Gemlik Haber

Miaport Arnavutköy

Miaport Arnavutköy

 

Miaport Arnavutköy projesi Çağlayan Grup ile yapılan ve İstanbul’un Arnavutköy ilçesinde konumlanan gözde projeler arasında ilk sıralarda yer almaktadır. Özellikle Arnavutköy’de yaşamak isteyenlere büyük fırsatlar ve imkanlar sunan projenin konut satışları kapsamında pek çok talep yapılıyor. Eğer sizler de Arnavutköy’de konumlanan bu projedeki bir konut sahibi olmak isterseniz hemen Çağlayan Grup ile iletişime geçmeniz gerekiyor.

Miaport Arnavutköy projesi sayesinde pek çok imkanı elde edebiliyorsunuz. Proje hem konum açısından, hem de konutların içerisinde ve proje kapsamında sunulan olanaklar açısından önemli avantajlar sağlıyor. Her aileye uygun konutların bulunduğu projede siz de kral ve kraliçeler gibi yaşamak isterseniz elinizi çabuk tutmanız gerektiğini sizlere hatırlatıyoruz.

Miaport Arnavutköy Projesinin Özellikleri Nelerdir?

Miaport Arnavutköy konut sahiplerine pek çok avantaj sunuyor. Sahip olduğu özellikler sayesinde size tıpkı bir otel konforu sunan projede ne gibi özellikler olduğunu merak ediyorsanız sizler için aşağıda sıraladık. Projenin özelliklerine bakarak hayalinizdeki daireyi artık sizler de satın alabilirsiniz. Bunun için Çağlayan Grup web sitesinden ya da WhatsApp destek hattından yararlanabilirsiniz.

  • Miaport Arnavutköy projesinin özellikleri arasında yer alan maddelerden öncelikle dairelerden başlamak istiyoruz. Daire tipleri arasında küçük aileler ya da tek başına yaşamak isteyenler için 1+1 seçenekli daireler yer alıyor. Genellikle çocuklu ve çekirdek aileler için uygun olan 2+1 ve 2+1 dubleks daire seçenekleri yer almaktadır. Son olarak projede 3+1 daireler bulunuyor.
  • Proje dahilinde sunulan dairelerin büyüklükleri en az 48 metrekareden oluşuyor. Bunlar 1+1 daire satın almak isteyenler için belirlenen büyüklük oranıdır. En büyük dairenin ise 147 metrekare olduğunu sizlere söyleyebiliriz. Böylece eşyanıza, ailedeki kişi sayısına dikkat ederek kendinize en uygun olan daireyi satın alabilirsiniz.
  • Miaport Arnavutköy İstanbul Havalimanı’na yakın konumda yer alıyor. Böylece sık sık il dışına ya da ülke dışına giden kişiler için bulunmaz hint kumaşı durumundadır. Havalimanına yakın oluşunun yanı sıra hastanelere de yakın konumda olduğunu sizlere söyleyebiliriz. Herhangi bir sağlık problemi yaşadığınızda evinizin lokasyonu size herhangi bir şekilde dezavantaj durum sunmayacaktır.
  • Projenin içerisinde peyzaj düzenlemeleri bulunuyor. Dolayısıyla dairenizden çıktığınız andan itibaren kendinizi bir otel bahçesinde gibi hissedeceksiniz. Ayrıca proje içerisinde yer alan ticari alanlar sayesinde sitenizin içerisinden çıkmadan çok kısa süre zarfında tüm isteklerinizi ve ihtiyaçlarınızı karşılayabileceksiniz. Proje içerisinde spor yapabileceğiniz, vakit geçirebileceğiniz pek çok sosyal alan yer alıyor. Son olarak sitenizin içerisinde 7 gün 24 saat sizi koruyan bir güvenlik mevcuttur.
  • Miaport Arnavutköy projesinde dairenizin içerisine girdiğiniz andan itibaren sizleri akıllı ev sistemleri karşılamaktadır. Dairenizde görüntülü diyafon sistemi yer alıyor. Bu sistem sayesinde herhangi bir güvenlik problemini yaşamadan misafirlerinizi dairenizde konuk edip ağırlayabiliyorsunuz. Tüm bu ve daha fazla imkanı projeyle elde edebilirsiniz.

