Gemlik Salı Pazarında Denetimler Sıklaştırıldı
















Rahmetli İzzet Kaptan ile uluslar arası ikinci Gemlik Zeytin Festivalinde tanışmıştım.
Festival yönetimi tarafından Gemlik’i içeride ve dışarıda temsil edenlere plaket verilmesi öngörülmüştü.
Plaket verilmesi uygun görülenler arasında Uludağ üniversitesi Dekanlarından Prof. Dr. Hasan Batmaz vardı.
Gemlik’in doktor amcası Dr. Naci Okur vardı.
Borusan yöneticisi Bülent Kurt ‘da vardı.
Medya sektörtünden Süheyle Yılmaz ve Belma Belen vardı.
Ve Gemlik’in efsane kaptanı izzet Kaptan’da oradaydı.
Plaket töreni sırasında hepimiz platforma çağırılmıştık.
Hem de bir birimizle tanışmıştık.
Hem de toplu halde meydandaki Gemlik halkına tanıştırıldık.
Gemlik halkının İzzet Kaptana özel bir ilgi ve sevgi gösterdiğine hepimiz tanık olmuştuk.
Rahmetli İzzet Kaptan plaketini alırken ve konuşma yaparken sahildeki evlerin ışıklarının yanıp söndüğünü görmüştük.
Çünkü 1962 yılından beri körfez turu yapan İzzet Kaptan sahildekilerle hep bu şekilde selamlaşmıştık.
Mesleğine on yedi yaşında 4 metrelik 4 kişilik kayığı ile başlamıştı.
1990 yılında ise 22 metrelik 165 kişilik bir tekneye sahip olmuştur.
Gemlik sınırını aşmıştı.
Önce İstanbul ve Adalar turları ile başladı.
Daha sonra Ayvalık, İzmir, Marmaris, Dalyan, İzmit ve Gölcük seferlerine ulaştı.
Kısacası rahmetli İzzet Kaptan sadece Gemlik’te değil bütün sahillerde unutulmayacak bir isim bırakmıştır.
Allah Rahmet Eylesin ruhu şad olsun.
Türk milliyetçiliği her türlü ideolojik akımlar düşüncesinden değil ve bağımsızdır. Bir millet ülküsü milli bir düşünce sistemi olup ve Türk milletine bağlıdır. Türk milliyetçilikte en temel amaç milleti sevmek, onu geliştirip yükseltmek ülküsüdür. Bu nedenle sağcı, solcu, kapitalist, sosyalist olmaya gerek yoktur; milliyetçilik her türlü düşünce üstünde kutlu bir ülkü ve düşünce sistemi diyerek doğrusudur. Bir amaç ülküdür, çünkü milletini seven ve yükseltmek için neler yapılması gerektiği üstünde sürekli fikir üretmek zorundadır. Bir milletin gelişmesinin sonu olmadığı gibi ülkünün de sonu yoktur.
*
Türk milliyetçiliğinde milleti sevmek için neler yapılmalıdır? Millet mensuplarının kendi milletlerine hizmet için neler yapılmalı ve öncelikle milletinin geçmiş tarihini ve geleceğini bir plan içinde düşünerek iyi tanıtmaktır. İçinde yaşadığın milleti tanıtmak, böylece milletine mensup oldukları duygu ve bilgisini kazandırarak, milletin fertlerini küçük yaştan itibaren millet sevgisini sevdirmeli ve tarihiyle, kültürüyle, toprağıyla, havasıyla, suyuyla. Tanıtma işi, her yaşa göre en son ve en yeni usullerle yapılmalı ve teknolojinin son ürünleriyle, bilgisayar oyunlarıyla, filmlerle, müzikli oyunlarla. Küçük yaştan ileri yaşlara doğru kalite ile artırılmalıdır.
*
Türk milletini geliştirmek ve yükseltmek için neler yapılmalı, hedefi tüm millet fertlerini maddi ve manevi olarak çıkabilecekleri en yüksek seviyeye çıkartarak, milliyetçilik refah devletinin milli projesiyle her Türk’ün en iyi şekilde yaşamaya, en son imkânlara sahip olmaya hakkı var sayımıyla, her Türk’ün dünyayı gezip görmeye hakkına sahip olmasını sağlamaktır. Her Türk yurttaşı kültürel seviyede yükseltilmeli ve bilgi, sanat ve kültür açısından da yükselebileceği en son noktaya kadar gelmelidir.
