Gemlik Haber

Yasaklarda Şehir Dışından Balıkçılar Körfez’e Açılıyor

Yasaklarda Şehir Dışından Balıkçılar Körfez’e Açılıyor

Koronavirüs Kovid-19 önlemleri kapsamında 31 ilde uygulanan kısıtlama, Gemlikli balıkçıları da kapsadı. Buna rağmen, Gemlik Körfezine Yalova’dan çok sayıda balıkçının giriş yapması, ilçedeki balıkçı esnafını mağdur etti.

Yalova 31 İlin Dışında Kaldı

Yalova’nın Büyükşehir olmamasından dolayı, burada balıkçılık yapan esnaf, Gemlik Körfezine ağlarını attı. Hafta sonu yasaklarında Yalovalı balıkçıların Gemlik Körfezinde balıkçılık faaliyetlerine devam etmesi ise Gemlikli balıkçıların tepkisine neden oldu.

Tarım Faaliyeti Sayılmalı

Gemlik Körfezinde faaliyetlerin farklı ille devam edecek olmasından dolayı, Gemlikli balıkçılara da çalışmanın tarım faaliyetleri kapsamında devam ettirilmesi gerektiğini vurgulayan Gemlik Su Ürünleri Kooperatifi Başkanı Zeki Hazer; ”Balık mevsimlerinin en aktif dönemi, göç ettikleri bu bir aylık dönemdir. Bu dönemde de, sokağa çıkma kısıtlamaları ne yazık ki, bu şekilde istismar ediliyor” dedi. Farklı illerde tarım kapsamında değerlendirilen balıkçıların, Gemlik’te de aynı kapsamda değerlendirerek faaliyetlerinin yürümesinin, hem ekonomik anlamda, hem esnaf anlamında, hem de vatandaşların uygun fiyata balık yiyebilmeleri anlamında faydalı olacağını da sözlerine ekledi.

Emirkaya Buski Şube Müdürü Oldu

Emirkaya Buski Şube Müdürü Oldu

Gemlik Buski şube müdürlüğüne Mustafa Emirkaya atandı.

Daha önce Harmancık ve Gürsu şube müdürü olarak görev yapan Emirkaya Gemlik’teki görevine başladı.

Gemlik’i yakınen bilen ve uzun yıllar İlçe Sivil Savunma Müdürlüğü ve Özel idare müdürlüğü de yapan Emirkaya’nın,  belde belediyelerinin kapanmasının ardından kadrosu Buski’ye geçmişti.

Doğa Kendini Temizliyor

Doğa Kendini Temizliyor

1989 yılı ağustos ayında petro – kimya

Kurumumuzun daveti üzerine SSCB’ye gitmiştik.

Moskovo’daki bürokratik işlemler tamamlanınca

Odesa’daki  amonyak tesislerini gezecektik.

Yetkililer  bir gün için Petersburg’a gitmenizi

İstedik dediler.  Moskovadan gece treni ile

Petersburg’a ulaştık.  Bütüm gece gür

Ormanlar arasında yol almıştık. Petersburgda

Çok ünlü ve kubbesi altın yıldız kaplamalı

Kilise müze karışığı o muhteşem bina

İle karşı karşıya geldik.

Ayrılacağımız günün sabahı meydandan

Gelen gürültü ile uyandık. Meydanın tümü

Tazyikli sular ile yıkanıyordu.  Bir kısım turistler ise

Kiliseyi görmek için kuyruğa giriyordu.

Bizler meydanların ve ana caddelerin

Tazyikli sular ile yıkanmasına pek tanık olmamıştık.

Ama koronavirüs salgınından sonra cadde ve

Meydan yıkama çalışmalarını biz de görmeye başladık.

Fomara’da Kent meydanında , İnegöl’de ve Gemlik’te de

Temizlik işini görüyor ve duyuyoruz.

Doğa, koronavirüs sebebi ile bize ihmal ettiğimiz

Görevlerimizi hatırlatmaktadır. Hava kirliliğinde bile

Büyük oranda iyileşme görüyoruz.