Safra Kesesi Ameliyatı

Safra Kesesi Ameliyatı

Safra kesesi ameliyatı, safra kesesi taşlarını veya safra kesesi ile ilgili diğer sorunları tedavi etmek veya çıkarmak için kullanılan yaygın bir prosedürdür. Bu operasyona ihtiyaç duyan çoğu kişi genellikle yoğun karın ağrısı, mide bulantısı ve kusma yaşar. Bu ameliyat türü, hastanın bireysel durumuna bağlı olarak bir ila üç gün arasında değişen bir hastanede kalış süresi gerektirir. Prosedür sırasında deneyimli bir cerrah, safra kesesine erişmek için tıbbi aletler ve özel aletler kullanacak ve ardından karındaki küçük kesilerden çıkaracaktır.

Safra kesesi ameliyatı, karaciğerin altında bulunan küçük bir organ olan safra kesesini çıkarmak için yapılan bir prosedürdür. Safra kesesi, vücudun yağları sindirmesine yardımcı olan sarı-yeşil bir sıvı olan safrayı depolar ve yoğunlaştırır.

İki tür safra kesesi ameliyatı vardır: açık ve laparoskopik. Açık cerrahide, cerrah safra kesesine erişmek için karında büyük bir kesi yapar. Laparoskopik cerrahi daha az invazivdir ve karında birkaç küçük kesi yapmayı ve bunlardan küçük bir kamera ve cerrahi aletler sokmayı içerir.

Safra kesesi ameliyatının riskleri kanama, enfeksiyon, safra kanalı yaralanması ve anestezi reaksiyonlarını içerir. Safra kesesi ameliyatı olan çoğu kişi, işlemden sonra çok az ağrı yaşar veya hiç ağrı duymaz ve 2-4 hafta içinde tamamen iyileşir. Bununla birlikte, bazı kişilerde pankreatit veya apse gibi komplikasyonlar gelişebilir.

 

 

UPS Cihazı

UPS Cihazı

Kesintisiz güç kaynağı (UPS), elektrik kesintisi durumunda yedek güç sağlayan bir cihazdır. Elektronik ekipmanı güç dalgalanmalarının neden olduğu hasarlardan korumak için genellikle işyerlerinde ve evlerde kullanılır.

UPS bir akü, invertör ve şarj cihazından oluşur. Pil, elektrik kesintisi olduğunda sürücüye güç sağlar. Evirici, elektronik ekipmanı çalıştırmak için kullanılabilmesi için DC’yi AC’ye dönüştürür. Şarj cihazı, AC gücü mevcut olduğunda pili şarj eder.

İki ana ups cihazı türü vardır: bekleme ve hat etkileşimli. Bekleme UPS cihazları en yaygın tiptir. Güç dalgalanmalarına ve elektrik kesintilerine karşı temel koruma sağlarlar. Hat etkileşimli UPS cihazları daha pahalıdır ancak voltaj regülasyonu ve aşırı gerilim koruması gibi ek özellikler sunar.

Üç ana ups cihazı türü vardır: bekleme, hat etkileşimli ve çevrimiçi.

Bekleme UPS cihazları en yaygın tiptir. Güç dalgalanmalarına ve elektrik kesintilerine karşı temel koruma sağlarlar. Hat etkileşimli UPS cihazları daha pahalıdır ancak voltaj regülasyonu ve aşırı gerilim koruması gibi ek özellikler sunar. Çevrimiçi UPS cihazları en pahalıdır ancak elektrik kesintilerine, ani yükselmelere ve dalgalanmalara karşı en iyi korumayı sunar.

Bir UPS cihazı seçerken dikkate almak isteyeceğiniz ilk faktör, güç kapasitesidir. Bu, UPS’in herhangi bir zamanda sağlayabileceği maksimum güç miktarıdır. Örneğin, küçük bir UPS yalnızca 500 watt’lık bir güç kapasitesine sahipken, daha büyük bir UPS’in güç kapasitesi 2.000 watt veya daha fazla olabilir.

İhtiyacınız olan UPS’in boyutu, onu birlikte kullandığınız ekipmana bağlı olacaktır. Yalnızca bilgisayarlar ve çevre birimleri gibi birkaç küçük cihazı korumak için kullanıyorsanız, küçük bir UPS muhtemelen yeterli olacaktır. Ancak sunucular veya görsel/işitsel ekipman gibi daha büyük ekipmanları korumak için kullanıyorsanız, daha fazla güç kapasitesine sahip daha büyük bir UPS’e ihtiyacınız olacaktır.

UPS’in güç kapasitesini göz önünde bulundurmaya ek olarak, güç çıkışını da dikkate almak isteyeceksiniz. Güç çıkışı, UPS’in herhangi bir zamanda fiilen sağlayabileceği güç miktarıdır. Örneğin, 500 watt’lık bir güç çıkışına sahip 500 watt’lık bir UPS, gerektiğinde kapasitesinin 500 watt’ının tamamını sağlayabilir. Ancak, 1.000 watt güç çıkışına sahip 500 watt’lık bir UPS herhangi bir zamanda yalnızca 500 watt sağlayabilir – toplam kapasitesinin yarısı.