*
Bir milletin bütün fertleri maddi ve manevi noktasından yükseltildi mi; gerisi zaten gelir. O zaman milletin fertlerinin geleceği endişe edecek değil yaşantısı garibanlık içinde, zillet içinde, karanlıklar içinde yaşamak istemezler; yaşadıkları çevreyi, köyü, kasabayı, şehri güzelleştirmek için çalışırlar. Bilime ve sanata değer verirler. Maddi ve manevi açıdan yükselen insanlar, kaba ve tembel olmazlar, hantal hareketlerden, kaba konuşmalardan hoşlanmazlar; böyle insanları önemli yerlere getirmezler. Maddi ve manevi açıdan yükselen insanların şiirleri şiir, romanları roman, filmleri film, müzikleri müzik olur; yaşadıkları yerler cennet olur. İşte böyle hedefleri olan insanlara milliyetçi denir. Demek ki milliyetçilik sevgidir, bir kalkınma ve yükselme ülküsüyle bu anlayış içinde olan, Türk milliyetçilerinin ve Mustafa Kemal Atatürk’ün en temel arzularıdır. Umarım Türk milletini yönetecek geleceğe hazırlayacak, bu düşünce aydınlarıyla halkıyla bir bütünlük içinde yönetenler olur. Umut ışığıyla, sağlık, esenlikler dilerim.
OYUNLARI BOZMALI
Gönüller parçalandı gören gözler uyansın,
Çok geçmeden vakitte fenalıklar önlensin,
Vatana sevgi ahlakın çöküşüne bakılsın,
Bu gidişat karanlık acil durdurulmalı,
Çaresi tek vücutta oyunları bozulmalı.
*
Öncelik planları uşakları ileri sürdüler,
Maya tuttu sanarak milleti ayrıştırdılar,
Girip çıkan belirsiz ülkeyi karıştırdılar,
Bu gidiş karanlık açıl durdurulmalı,
Çare millet birliğiyle oyunlar bozulmalı.
*
İslam dini dediler dinsizliği yaydılar,
Din alimi diyerek fetvaları verdiler,
Örgüt, cemaat diyerek darbeler indirdiler,
Bu gidişat karanlık açıl durdurulmalı,
Türk milletin birliğiyle oyunlar bozulmalı.
*
İhanetler diz boyu bakarlar şaşkın,
Türk yurdu tehlike çevrenize bakın,
Yeniden diriliş için meşalenizi yakın,
Bu gidişat karanlık çözümü bulunmalı,
Türkün milli birliğiyle oyunlar bozulmalı.
*
Turan birliği kurulsun insin ovalarına,
Bozkurtlar baş olsun turan ordularına,
Mazluma huzur zalime korku salına,
Bu gidişat karanlık çözümü bulunmalı,
Türkün milli birliğiyle oyunları bozulmalı.
*
Yolunda ışığı bilim, aydınlansın seması,
Cehaleti ezerek rüzgâr yeli olması,
Türk’ün bilim şanını dünyaya göstermeli,
Bu gidişat karanlık çözümü bulunmalı,
Türk dünyası birliğiyle oyunları bozulmalı.
*
Der Mehmet hak, adalet verilsin,
Dünyada Türkün şanı tekrar duyulsun,
Zalime korku mazlumun ahı kalmasın,
Bu gidişat karanlık çözümü bulunmalı,
Türkün Turan birliğiyle oyunları bozulmalı.
Bir süredir haberleri takip etmiyorum. Okumuyorum, izlemiyorum.
Hatta dünyadan ve ülkeden bi’ haber olmak için adeta çaba harcıyorum!
Bunun için, gazetelerin ve haber sitelerinin son haberlerini anında bildiren telefonun dınklama sesini tamamen kapattım mesela.
T.V’dan uzak yaşayan bendeniz, olur da elim kumandanın aç-kapa tuşuna değerse diye, orada da kanalı TLC veya Netflix olarak ayarlamakta buldum çareyi mesela…
Hasılı; istemiyorum! Ne haber izlemek ne de olan bitenler hakkında bilgi sahibi olmak falan istemiyorum.
Çok fazla farkındalık çok fazla düşünceyi getirdiği için beraberinde ve ben de sorumluluk sahibi bir birey olarak artık ince ince düşünmek istemediğim için boş verdim gerçek dünyanın gerçek ve can sıkıcı olaylarını.
Böyle güzel!
Böyle güzelim!
Siz buna ister kafayı kuma gömmek deyin, isterseniz duyarsızlık deyin. Adı, kılıfı ne olursa olsun temmuzun sıcak geçen günlerinde ruhumun özgürlüğünü seçerek, umursamama hakkımı kullanıyorum gerçek alemin düzenini.
Ve genelde Şile’ nin kuytu koylarındaki sessizliğime bürünüp, zamanın burada akıp geçmesine izin veriyorum.
Sakin, huzurlu, mülayim…
Sorunsuz, kaygısız, yalın.
Altıma çekiverdiğim şortum ya da şalvar pantolonumla, ayağıma takıverdiğim şıp şıp terliklerimle…
Değmeyin keyfime…
Ne kadar daha bu modda yaşarım bilmiyorum ama, sonbaharda ayyuka çıkacağı düşünülen salgınla ilgili kara haberler gelesiye ve bununla birlikte zaten berbat olan ekonominin insanları daha da yaşayamayacakları hale getireceği o güne kadar bu modda kalmaya istekliyim.
İçinde olduğum huzurun sizi de sarması dileğimle,
Esen kalın.