Bursa’da %37, Urfa da % 58 ve Erzurumda % 51

Oranında kirliliğin azaldığını okuyoruz.

Denizli’de Pamukkale ‘ deki beyaz travertenlerin

Bile renkleri temizlenmiş.

40 yıldan beri kirli akan Nilüfer çayımızın bile

Temiz aktığını duyuyoruz.

Kısacası doğamız kendi kendini temizlerken

Biz de kayıplara uğruyoruz.

Bu gün bir virüs yüzünden ölüm kalım

Savaşı veriyoruz. Pek yakında belki kuraklık

Tehlikesi yaşayacağız. Her yeri delik deşik ettik.

Yer üstündekileri bırakın yer altı sularını bile

Bitirmek üzereyiz. Susuzluk ve açlık

Tehlikesi korona virüsüne benzemez.

O zaman hepimiz birbirimizi yemeye başlarız

Günün Sözü

Tanrı dolu ellere değil

Temiz elllere bakar

Syrus

 

 

 

 

 

 

 

Gemlik’te Mıcır yüklü kamyon devrildi bir kişi hayatını kaybetti

Gemlik’te Mıcır yüklü kamyon devrildi bir kişi hayatını kaybetti

Gemlik’te otoyol çıkışında meydana gelen kazada mıcır yüklü kamyon devrildi. Kazada 16 MBP 84 plakalı tır sürücüsü Muhammed Adnan Yiğit araç içinde sıkışarak hayatını kaybetti.

Kaza sıkışarak hayatını kaybeden sürücü Yiğit itfaiye ekiplerinin uzun uğraşları sonucu çıkartıldı.  Kaza ile alakalı soruşturma devam ederken, talihsiz sürücünün cenazesi savcı incelemesinin ardından Gemlik Devlet hastanesine morguna kaldırıldı.

Vinç yardımı ile kamyon olay yerinde kaldırılırken, sürücünün Mustafa Kemal Paşa ilçesinden yüklediği mıcırı Gemlik’te bulunan taş ocağına getirdiği öğrenildi.

1 Mayıs ve  Bir Anı

1 Mayıs ve  Bir Anı

Geniş ailemiz içinde bir de sendika

Başkanımız vardı.

Dayım Recep Tecik 1959-1960 yılları

Arasında Bursa’da Teksif şube başkanlığı yaptı.

Bir önceki başkan Recep Kırım dı.

Daha sonra Demokrat Partiden Bursa

Milletvekili seçilmişti. İyi bir hatip olan

Merhum dayımın da milletvekili olmasını bekliyorduk.

Ama 27 Mayıs darbesi olunca tüm kurumlar darmadağın oldu.

Sendikalar askıya alınmış ve dayım da

Merinos fabrikasındaki işine geri dönmüştü.

O zamanki sendikacılık rahmetli Ecevit’in çabaları ile

Yeni yeni ortaya çıkan işçi haklarının peşindeydi.

Ayrıca sendikalar hükümet ve devletle içi içeydi.

1966 yılında Kütahya Azot fabrikasında çalışırken

Petrol İş sendikası ile birlikteydik.

1960- 1970 li yılarda Petrol İş sendikası her kesimden

Oluşan üyelerini tatmin eden bir yapıdaydı.

İdeolojik tutku yerine emekçi için mücadeleyi

Hedef seçmişti.

Hükümetlerle aynı fotoğrafta görünmese de

Her zaman devletin yanında yer alıyordu.

Yani bu günün sendika anlayışından farklı

Bir yol haritası vardı.  Her konuda hükümetin

Yanında yer alan Hak İş gibi değildi.

Ayrıca her konuda hükümet karşıtı olan

DİSK sendikası gibi de değildi.

Toplum sağlığının ekonomik dengelerin

Ve siyasi hedeflerin çok kırılgan olduğu dönemlerde

Tüm sendikaların birinci hedefi sadece

Emekçi hakları olmalıdır. Sendika yönetimleri

Siyasetin ve iş dünyasının kumpaslarından ve

Telkinlerinden uzak durmayı başarmalıdırlar.