Bunun önemli olmasının nedeni, tüm ekipmanların her zaman aynı miktarda güce ihtiyaç duymamasıdır. Bazı ekipmanlar (bilgisayarlar gibi) çoğu zaman maksimum güç kullanımlarının yalnızca bir kısmını kullanırken, diğer ekipmanlar (sunucular gibi) çoğu zaman tam güç kullanımlarını kullanabilir. Bu nedenle, ihtiyaçlarınıza uygun güç çıkışına sahip bir UPS seçmek isteyeceksiniz.

UPS seçerken dikkate alınması gereken bir diğer önemli faktör aşırı gerilim korumasıdır. Aşırı gerilim koruyucu, herhangi bir ups sisteminin önemli bir bileşenidir, çünkü cihazlarınızı onarılamayacak şekilde hasar verebilecek ani voltaj yükselmelerinden korur. Birçok düşük kaliteli modelde bu özellik yoktur, bu nedenle satın almadan önce kontrol ettiğinizden emin olun! Üst düzey modeller genellikle çok düzeyli aşırı gerilim korumasıyla birlikte gelir, böylece koruma düzeyini özel ihtiyaçlarınıza göre ayarlayabilirsiniz.

Mükemmel Ups sisteminizi seçerken dikkate alınması gereken son faktör fiyattır. Elbette, kalite açısından ödediğinizin karşılığını alıyorsunuz, ancak çok fazla harcamak zorunda kalmadan birçok harika seçenek mevcut. Biraz araştırma yapın ve bir modelde karar kılmadan önce farklı modeller arasındaki fiyatları karşılaştırın.

 

 

 

Kız Bebek Giyim

Kız Bebek Giyim

 

Kız bebek giyim ve erkek bebek giyim için günümüzde pek çok firma markalaşmış durumda. Anne ve babaları cezbetmeye çalışan bu markalar sebebiyle ürünler çeşitlense bile ebeveynler büyük anlamda sıkıntı yaşıyorlar. Çünkü rekabet piyasasının hareketlenmesi sebebiyle firmalar bebek kıyafeti üretimi yaparken hileye başvuruyorlar. Başvurulan hilelerin sonucunda ise en büyük zararı bebekler alıyor.

Kız bebek giyim ya da erkek bebek kıyafetleri arasından tercih yaparken firmaların hazırladığı oyunlara gelmemek için iyi düşünüp karar vermelisiniz. Aksi takdirde ürünün içeriğinin kimyasal maddeler içermesi günümüzde ya da gelecekte bebeğinize büyük anlamda zarar verebilir. Adına ve ürünlerine güvenebileceğiniz Mamas Lina ile kıyafetlerinizin içeriğini düşünmeden bebeğinizi giydirebilirsiniz.

Kız Bebek Giyim Seçimi ve Sonrasında Yapılması Gerekenler

Kız bebek giyim için kıyafet seçerken dikkat edilmesi gerekenlere uymalısınız. Ayrıca sadece kıyafet seçimine değil; kıyafeti seçip onaylayarak satın aldıktan sonra da bazı noktalara özen göstermeniz önem arz ediyor. İşte sizler için kız bebeklerinize yönelik kıyafet seçimi için tüm detayları aşağıda hazırladık. Bu detaylara bakarak doğru bir kıyafet seçimi ve yönetimi yapabilirsiniz.

