Gemlik Haber

Motor Yağı Değişim Belgesi Zorunlu Hale Geldi

Motor Yağı Değişim Belgesi Zorunlu Hale Geldi

Gemlik Esnaf Odası tarafından Motor Yağı Değişim Belgesi belge alımının nasıl olacağı ve nelerin yapılması gerektiği konusunda oda üyelerini bilgilendirmek için eğitim semineri düzenlendi. Oda başkanı İsmail Beki ve yönetim kurulu üyelerinin katıldğı toplantıda eğitim DNGÇEV.  Çevre Yönetimi Ve Teknolojileri Mühendislik Danışmanlık Hizmetleri Şirketi tarafından verildi.

Gemlik Esnaf Odası Başkanlığı tarafından Motor Yağı Değişim Belgesi belge alımının nasıl olacağı ve nelerin yapılması gerektiği konusunda oda üyelerini bilgilendirmek için  Esnaf Odası toplantı salonunda bir toplantı düzenledi. Bilgilendirme toplantısında; motor yağı değişim belgesi alımı konusunda oda üyelerine;  danışmanlık hizmeti verecek olan  DNGÇEV.  Çevre Yönetimi Ve Teknolojileri Mühendislik Danışmanlık Hizmetleri Şirket Müdürü Abdurrahman Eren  tarafından mevzuat ve uygulaması hakkında bilgi verildi.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yayınlanan Atık Yağların Yönetmeliği kapsamında motor yağı değişimi yapan işletmeler  01.01.2021 tarihine kadar Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüklerinden “Motor Yağı Değişim” belgesi almak zorunda.

“Atık yağ üreticisinin yükümlülükleri” 8. maddesinin ikinci fıkrasında “Motor yağı değişimi yapılan işletmeler, Atık Yönetimi Yönetmeliğinin 13. Maddesindeki hükümler doğrultusunda geçici depolama alanı kurmakla, il müdürlüğüne başvurarak Ek-3’te yer alan belgeyi almakla, Bakanlığın çevrimiçi programlarına kayıt olmakla, motor yağı değişimine ilişkin bilgileri çevrimiçi programı kullanarak bildirmekle ve onaylamakla”, yükümlü oldukları belirtilmekte.

01.01.2021 tarihinden itibaren Motor Yağı Değişim Belgesi almayan işletmelerin motor yağı değiştirmesine izin verilmeyecek.

Hisar Anadolu Lisesi öğrencileri uluslararası başarıya koşuyor

Hisar Anadolu Lisesi öğrencileri uluslararası başarıya koşuyor

Gemlik Hisar Anadolu Lisesi öğrencileri, 42 ülkeden yüzlerce öğrencinin katıldığı BUCA IMSEF 2020 Uluslar arası Bilim ve Sanat Fuarı kapsamında düzenlenen Proje Yarışması’nda finale kaldılar.

Gemlikli öğrenciler, Buca Belediyesi tarafından organize edilen ve fizik, kimya, biyoloji, mühendislik, enerji, bilgisayar, matematik ile müzik alanında gerçekleştirilen, BUCA IMSEF  2020 Uluslarası Bilim ve Sanat Fuarı’n katıldılar. Hisar Anadolu Lisesi öğrencisi olan Gemlikli gençlerden Handan Yılmaz, M. Cansu Irmak “Zeytin Yaprağı Ekstraktının Ev Yapımı Kışlık Domates Soslarının Fiziksel, Kimyasal, Mikrobiyolojik Özelliklerinin Üzerine Etkilerinin Araştırılması” projeleriyle Kimya kategorisinde; Gökçe Yılmaz, Recep Demirkıran Mühendislik-Enerji kategorisinde” Atık Kökenli Polimer Kompozitin Sodyum Penta borat İlavesi İle İyileştirilmesi ve Bina Kolonu Güçlendirici Plaka Olarak Tasarlanması “adlı projeleriyle uluslararası bilim fuarında finale kaldılar. 42 ülkeden yüzlerce öğrenciyi eleyerek finale kalan ve Gemlik’e gurur yaşatan öğrenciler, 14 – 18 Aralık 2020 tarihleri arasında projelerini çevrimiçi ortamda projelerini jüri üyelerine sunacaklar.