Hükümet karşıtlığı ile devlet karşıtlığı

Arasındaki ince çizgiyi fark etmelidirler.

Aslında emek içi çalışmak hem dinen

Hem de ilmen en kutsal görevdir.

Ama ideolojik sloganlarla ve ideolojik

Saplantılarla hiç bir hedefe varılamaz.

Emekçinin hakalrına zarar verecek her

Türlü eylem ve söylemden uzak durmalıyız.

Birinci önceliğimiz ücret yerine iş güvenliği olmalıdır.

 

Günün Sözü

Yapacağım deme

Yaptım de.

Plautus

 

BORUSAN’DAN #ASKIDAEĞİTİMVAR!

BORUSAN’DAN #ASKIDAEĞİTİMVAR!

Toplumsal dayanışmayı destekleyen Borusan, #AskıdaEğitimVar projesini başlattı. Sosyal girişim Askıda Ne Var ile birlikte gerçekleştirilen proje kapsamında, üniversite öğrencilerine destek veriliyor. Borusan Holding CEO’su Erkan Kafadar da mentorluk yaparak projeye katkıda bulunuyor.

Sosyal faydayı her zaman önde tutan ve Türkiye’nin Covid-19 ile mücadelesinde toplumsal dayanışmayı güçlü bir şekilde destekleyen Borusan, yeni bir projeyi hayata geçirdi. Askıda Ne Var sosyal girişim platformu ile birlikte başlatılan #AskıdaEğitimVar projesi uzaktan eğitime erişimde zorlanan üniversite öğrencilerini desteklemeyi amaçlıyor.

Proje kapsamında, eğitimlerine kesintisiz devam edebilmeleri için üniversite öğrencilerine bilgisayar, internet paketi, online kitap aboneliği, mentorluk ve online eğitim platformlarına erişim desteği sağlanıyor. Borusan Holding CEO’su Erkan Kafadar ve Borusan’ın üst yönetimi de mentorluk yaparak projeye destek olacak.

Eski bir Osmanlı geleneği olan “askıda ekmek” uygulamasından esinlenerek tasarlanan, ülkemizin geleceği olan gençlerin kendilerini mümkün olan en iyi şekilde geliştirebilmelerini hedefleyen Askıda Ne Var? sosyal girişimi ile Borusan Holding işbirliği hakkında açıklama yapan Erkan Kafadar şunları söyledi:

“Borusan’ın topluma fayda sağlayan çalışmalarının önemli bir kısmı eğitim alanında yapılıyor. Borusan’ın, sosyal sorumluluğu sürdürülebilirliğin temel bir parçası olarak gören yaklaşımı, Kurucu ve Onursal Başkanı merhum Asım Kocabıyık’ın kuruma kazandırdığı değerlerin ve kültürün doğrudan bir sonucudur. Bu bağlamda grup olarak çocukların ve gençlerin eğitim imkânlarına erişimini desteklemek için uzun yıllardır faaliyet gösteriyoruz. Bugün üniversitelerde fiziksel olarak yapılamayan eğitim çevrimiçi yapılıyor. Oysa birçok öğrencinin uzaktan eğitime devam edebilmek için temel ihtiyaçlar olan internet ve bilgisayara erişimi bulunmuyor. Projeyi bu nedenle hayata geçirdik. İsteyen herkes bu projeye bireysel olarak destek verebilir. Ben bu projeyi destekleyen tüm birey ve kurumlara teşekkür ediyorum. İnanıyoruz ki bugünleri #BeraberAşacağız.”

Askıda Eğitim Var Projesi Bahçeşehir Üniversitesi Sürekli Eğitim Merkezi, Biryudumkitap, Cambly, HP, Microsoft ve Udemy’nin desteği ile gerçekleşiyor. Projeye bireysel olarak destek vermek isteyenler  askidanevar.com  adresini ziyaret ederek ASKIYA BIRAK sekmesine tıkladıktan sonra kaydını yaptırıp gençlerin eğitime eşit şartlarda erişebilmek için ihtiyaç duydukları malzemeleri askıya bırakabilir. Projenin tanıtım videosuna ise bu adresten erişmek mümkün.