  • Bebek giyim için seçiminiz yaparken aksesuarları gözden çıkarmanız gerektiğini söylememiz gerekiyor. Çünkü özellikle kiz bebek giyim kıyafetlerinde boncuklar, tüller, tokalar, kurdeleler gibi ekstra detaylar söz konusu olabiliyor. Erkek kıyafetlerinde daha az rastladığımız bu durum kız bebeklere özel hazırlanan kıyafetlerde daha sık karşımıza çıkınca siz ebeveynlerin bu noktayı unutmamanız gerektiğini hatırlatmak isteriz.
  • Bebeklerin en büyük özellikleri sabırsız olmalarıdır. Sabırsız olan bu bebekleri çok ve çabuk mutlu edebilmek için kıyafet seçimi yaparken pratiklik ilkesine göre hareket etmelisiniz. Kız bebekler için yapılan kıyafetlerde ekstra tüller, kat kat etekler ve uzun çıtçıtlı elbiseler gördüğümüzden dolayı bu hatırlatmayı yapıyoruz. Pratik, kolay giydirilebilir kıyafetler sizin ilk tercihiniz olmalıdır.
  • Kıyafetlerin yakası büyük önem taşımaktadır. Çünkü dar, esnemeyen ve çok süslü yakalar bebeğinizin huzursuz olmasına sebebiyet verebilir. Eğer böyle sorunlar yaşamak istemiyorsanız kesinlikle kıyafeti almadan önce yaka kontrolü yapmalısınız. Yakası zor çıkabilecek, bebeğinizi çıkarırken huzursuz edip korkutacak kıyafetlerden hemen uzaklaşın.
  • Her ne iç ve üst giyimde dikkat etmeniz gereken noktalar olsa bile çoraplar konusunda da hassas davranmanız gerektiğini hatırlatalım. Kiz bebek giyim seçenekleri arasında yer alan çoraplar genellikle boğazı sıkı, tüylü, tüllü ve boncuklu olabilmektedir. Bu çoraplar her ne kadar hoş ve güzel dursa bile bebeğiniz için büyük bir tehlikedir. Böyle çoraplardan kaçının.
  • Az önce de dediğimiz gibi kıyafeti almadan önce dikkat etmeniz gerekenler olduğu kadar kıyafeti aldıktan sonra da dikkat etmeniz gerekenler vardır. Bunların en başında da satın aldığınız kıyafeti yıkamanız gelmektedir. Yıkama esnasında özellikle ilk 1 yıl bebek deterjanları kullanmalısınız. Böylece kimyasal oranı az, organik ve bebekler için hazırlanan deterjanlarla bebeğinizin cildini koruyabilirsiniz.

Kalıcı Oje

Kalıcı Oje

Kalıcı oje, kırılmadan veya solmadan uzun süre dayanacak şekilde tasarlanmış bir oje türüdür. Tipik olarak normal ojeden daha güçlü bileşenlerle yapılır ve özel uygulama teknikleri gerektirebilir.

Aşağıdakiler de dahil olmak üzere kalıcı oje kullanmanın birçok faydası vardır:

-Normal ojeden daha uzun süre dayanır, yani manikürler arasında daha uzun süre gidebilirsiniz.

-Genellikle normal ojeden daha fazla kırılmaya karşı dayanıklıdır.

-Çok çeşitli renk ve kaplamalara sahiptir, böylece tarzınız için mükemmel tonu bulabilirsiniz.

İki ana kalıcı oje türü vardır: jel ve gomalak. Jel cilalar ultraviyole (UV) ışık altında kürlenirken, gomalak cilalar havayla kurutulur. Her iki tür de kalıcı cila, ufalanma veya solma olmadan iki haftaya kadar sürebilir.

Kalıcı oje uygulamadan önce tırnaklarınızı hazırlamak için bazı adımlar atmanız gerekir. Öncelikle, tırnaklarınızın temiz olduğundan ve herhangi bir yağ veya kir içermediğinden emin olun. Bunu, ellerinizi sabun ve suyla yıkayarak veya tırnaklarınızı temizlemek için tırnak fırçası kullanarak yapabilirsiniz.

Ardından, bir tırnak törpüsü kullanarak tırnaklarınızı şekillendirin. Tırnaklarınıza zarar vermemek için ileri geri yerine tek yönde törpülemeniz önemlidir. Tırnaklarınıza şekil verdikten sonra, cilanın yapışacak bir şeyi olması için tırnaklarınızın yüzeyini düzleştirmek için bir tırnak tamponu kullanın.

Son olarak, renk cilasını uygulamadan önce bir baz kat cila uygulayın. Bu, renkli cilanın daha uzun süre dayanmasına yardımcı olacak ve tırnaklarınızı lekelemesini önleyecektir.

Artık tırnaklarınız hazır olduğuna göre kalıcı ojenizi sürmeye hazırsınız. Tabandan başlayıp uca doğru hareket ederek her tırnağa ince bir renk cila tabakası boyayarak başlayın. İlk kat mükemmel değilse endişelenmeyin – gerekirse her zaman başka bir kat ekleyebilirsiniz. Tüm tırnaklarınız boyandıktan sonra, ekstra parlaklık ve koruma için bir üst kat şeffaf cila ile bitirin.

Kalıcı ojeyi uyguladıktan sonra, düzgün bir şekilde kuruması ve sertleşmesi için kürlemeniz gerekir. Çoğu kalıcı oje türü UV ışığı altında sertleştirmeyi gerektirir, bu nedenle özellikle bu amaç için bir UV lambası satın almanız gerekir (bunları çoğu güzellik malzemeleri mağazasında bulabilirsiniz). Cila kuruyana ve sertleşene kadar elinizi 3-5 dakika UV ışığının altına koyun.