Öğrencilerin proje danışmanlığı yürüten Biyoloji Öğretmeni Serpil Korkmaz, Hisar Anadolu Lisesi olarak son dönemde gerek Türkiye’de gerekse uluslararası alanda önemli çalışmalara imza attıklarını belirtti. Yeterli destek ve ilgiyi gördüklerinde öğrencilerin harikalar yaratabileceğini söyleyen Korkmaz “Öğrencilerimiz, ilgi duydukları alanlarda projelerini hazırladılar. Biz de onlara gerek çalışma ve sunum sürecinde yol göstererek rehberlik ettik. Öğrencilerimizin finalde başarılı olarak okulumuza ve ilçemize gurur yaşatacağına şüphemiz yok” dedi.

Gemlik Hisar Anadolu Lisesi Müdürü Satılmış Kocabaş ise Serpil Korkmaz ve öğrencileri tebrik ederek, okulun Gemlik’in parlayan yıldızı olduğunu, öğrencilerinin farklı alanlarda önemli başarılar elde ettiklerini dile getirdi. Kocabaş “Gençlerimizin başarıları bizleri gururlandırıyor. Onlar yüzlerce katılımcıyı eleyerek başarılı olduklarında kendi gelecekleri için değerli işlere imza atarken ilçemizin de tanıtımına katkıda bulunmuş oluyorlar. Öğrencilerimizin çalışmalarını mutlulukla takip ediyor ve finalde kendilerine başarılar diliyorum” şeklinde konuştu.

SIKINTILI DÖNEM ZOR GEÇİM VE ŞİİR’İM

SIKINTILI DÖNEM ZOR GEÇİM VE ŞİİR’İM

Günümüzün kâbusu ekonomik kriz ile salgının yarattığı hastalanma korkusu arasında sıkışan vatandaşların büyük bir bölümü geçim sıkıntısı içinde çareler bekliyor çaresiz kalıyor.

Salgınla birlikte işsizlik endişesinin arttığı birçok işyerlerinin kapanma kararları ile milyonlarca çalışanın aylık 1100 TL’lik gelire mahkûm olduğu bu dönemde yapılan araştırmalar, halkın yüzde 40’ının maaş almadan 1 ay geçinecek birikime bile sahip olmadığını ortaya koyuyor.

Vatandaşın 1 ay geçinecek birikimi yok. Hangi partiden olursa olsun sonuç aynı. Kriz herkesi vurdu. Hane halkının kredi kartı ve farklı alanlardaki yüksek borçluluk oranı ile yakalandığı ekonomik krizin ardından gelen korona virüs salgınının, vatandaşın bütçesi üzerinde yarattığı tahribat her geçen gün artıyor.

Yeterli birikim yok. Konu hakkında uzmanların araştırmasında, maaş ya da geliri olmadan 1 yıl boyunca geçinemeyeceklerini açıklayanlar üç kişiden iki kişi zor geçim sıkıntısı çekiyor.

Bir başka acı tablo ise vatandaşın temel ihtiyaçlarını karşılayamayacak noktada olması. Halkın çoğunluğu geliri ile temel ihtiyaçlarını bile karşılayamazken, sadece kira ve beslenme ihtiyaçlarını karşılayanlar ise yüzde 48.2 olduğu deniliyor.

Böyle bir tabloda ülke yönetenler vatandaşa bankalar yolunu gösteriyor, gidin düşük kredi faydalanın denilerek sözde yardım yapılır görüntüsü veriliyor. Kendileri-de iyi biliyor, olmayan bir şey geriye nasıl ödenecek.

Bu konuda dünyada bizimle aynı değerlerde olan ülkelere bakıldığında dar gelirli, çalışan vatandaşına hibe şeklinde sosyal yardımlar yapılarak zor dönemlerini atlatmaya çalışıyorlar. Ülkemin birçok konuda, başta ekonomisi, siyaset toz duman içinde geçerken çözümler sözde uygulamalar lafta; Olan ülkeni vatandaşına oluyor.

Yine de bu virüse karşı tedbirli olalım. Sağlıklı kalmaya çalışalım. Sabırla bekleyelim.