Kent Konseyi’nden yardım hamlesi

Kent Konseyi’nden yardım hamlesi

Koronavirüs salgını nedeniyle hızlanan sosyal yardımlaşma ve dayanışma faaliyetleri, Ramazan ayında artarak devam ediyor. Bu kapsamda Gemlik Kent Konseyi ihtiyaç sahiplerine erzak paketleri ulaştıracak.

Gemlik’te ihtiyaç sahiplerine erzak yardımı yapan kurumlar arasına Kent Konseyi de katıldı. Geçtiğimiz hafta bir araya gelen Gemlik Kent Konseyi üyeleri, Ramazan ayı boyunca çeşitli mahallelerdeki ihtiyaç sahiplerine erzak yapma yardımı kararı alırken ilçenin farklı bölgelerinde de pide ve ekmek ikramı gerçekleştirecek. Gemlik Kent Konseyi daha önce sağlık ocaklarındaki doktorlara yüzlerce cerrahi maske ve siperlik ulaştırmış, devlet hastanesindeki doktorlara ise teşekkür amaçlı kumanya ikramında bulunmuştu.

Çetinkaya: “Muhtarlarımızla birlikte hareket edeceğiz”

İçinde bulunduğumuz dönemde dayanışma ve yardımlaşmanın çok daha önemli hale geldiğini dile getiren Gemlik Kent Konseyi Başkanı Gürhan Çetinkaya, yaşanan birlik ve beraberlik havasına katkıda bulunmak istediklerini söyledi.

Çetinkaya şöyle konuştu: “İlçemizde başta belediyemiz olmak üzere erzak ve çeşitli yardımlar yapan kuruluşlar var. Hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyoruz. Biz de bu dayanışma ağını güçlendirmek adına daha önce gerçekleştirdiğimiz gibi, kendi imkânlarımız ve Kent Konseyi üyelerimizin yaptıkları katkılar ile içinde temel gıda maddeleri ile et, tavuk, pide gibi gıda malzemelerinin olacağı paketler hazırlayacağız. Muhtarlarımız ile görüşerek aileleri tespit edecek ve paketleri kendilerine teslim edeceğiz. Ayrıca her akşam farklı bir mahallede ekmek ve pide dağıtımı yaparak hemşerilerimizin sofralarına katkıda bulunacağız. Ramazana ayının bereketi ve rahmeti ile bu zor günleri de en kısa sürede atlatacağımıza inanıyoruz.”

FİLM GİBİ!

FİLM GİBİ!