 

 

Dudak Dolgusu

Dudak Dolgusu

Dudak dolgusu, size daha dolgun, dolgun dudaklar verebilen kozmetik bir prosedürdür. Dudak büyütme veya dudak büyütme olarak da bilinir.

Bunu başarmak için kullanılabilecek birkaç farklı dudak dolgusu türü vardır:

Enjekte edilebilir dolgu maddeleri: Bunlar, hacim kazandırmak için dudaklara enjekte edilen hyaluronik asit gibi malzemelerden yapılan geçici dolgulardır. Yeniden enjekte edilmeleri gerekmeden önce tipik olarak altı aydan bir yıla kadar sürerler.

Yağ aşıları: Bu dolgu türü, Hindistan cevizi yağı veya zeytinyağı gibi doğal yağlardan yapılır ve hacim kazandırmak için dudaklara enjekte edilir. Bir yağ aşısının etkileri tipik olarak birkaç ay sürer.

Cerrahi dudak implantları: Bunlar, hacim kazandırmak için dudaklara cerrahi olarak yerleştirilen silikon gibi malzemelerden yapılan kalıcı implantlardır.

Dudak dolgusu, ameliyatsız daha dolgun dudaklar elde etmenin etkili bir yolu olabilir. Bununla birlikte, tedaviye başlamadan önce bilmeniz gereken prosedürle ilgili bazı riskler ve komplikasyonlar vardır.

Riskler ve komplikasyonlar şunları içerir:

Kanama: İşlem sırasında veya sonrasında iğnenin kan damarlarınıza girmesi nedeniyle bir miktar kanama yaşayabilirsiniz. Şişlik: İşlemden sonra dudaklarınızda birkaç gün veya haftalarca sürebilen bir miktar şişlik yaşayabilirsiniz. Enfeksiyon: Herhangi bir enjeksiyon bazlı kozmetik prosedürle ilişkili bir enfeksiyon riski vardır. Alerjik reaksiyon: Dolgunuzda kullanılan maddelere karşı alerjik reaksiyon gösterebilir, bu da kaşıntı, kızarıklık, şişlik gibi belirtilere neden olabilir. Yara izi: Cildiniz özellikle hassassa veya dolgu malzemesine karşı alerjiniz varsa, enjeksiyon yerinde bir miktar yara izi yaşayabilirsiniz.

 

 

Gemlik Kent havadan görüntülendi

Gemlik Kent havadan görüntülendi

Gemlik’te bulunan iş insanlarının ve kurumların destekleriyle, Hatay’ın İskenderun ilçesinde depremden etkilenen vatandaşların güvenli barınma ortamına kavuşması için yapılan Gemlik Konteyner kenti havadan görüntülendi.
Hatay’ın depremden en çok etkilenen ilçelerinden biri olan İskenderun’da kurulan Gemlik kent yaklaşık bin depremzedeyi konteyner evlerde ağırlıyor. Altyapı çalışmaları tamamen bitmiş bu bölgede ihtiyaçların giderilmesi için dokuz adet wc ve duş bulunurken, Gemlik Belediyesi tarafından kurulan aş evi her gün 3 bin kişilik yemek ihtiyacını karşılıyor.
Gemlikli iş insanlarına ve kurumlara ve vatandaşlara teşekkür eden Gemlik Belediye Başkanı Mehmet Uğur Sertaslan, “Kahramanmaraş ve Gaziantep merkezli depremde hayatını kaybeden binlerce vatandaşımıza Allah’tan rahmet, geride kalanlara sabırlar diliyorum. Gemlik deprem bölgesine sivil toplum kuruluşları, siyasi partileri, Ticaret ve Sanayi Odası ve Ticaret Borsasıyla birlikte yardımlarını aralıksız olarak devam ettiriyor. Bugüne kadar 50 tır yardım malzemesini bölgeye ulaştırdık. Kış şartlarının getirdiği olumsuzluklarla birlikte bölgede yaşayan vatandaşlarımızın barınacağı alanları oluşturmaya devam ediyoruz. İskenderun, Numune Mahallesi, İbrahim Karaoğlanoğlu caddesi üzerinde bulunan yaklaşık 20 dönümlük bir alana kurduğumuz konteyner kentte şu anda yüz konteyner evde bin vatandaşımızı konuk ediyoruz. Depremin yaralarını hep birlikte saracak, bu zorlu günleri beraber atlatacağız” dedi.
Barınma ihtiyacının halen devam ettiğini ifade eden Gemlik Belediye Başkanı Mehmet Uğur Sertaslan, iş insanlarına konteyner bağışı yapma çağrısında bulundu.

