Yepyeni bir Bebek Mağazasına Kavuştu






Bu gönderiyi Instagram’da gör








Küresel sermaye küresel çapta bir sivil toplum örgütü haline gelmiştir.
Sosyal medyayı kullanmakta çok uzmanlar.
Kutuplaşmaya elverişli ülkeleri seçmekte çok ustalar.
Açık toplum ve demokrat toplum sloganları ile hedef seçtikleri ülkelere giriyorlar.
Çok paraları var bölecekleri ülkeler de ki yandaşlarına bol para harcamaktan çekinmiyorlar.
Pilot ülke olarak Sovyet Rusya’dan ayrılan Ukrayna’yı seçtiler.
Ukrayna’yı bir anda eski Sovyet yanlıları ve demokrasiyanlıları diye ikiye bölmeyi başardılar.
Ukrayna’da yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimleri sırasında.
Kutuplaştırdıkları halkı birbirlerine düşürmeye çalıştılar.
Sonunda Ukrayna’yı Rusya’dan kopardılar ve Rusya ile savaşa girmeye zorladılar.
Küresel sermaye her yaptığı operasyonu sonuçsuz bırakır.
O bölgeyi kanayan bir yara haline getirir.
Afganistan ve özellikle Kuzey Suriye örnekleri ortadadır.
Açıklık ve demokrasi vaat ettiği toplumların sorunlarını çözmez.
Ortalıkta bırakır.
Tam itaati kabul ettirinceye kadar her türlü baskıya baş vurur.
Açık ve demokrasi toplum vakfı aradığı kutuplaşmış ortamı Mısır’da bulmuştur.
Tahrir meydanında bir iç savaş tehlikesi yaşandı.
Müslüman kardeşler iktidarı yıkıldı ve Mısır’ın başına General Sisi getirildi.
Aynı senaryo ile Tanus’un başına da emekli bir anayasa yargıcını getirdiler.
Açık toplumun lideri para babası Soros Macaristan doğumludur.
Ama Macaristan halkına diz çöktüremedi.
Küresel sermayenin yeni hedefinde Türkiye bulunmaktadır.
Açık ve Demokrasi toplum vakfı bizim millet ittifakı ile yakın ilişki içindedir.
Halen cezaevinde bulunan Osman Kavola bir açık toplum vakfı lideridir.
Osman Kavalahem küresel sermaye hemde Millet ittifakı için önemli isimdir.
Altılı masa bir görüntüden ibarettir.
Vakti zamanı gelince karar isimler dışarıdan bildirilecektir.












Türkiye’nin 40 yıllık enflasyon rakamlarından önce 20 yıllık enflasyon rakamlarına bir bakalım.
Ak parti göreve başladığı 2002 yılında (%29,7) oranında bir enflasyon oranı ile karşılaşmıştık.
2003 yılında enflasyonu (%18,4) düze yine düşürdü 2004 yılında ise tek rakama yani (%9,3) düzeyine indirdi.
2005 yılında enflasyon (7,73) seviyesine kadar geriledi 2006 yılında (9,65) düzeyine yükseldi .
2007 yılında ise (%8,39) olarak ölçüldü.
2005 yılındaki genel kriz enflasyonu iki haneye yani %10,06 oranına yükseltildi.
2009 yılındaki rakam ise (%6,53) olarak gerçekleşti.
2010 yılında (%6,4) gibi mükemmel bir rakam görmüştük.
2011 yılında yeniden çift haneye çıktık.
(%10,45) oranını gördük.
2012 yılında (%6,16)
2013 yılında (%7,4)
2014 yılında (%8,17)
2015 yılında (%8,87)
2016 yılında (%8,53) oranlarını yaşadık.
15 temmuz darbesinden sonra 2017 enflasyonu (%11,92) düzeyine yükseldi.
2018 yılında yükselme devam etti ve enflasyon (%20,3) düzeyine kafar ulaştı.
2015 yılında yeniden (%11,84) düzeyine düştü.
2020 yılında ise (%14,5) olarak ölçüldü.
2021 yılında salgın hastalığın tırmandığı dönemde enflasyon (%36,?) oranına kadar çıktı.
2022 yılında salgın hastalığın yanına savaş ortamıda eklenince enflasyon (%79,60) oranına kadar tırmandı.
Kısacası Ak parti iktidarının enflasyon ile mücadelesi salgın hastalık ve savaş psikolojisi nedeniyle yaralanmış oldu.
Birde geçmiş te nasıl enflasyon rakamları görmüştük onları hatırlayalım.
Rahmetli Önal’ın uyguladığı 24 Ocak 1980 tarihli ekonomik kararlar sonucunda (%115,6) düzeyinde bir enflasyon oranı görmüştük.
1994 yılında ise Cumhurbaşkanı A.Necdet Sezer ile Başbakan Ecevit arasında yaşanan sert bir tartışma sonrasında (%125,50) oranında rekor bir enflasyon oranı ile karşılaşmıştık.
Kısacası 40 yıldan beri enflasyon ile birlikte yaşadık.
Yeterli petrolümüz doğal gazımız ve buğdayımız olmaz ise yaşamaya devam edeceğiz.
GÜNÜN SÖZÜ
Minnet ağır bir yüktür
Kimse yük taşımak istemez
?