Sevgili okurlar, geçen haftadan bu haftaya bıraktığım gibisinizdir umarım.
Tuhaf bir giriş oldu değil mi?
Haklısınız ama son iki ay içinde değişen hayatlarımızda bir süre konuşmadığımız, iletişim kurmadığımız çevremizle ilk temas cümlelerimiz haline geldi bunlar.
Belli aralıklarla telefonlaştığımız kişilerin, telefonu ilk açtığımızdaki ses tonları endişeli ve kaygılı olurken, ancak bir bulaşma riski veya o kişinin yakın çevresinde bir ölüm kalım hali yaşanmadığını öğrendikten sonra rahatlayabiliyor ve normal seyrinde bir görüşme yapabiliyoruz.
Film gibi yani!
Değişim sadece bununla kalsa iyi ama zaten hepimizin bildiği ve yaşadığı durumlar söz konusu olduğu için uzun uzadıya yazmayacağım.
Tabii bir de dilimize pelesenk olmuş maske konusu var ki; evlere şenlik!. Sosyal alanda maske takmak zorunlu fakat alabileceğimiz bir yer yok!
Açıklamalara göre; vatandaşın maske ihtiyacı karşılanıyor olsa da bunun sadece bir açıklamadan ibaret olduğunu milyonlar olarak artık hepimiz biliyoruz. Tam bir komedi yani. Trajedi içinde komedi!
Bu konuya da kalemimin ucuyla değiniyor ve böylece esas konuya gelmek istiyorum.
Yani yazı başlığımdaki “film gibi” kısmına.
Son iki aydır neredeyse adapte olduğumuz dönüşen hayatlarımızda şunun farkına vardık ki kasım 2019′ dan bu yana dünyada bir şeyler değişime uğruyordu zaten.
Ve bizler, geçtiğimiz senenin kasım ayından itibaren basında gördüğümüz ve duyduğumuz Çin’ den gelen haberlerin gözlerimizde ve kulaklarımızda sadece bir kaç dakika kalmasına izin verdik.
Basit bir filmi izlerken bile nasıl hafızamıza kazıyorsak, Çin ile ilgili haberleri senaryosu iyi yazılmış bir film değeri kadar dikkate almadık!
Senaryo demişken, şu an gerçekte yaşanılanların hayal dünyası kuvvetli ve kalemi sağlam bir senaristin elinden çıktığını düşünüyorum bazen. Sanki alt yapısı kusursuz yazılmış bir film gibi her şey!
Yaşamlarımızda ciddi değişimlere yol açan bu salgını şayet bundan bir kaç sene önce değil, sadece bir kaç ay önce biri size demiş olsaydı inanır mıydınız?
Hepimizin adına dürüstçe ben cevap vereyim bu soruya; “hayır inanmazdık”.
Gerçekten bu illeti hiç kimse bilmiyor muydu yoksa dünyada bilen 3-5 kişi var olabilir miydi? Bütün bu olanlar “başlangıç” adına iyi yazılmış bir senaryo mu yoksa? diye sormadan edemiyorum.
Tabii ki bu düşüncelerin içine kendimi durup dururken atmışlığım falan yok ama izlediğim bir film peşi sıra bu soruları getirdi aklıma.
Hangi film ve kurgulanmış hangi senaryo bu kadar yalın ve birebir olarak gerçekleri anlatabilir?
2011 yılında çekilmiş ve izleyiciyle aynı yılda buluşmuş olan SALGIN filminden bahsediyorum. Bir Hollywood yapıtı. Normal şartlarda Hollywood’un bu tarz fantastik-bilim kurgu türdeki filmlerinde abartma ve aşırıya kaçma huyunu bilen bilir. Hatta müptelâları bunun sadece bir film olduğu farkındalığıyla der ki; ” çok abartmışlar bu kadar da olmaz ama adı üstünde bilim kurgu filmi!” diye.
Bu film, işte tam da bu düşünceyle izlenmişti seyirciyle buluştuğu yıl. Hakkında tıpkı benzeri salgın filmleri edasıyla yorumlar yapılmıştı izleyici tarafından; “olası dışı ama güzel…Sahneleri olağanüstü vb. “
Gel gelelim bahsi geçen bu filmin bugün yaşananlarla birebir örtüşmesi tüyler ürpertici! Kelimeyi bir kez daha üzerine basarak yazma ihtiyacı duyuyorum; ” birebir” . Abartısız, yalansız her şey bugün olduğu gibi!
2011 senesinde yayınlandığında gözlere bayram ettiren, gerçek dışı bir film misali izlenen bu film, nedense bugüne olduğu gibi ışık tutuyor!
Bu filmi o tarihte izleyenlerle şimdi bir daha izleyenler, haklı olarak bundan dokuz sene öncesinde “abartılı ve belki de saçma”  yorumunu yaparken, şimdi ise tabiri caizse küçük dilini yutuyor gördüğü tıpkılık karşısında!
Filmi izlemiş biri olarak ben de sorgulamıyor değilim; bugün yaşadıklarımız gerçekten de bazı kesimler tarafından ustaca yazılmış bir senaryonun ürünü mü? diye.
Zira yıllar öncesine ait hiç bir kurgu, gerçek kadar gerçek olamaz!
Eğer böyleyse, değişen hayatlarımızdaki sorunlar devede kulak olarak kalır, yaşanan insan kıyımlarının yanında!
Hangi hedef için olursa olsun bunun böyle olmaması için kendimi ikna etmeye çalıştığım günlerdeyim. Keza, aklım ve yüreğim insanoğlunun bu kadar kötü olabileceği fikrini kabullenmek istemiyor bir türlü.
Daha fazla sözü uzatmadan diyorum ki bu filmi izleyin ve kendi değer yargılarınızı oluşturun.
Unutmayın; Hollywood, 2011 yapımı, SALGIN isimli film.
Sonra mı?
Filmi izledikten sonra bu köşede bir daha buluşalım sizinle.
Hiç birimizin birer kurban olmadığı inancıyla esen kalın.