Her Yönüyle Ketojenik Beslenme

Her Yönüyle Ketojenik Beslenme

 

Gıda dünyasının en kalıcı diyet çeşitlerinden biri ketojenik diyet olacakmış gibi görünüyor: Yüksek yağlı, düşük karbonhidratlı keto diyeti, istediğiniz kadar yağ yiyebileceğinizi, bir daha asla acıkmayacağınızı ve hatta atletik performansınızı artırabileceğinizi iddia ediyor. Kısacası ketojenik diyet listesi, herkes için bir şeyler vaat ediyor. Peki tam olarak ketojenik beslenme nedir ve bu beslenme türüne ait kilo verme programı sizin için uygun mu? Beslenme alışkanlıklarınızı ve yaşam tarzınızı değiştirmeye çalışmadan önce ketojenik beslenme nasıl olur, daha yakından bakalım.

 

Ketojenik Diyet Nedir?

 

Ketojenik diyet, vücudun birincil enerji kaynağı olan karbonhidratları tüketerek, vücudu yakıt için yağ yakmaya zorlayabileceğiniz ve böylece kilo kaybını en üst düzeye çıkarabileceğiniz ilkesine dayanır. Karbonhidrat içeren gıdaları tükettiğinizde, vücut bu karbonhidratları daha sonra enerji için kullandığı glikoza veya kan şekerine dönüştürür. Glikoz, vücudun kullanabileceği en basit enerji şekli olduğundan, vücudunuz yakıt olarak depolanmış yağa dönüşmeden önce her zaman enerji için kullanılır. Ketojenik bir diyette amaç, vücudun enerji elde etmek adına yağları parçalaması için karbonhidrat alımını kısıtlamaktır. Bu meydana geldiğinde, karaciğerde yağ parçalanır ve metabolizmanızın yan ürünleri olan ketonlar üretilir. Bu ketonlar daha sonra glikoz yokluğunda vücudu beslemek için kullanılır.

 

Ketojenik Beslenme Nasıl Uygulanır?

 

Birkaç keto türü vardır, ancak esasen bir ketoz durumuna ulaşmak için yediğiniz karbonhidrat miktarını ciddi şekilde azaltmanız gerekir; temel bir ketojenik diyet örneği kısıtlı karbonhidrat üzerine kurulur. Veriler, 20 yaş ve üzerindeki ortalama bir erkeğin günlük kalorisinin yüzde 46,4’ünü, bir kadının ise yüzde 48,2’sini karbonhidratlardan aldığını gösteriyor. Ancak, başlangıçta nöbet bozukluklarını yönetmek için kullanılan klasik ketojenik diyette, kalorilerin yüzde 80 ila 90’ı yağdan, yüzde 5 ila 15’i proteinden ve yüzde 5 ila 10’u karbonhidratlardan gelir. Ketojenik diyetin, aynı karbonhidrat kısıtlaması ile toplam kalorinizin yüzde 20 ila 30’unu daha özgürce protein tüketmenizi sağlayan değiştirilmiş bir versiyonu, günümüzde diyetin daha yaygın kullanılan versiyonudur. Ketojenik diyetin en son sürümünün amaçlarından bazıları kilo kaybı, kilo yönetimi ve geliştirilmiş atletik performanstır.

 

Ketoz Nedir?

 

Ketojenik diyetten bahsederken ketoz ya da ketoza girme ifadelerini sıklıkla duymuş olabilirsiniz. Kilo kaybı için ketojenik diyet, vücudu ketoza sokmanın yağ kaybını en üst düzeye çıkaracağı fikrine dayanır. Ketoz, vücutta enerji için yeterli glikoz deposu olmadığında ortaya çıkan normal bir metabolik süreçtir. Bu depolar tükendiğinde, vücut karbonhidrat yerine enerji için depolanmış yağları yakmaya başvurur. Bu süreç, vücutta biriken ve enerji için kullanılabilen keton adı verilen asitleri üretir. Ketoz durumunda olup olmadığınızı anlamak için idrarınızı ketonlar açısından kontrol edebilirsiniz – bunun için ihtiyacınız olan keton şeritlerini çevrimiçi olarak veya bir eczaneden satın alabilirsiniz. Ketonlar için pozitif test yapan bir şerit, ketoz durumuna ulaştığınızı gösterir. Birçok kişi, yüksek ketonları ketoasidoz olarak bilinen diyabetik bir tıbbi acil durumla ilişkilendirir, ancak ketojenik bir diyetle ilişkili beslenme ketozisi ve diyabetik ketoasidoz çok farklı durumlardır.

 

Ketojenik Diyette Ne Yenir?

 

Keto diyetinin yağ gereksinimi bu kadar yüksek olduğu için, ketojenik beslenmede ne yenir diye merak eden diyet takipçileri her öğünde yağ yemelidir. Günlük 2.000 kalorilik bir diyette bu, 165 gram yağ, 40 gram karbonhidrat ve 75 gram protein gibi görünebilir. Bununla birlikte, kesin oran sizin özel ihtiyaçlarınıza bağlıdır. Fındık, badem, ceviz, tohumlar, avokado, tofu ve zeytinyağı gibi bazı sağlıklı doymamış yağlara keto diyetinde izin verilir. Ancak yağlardan (hurma, Hindistan cevizi), tereyağı ve kakao yağından elde edilen doymuş yağlar yüksek miktarlarda teşvik edilir. Protein, keto diyetinin bir parçasıdır, ancak tipik olarak yağsız proteinli yiyecekler ile sığır eti ve pastırma gibi doymuş yağ oranı yüksek protein kaynakları arasında ayrım yapmaz. Peki ya meyve ve sebzeler? Tüm meyveler karbonhidrat bakımından zengindir, ancak belirli meyveleri (genellikle çilek) küçük porsiyonlarda yiyebilirsiniz. Sebzeler (karbonhidrat açısından da zengindir) yapraklı yeşillikler (lahana, pazı, ıspanak gibi), karnabahar, brokoli, Brüksel lahanası, kuşkonmaz, dolmalık biber, soğan, sarımsak, mantar, salatalık, kereviz ve balkabağı ile sınırlıdır. Bir kase doğranmış brokoli yaklaşık altı karbonhidrat içerir.

Kızılay Gönüllüleri Depremzedelerin Yanında

Kızılay Gönüllüleri Depremzedelerin Yanında

Türk Kızılay Gemlik Şubesi ve Kızılay Gönüllüleri, deprem dolayısıyla Gemlik’e taşınan depremzede aileler için seferber oldu. Onlarca Kızılay Gönüllüsü’nün iştiraki ile organize edilen çok sayıda proje ile depremzedelerin yaraları sarılmaya çalışılıyor.
Kızılay Ekipleri Sahada
Kızılay Gemlik Şube Başkanı Petek Sulu; 4-5 ayrı ekip halinde, depreminin ardından Gemlik’e yerleşen depremzede aileleri ziyaret ettiklerini belirtti. Günde 50 civarında aileyi evlerinde ziyaret ettiklerini kaydeden Petek Sulu şunları söyledi: “Depremzede ailelerimiz gerçekten büyük bir travma yaşamışlar. Gönüllülerimiz vasıtası ile Gemlik’e gelen misafirlerimizi evlerinde ziyaret ediyoruz. Ziyaretlerimiz esnasında tüm depremzede ailelerimize içinde kahvaltılık ürünlerin yer aldığı birer paketin dağıtımını gerçekleştiriyoruz. Durumlarını değerlendirip kayda alıyoruz. Değerlendirme neticesinde ihtiyaç sahibi olanlarına yardım desteğinde bulunuyoruz. İçlerinde bir evde 20-25 kişi kalanları bile var. Evde barınan kişi sayısına göre temel gıda maddesi, meyve sebze ve gerekirse sıcak yemek olmak üzere yardımlarımızı ulaştırıyoruz. Kızılay Gemlik Şubesi olarak protokol imzalayarak birlikte yardım faaliyeti sürdürdüğümüz Gemlik Hanımlar Kültür ve Dayanışma Derneği Aşevi (İnci Aşevi) vasıtası ile sıcak yemek ikramımızı da aralıksız devam ettiriyoruz. Aşevinin 400 kişilik yemek dağıtım sayısı, depremzede ailelerimizin de buradan faydalanmaya başlaması ile 700’lere ulaştı. Bu yemekleri diğer ihtiyaç sahibi ailelerimizde olduğu gibi depremzede ailelerimize de aş evimizden direkt dağıtım yapıyoruz. Kendileri gelemeyecek durumda olan ailelerimize ise bizzat araçlarımız ile biz ulaştırıyoruz.”
Depremzede Ailelere Moral Desteği
Depremzede aileler için konakladıkları Karacaali Gençlik Merkezi’nde bir de program düzenlediklerini kaydeden Kızılay Gemlik Şube Temsilcisi Petek Sulu; “Şu an bu kampımızda 124 kişi kalıyor. Kamp müdürlüğümüz ile koordineli olarak Gemlik’e gelen misafirlerimiz için bir program düzenleyerek hepsi ile kucaklaşma fırsatını yakaladık. Kendilerine ikramlarda bulunduk. Çocuklara çok sayıda hediye dağıtımı gerçekleştirdik. Ekibimizde yer alan genç gönüllülerimiz palyaço kostümleri ile kampta kalan çocuklarımızla ilgilendiler. Birlikte eğlenerek depremin oluşturduğu kaygılardan uzaklaşmalarına destek olmaya çalıştılar. Bayan gönüllü ekibimiz, kampta kalan bayan depremzedeler için çok sayıda ip ve şişten oluşan örgü setlerinin dağıtımını yaparak hem onların vakitlerini değerlendirmelerini sağladı hem de üretilen ürünlerin yardım malzemesi olarak deprem bölgesine ulaştırılmasına köprü oldular. Kampta kalan depremzede ailelerimize yeter sayıda ayakkabı ve terlik dağıtımını da gerçekleştirdik” şeklinde konuştu.
Desteğe İhtiyaç Var
Türk Kızılay Gemlik Şube Başkanı Petek Sulu; Gemlik’te 105 gönüllü personelleri ile Gemlik Kaymakamlığı’nın koordinasyonunda, belediye, kamu kurumları ve diğer sivil toplum örgütleri ile Gemlik Gençlik Merkezi’nde devam eden yardım faaliyetlerine de destek verdiklerinin altını çizerken şöyle devam etti; “Depremzede ailelerin tespiti ve ziyareti, aşevinden sıcak yemek yardımı, ayni çok sayıda yardım malzemesinin dağıtımı, moral programları gibi çok sayıda organizasyon ile Kızılay olarak sahada çalışmaya devam ediyoruz. Bu arada Türk Kızılay Gemlik Şubemize devri yapılan ek hizmet binamızı da depremzede ve ihtiyaç sahibi ailelerimizin giyim ve ihtiyaçları için faaliyete geçirdik. Bu çalışmalar; gönüllü insanlarımızın gayreti ile nakdi ve ayni destekte bulunan yardımsever Gemliklilerin desteği ile mümkün oluyor. Mübarek Ramazan ayı öncesinde, tüm Gemlik Halkı’ndan Kızılay’a desteklerini artırarak devam ettirmelerini rica ediyoruz. Yaralar ancak bu sayede sarılabilir.”