3 Mayıs 1944 Türkçülerin ızdırabı ile yoğrulmuş bir dönüm günüdür

3 Mayıs 1944 Türkçülerin ızdırabı ile yoğrulmuş bir dönüm günüdür

Gemlik Ülkü ocakları Başkanı İsmail Baydar 3 Mayıs Milliyetciler Günü Dolayısıyla yazılı bir açıklama Yaptı.
Baydar Açıklamasında; Herşeyden Önce Kovit-19 Hastalığı Nedeni İle Vefat eden Hastalarımıza Allahtan Rahmet Tedavi Görenlere İse Acil Şifalar Diliyorum Ayrıca,Gecesini Gündüzüne Katarak Çalışıp Mücadele Eden Sağlık Çalışanlarımıza , Bu kutsal Görevlerinde Muhaffakiyetler diliyor yanlarında olduğumuzu bilmelerini İstiyoruz’
“Türk milliyetçiliğinin yesefe dayanan geçmişinde ,okun gerildiği yer olan ve harekat noktası ,olmaya muktedir bir gün olan 3 Mayıs Milliyetçiler Günü’nü büyük bir kıvanç ve iftiharla anıyoruz,kutluyoruz. Türk’ün varlığının günümüze kadar ulaşması ve Türklüğün ebed müddet var olması için elzem olan milliyetçiliğin bu muhtevası ve mahiyeti 3 Mayıs 1944’te görmezden gelinmiştir. Cumhuriyetimizin felsefi ve kültürel, milletimizin zihin dünyasının temelini oluşturan Türk milliyetçiliği bu günde yok sayılmak ve mahkum edilmek istenmiştir.
Türk milliyetçiliğinin bu gür sadası karşısında adeta titreyen Türk ve Türklük düşmanları; Başbuğumuz Alparslan Türkeş ve Nihal Atsız Bey başta olmak üzere birçok çelik iradeli, inanmış dava adamı Türk milliyetçisini yarım metrekarelik tabutluklara hapsettirmiş, vatanperverleri işkencelerden geçirtmiştir.
Mahkum edilen sadece bedenler olmuş, işkenceler Türk milliyetçiliğinin bayraklaşmasına engel olamamış, Türk milliyetçiliği fikri önü alınamaz bir şekilde Türk milletinin bedeninden ve ruhundan ayrılmaz bir parça haline dönüşmüştür.
Tam 76 yıl önce tüm zorluklara karşı adanmışlığın, inanmışlığın ve kararlılığın sembolü haline gelen dava adamları 3 Mayıs’ın anlam ve önemini zihinlere kazınamaz bir şekilde yerleştirmiştir.
Türk milliyetcileri olarak bizim Hedefimiz ise,Türk medeniyetini tekrar dirilterek dünyaya adalet ve nizam getirmektir. Bunu yapacak inanca ve güce sahibiz. Tarih sahnesinde görüldüğü çağlardan beri Türk; cihangir, yüksek karakter sahibi ve teşkilatçı bir millet olarak tanınmıştır. Ancak milletimizin ilim ve sanat yönünün de son derece kuvvetli olduğu asla akıllardan çıkarılmamalıdır. Unutulmamalıdır ki Türk; Mete, Alparslan, Fatih ve Mustafa Kemal olduğu kadar Uluğ Bey’dir, Ali Kuşçu’dur, Harezmi’dir, Aziz Sancar’dır. Türk, dört yüz çadır ile mücadeleye başlayıp asırlarca dünyaya ışık olmuş bir medeniyetin sahibidir. Dünyamız bugün dijitalleşme alanında büyük adımlar atmaktadır. Dünya tarihi bir milletler mücadelesidir ancak bu mücadele bugün sadece sıcak savaş alanlarında sürmemektedir. Milletlerarası mücadele iktisadi ve teknolojik rekabet olarak devam etmektedir. Varlığımızı ve bağımsızlığımızı korumanın en önemli şartlarından bir tanesi, kendi teknolojimizi oluşturmak ve kullanmaktır. Milli kültürümüze ve milli tarihimize bağlı kalarak köklü hamleler ve büyük sıçramalar yapabilmemizi sağlayacak yegane topluluk Türk milliyetçileridir. Milli şuur ve ülküler etrafında birleşmiş olan gençlerimizi fen ve teknolojiye yönlendirecek, teknolojide dünyanın en ileri memleketlerinden birisi olmak yolunda büyük adımlar atmalıyız. Türk dehasını yeniden gün yüzüne çıkarmalıyız Yüklenmeye talip olduğumuz bu görevin ağırlığının ülkü ocakları olarak farkındayız. Buradaki en büyük güven kaynağımız tükenmez enerjileri, sonsuz cesaretleri, engin ferasetleriyle ile Geleceğimizin Teminatı Gençlerimizdir.
Ülkü ocakları olarak ,Onların bize emanet bıraktığı 3 Mayıs ruhunu ebediyete kadar yaşatacağımıza söz veriyor, Türk milliyetçilerinin 3 Mayıs Milliyetçiler gününü Ve Ramazanı şerifini tekrardan kutluyoruz.
Ahirete İntikal etmiş Dava adamlarımızı Rahmet ve dua ile anıyoruz.
Sözlerimi bitirirken, şunları belirtmek istiyorum, üstün bir adanmışlıkla görev yapan doktorlarımıza, hemşirelerimize ve bütün sağlık personelimize güvenimiz ve desteğimiz tamdır.
Allah bizleri her türlü hastalıktan, beladan, kazadan ve dermansız dertten korusun diyorum.

Unutmayalım ki, henüz aşısı ve kesin tedavisi bulunmayan KOVİD-19 hastalığından korunmanın en gerçekçi yolu bulaşmasına mani olmaktır.

İnsan ve toplum sağlığı için yapılacak fedakârlıklar geleceğimizi de kesinlikle güvenceye alacaktır”dedi.

3 MAYIS TÜRKÇÜLER GÜNÜ, ÖNEMİ VE ŞİİR’İM”

3 MAYIS TÜRKÇÜLER GÜNÜ, ÖNEMİ VE ŞİİR’İM”

İnsanların önemli yaşam değerleri milli ve manevi kutsal değerler ve düşüncenin ardından koşmalarıdır. İnsan, şeref ve haysiyeti için muhteşem saydığı, inandığı bir gaye uğruna ölmesini bilendir. 3 Mayıs 1944’te Türk milliyetçileri-Irkçılık- Turancılık suçlamasıyla tabutluklara konuldular, işkenceler gördüler. Fakat bu zulümlere, çilelere rağmen onlar bildikleri, inandıkları, yoldan sapmadılar. 3 Mayıs Türk milliyetçiliğinin varlık iradesini ortaya koyuşunun tarihi vesikaların-dandır. Türklüğün ismine yakışır bir hareket tarzıyla ortaya çıkan bu irade, dönemin siyasi gelişmelerine karşı milli bir dayanışma olması ve bu vatanın hakiki sahiplerinin öz evlatlarının varlık iradesin-indir.