KENTSEL DÖNÜŞÜM HIZLANMALIDIR

KENTSEL DÖNÜŞÜM HIZLANMALIDIR

6 Şubat’ ta 10 il, 78 ilçe ve yüzlerce köyümüzü yıkan “asrın felaketini” yaşadık.

9 saat arayla, Pazarcık ve Elbistan’da meydana gelen iki deprem ile 40 bini aşkın vatandaşımızı kaybettik. Binlerce binamız yerle bir oldu.

Birçok devletten büyük olan deprem bölgesi, harabeye döndü.

Böyle büyük bir bölgede, birkaç gün içinde, mükemmel bir organizasyon yapılamazdı.

Depremin ilk günü, akaryakıt ve elektrik yokluğunu eleştirmek’ de haksızlık olmuştur.

Bu büyük deprem, hepimize çok acı bir ders verdi.

Kocaeli ve Sakarya depreminden ders alamadığımızı yüzümüze vurdu.

Artık tek çarenin kentsel dönüşüm olduğunu anladık.

Bursa’ da İstanbul gibi ilk sırada deprem riski taşıyan, bir şehirdir.

Altıparmak caddesinin ve Çarşamba caddesinin, böyle yıkıcı bir deprem sonrasında ne hale geleceğini düşünmek bile istemiyoruz.

Bu bağlamdan mevcut belediyemizin görevlerinin son yılında, kentsel dönüşümde önemli ve kalıcı adımlar atmasını, bekliyoruz.

Bursa, 1855 yılında tarihimizin en büyük depremlerinden birini, yaşamıştır.

Gemlik ve özellikle Orhangazi, Kuzey Anadolu Fay Hattının tam dibindedir.

Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin, Osmangazi, Nilüfer, Yıldırım, Gürsu ve Kestel ile ilgili dönüşüm çalışmalarını, bitirdiğini duyuyoruz.

Artık, depremin değil çürük binaların öldürdüğünü iyice anladık.

Mevcut belediye yönetiminin yaptığı, kentsel dönüşüm çalışmalarını, hayata yansıtmasını bekliyoruz. Çünkü sahaya yansıyan çalışmaları, hangi belediye iktidara gelirse gelsin, durduramaz ve engelleyemez.

GÜNÜN SÖZÜ:

Hiç kimse kaderini değiştiremez ve kaderinden kaçamaz.

“Goethe”