*

Dönemin siyasi iktidarı tarafından zorbaca icra edilen, milli ve manevi değerleri hedef alan tüm çabalar, Türk milleti tarafından derin tepkiler koyarak; Bu tepkiler, Hüseyin Nihal Atsız, Alparslan Türkeş, Zeki Velidi Togan, Muzaffer Eriş, Reha Oğuz Türkan, Osman Yüksel Serdengeçti ve diğer idealist, Türk milliyetçilerin üstün gayretlerini, Türk milleti anlamıştır. 3 Mayıs hadisesinde gösterilen fedakar ve asil başkaldırı, siyasi irade tarafından gayri hukuki müdahale ve tatbikatlarla susturulmaya çalışılmaları ortaya konulan asil kararlılık karşısında, bu zulümler aciz kalmıştır. Bu kutlu mücadele, inançla sahiplenilmiş bir davanın yıllar öncesindeki azmin, kararlılığın her türlü zorluğa üstün geleceğini ispat etmiştir.

*

3 Mayıs 1944, Türk milliyetçiliğinin inanmış ve adanmış gerçek dava adamlarının elinde yarına ışık tutacak bir meş’ale misali, Türklük bilincinin tarihi bir abidesi olarak tarihe mal olmuştur. Türk milliyetçileri, tek parti döneminin totaliter kadrolaşmaya zemini hazırlamasına, milli ve manevi değerlere karşı şiddetli bir tavır takınmasına başkaldırarak çekilen çileler ve ıstıraplar karşısında asla yılgınlığa düşmeyen Türk’e sevdalı yürekler, gür bir sedayla inançlarını dile getirmeye devam etmişler, Türk milliyetçiliğinin sarsılmaz bir inançla bugünlere taşınmasında mihenk taşı olmuşlardır.

*

Türk milliyetçiliğine; bugünde dolaylı yollarla siyasi iktidar, medya ve sözde aydınlar tarafından içten ve dıştan yürütülen, kapalı saldırılara karşı, Başbuğ sevdalısı, ülkücü Hareket dün olduğu gibi bugünde mücadelesini dik duruşuyla devam edecektir. Bu tavır ve dik duruş, Türk milletinin bugününe ve geleceğine içten ve dıştan her türlü tehlikelere karşı tedbiriyle Ülkenin asıl turan hedefine ulaşmasında amacıdır.3 Mayıs ruhunun milliyetçi ve ülkücü yüreklerde bütün heyecanla, samimiyetiyle vücut bulmasını arzu idealidir. Başta Başbuğumuz Alparslan Türkeş olmak üzere ahirete intikal etmiş vatan ve millet sevdalısı bütün dava erlerine, Ülkücü şehitlere ve tüm şehirlerimize en derin duygularla, Ruhları şad; mekanları cennet kabirleri nurla dolsun gazilerimize sağlık versin. Her zor günler geçer evde kal sağlıklı ol… “3 MAYIS TÜRKÇÜLER BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN “

BUGÜN TÜRKÇÜLER GÜNÜ TOYUM VAR BUGÜN

Türkün duygusu, Türk için azizdir candan,

Ülkü ideali için can verdiler bedenlerden,

Amaç, inanç, istiklal, bayrağı, ille’ de vatan,

Bugün Türkçüler günü toyum var bugün.

*

Turan ideali tuğ gölgesine bozkurtlar gelsin,

Tüm Türk soylu boyları, obalar toplansın,

Tanrı, Altay dağlarında yollar şenlensin,

Bugün Türkçüler günü toyum var bugün.

*

 

Darbelerle gönülde yatan ülkü izi silinmez,

Onlar yazdı destanı okunsun kutlu yolunuz,

Diktiler gönüllere bayrağı bir daha inmez,

Bugün Türkçüler günü toyum var bugün.

*

Der Mehmet Türkün duygusu coştu yürekten

Esarete boyun eğmedi geçmişte Kürşat’tan,

Tarih şahittir bu kutlu soyunun adından,

Bugün Türkçüler günü toyum var bugün.