BU KORONA HASTALIĞI ŞİMDİ

Hastalık çıkarana bakın beyler

Kornodur dediler bunun ismi

Sinsi düşman dost görünür

Bu virüsü salanlar şimdi

*

Telaşı sardı tüm dünyayı

Krallar yazdı bu fermanı

Şaşkın dünya çok insanı

Baş belası hastalık şimdi

*

Çoğunluk gariban insan telaşta

Düzen hançeri oldu revaçta

Deneme tahtası ölen insana

Korona hastalığı bela şimdi

*

Bu virüsle yandı canlar

Feryat, telaş eder insanlar

Kral fırsatçıları kol gezerler

Dünya insanı ağlar şimdi

*

Der Mehmet bağırsan avaz

Yazsan’ da kim bakar biraz

Anlayan okursa anlar biraz

Bu korona hastalığını şimdi

Y.T: 13.03.2020

Dünyanın en büyük ticari anlaşması 15 imza ile gün yüzünde!

Dünyanın en büyük ticari anlaşması 15 imza ile gün yüzünde!

Dünyanın pandeminin kıskacında olduğu bu dönemde aklım,  zamanlama olarak bana ilginç gelen dünyanın en büyük serbest ticaret anlaşmasının sonuçlarıyla ve sorularıyla meşgul.

Dünya nüfusunun 56 milyonu koronaya yakasını kaptırmışken ve insanlar patır patır ölüyorken,15 ülkenin bir araya gelerek hem Avrupa Birliği’ne hem de A.B.D’ ne ticari olarak meydan okurcasına anlaşmaya varmalarının zamanlaması oldukça enteresan!

Hele ki Covid-19 virüsünün Çin kaynaklı olduğu düşünüldüğünde …Ve dahası, “RCEP anlaşmasının, yani bahsi geçen serbest ticaret anlaşmanın başını Çin’ in çekiyor olması bir tesadüf olamaz” dedirtti bana!

Düşünsenize, dünya devi denilen Amerika ve dünyanın en önemli ve tek güçlü ülkeler birliği diye tabir edilen AB’ ne karşı yıllar sonra, ilk defa başka bir ülkeler topluluğu ekonomik dengeleri değiştirmek üzere düğmeye basıyor!

Yürürlüğe geçtikten kısa bir zaman sonra ASYA-PASİFİK bölgesinde ABD ve AB’ nin borusunun sesinin kısılacağının habercisidir bu anlaşma.

Bana göre 3. büyük ekonomik güçtür, dünyanın mevcut ekonomik yapısını değiştirebilecek olan… Ve her nedense mantığımın sesi, bu yeni oluşumun çok yakın bir zaman aralığında 3. lükten zirveye oynacağını söylüyor! Nitekim ÇİN’ in sanayi konusunda ve elbette nüfusunun yoğunluğundan ve tedarik gücünden de faydalanarak dünya ticaretinde nasıl güçlü bir konumda olduğunu gördük ve artık biliyoruz. Dolayısıyla “Çin, bu anlaşmanın başını çeken ülkedir ve dünya ekonomisinin dinamolarını daha da değiştirecektir ” demek hayal olmaz.

Çin’ in dışında Japonya, Avusturalya, Güney Kore, Endonezya, Hindistan, Yeni Zelanda, Singapur, Tayland, Malezya, Kamboçya gibi ülkelerin yer aldığı 15 ülke her ne kadar bu anlaşmanın görüşmelerine 2012 yılında başlamış olsa da, nihai kararın alınmasının ve imzaların atılmasının koronanın hız kazandığı günlere denk gelmesi şaşırtıcı!

Avrupa Birliği’ nin bu anlaşmadan tedirgin olduğu ortada. Keza Almanya’nın yaptığı açıklama da bunu açık seçik gösteriyor.

Bence de hem Avrupa Birliği hem A.B.D tedirgin olmalı!

Zira RCEP anlaşması olarak tarihe geçen dünyanın en büyük serbest ticaret anlaşmasının 2.2 milyarlık tüketiciyi hedef aldığı düşünülürse, dünyadaki ekonomik dengelerin değişeceği kesin!

Gelin görün ki ben hâlâ “neden şimdi?” kısmında takılıp kaldım!

Bu anlaşmaya büyük pencerenin ardından baktığımda ortaya çıkan gerçekler yukarıda yazdığım gibi olmasına rağmen, ben “detaylar ayrıntıda gizlidir” fikriyle bir de küçük pencereden bakıyor ve “neden şimdi?” sorusunu bir kez daha soruyorum.

Hele ki Covid-19 virüsünün doğum yerinin de ÇİN olduğunu düşündüğümde, aklımdaki deli sorularla uğraşıp duruyorum!

Esen kalın.

Etiket Okuma Alışkanlığı ve Bazı Gıda Katkı Maddeleri

Etiket Okuma Alışkanlığı ve Bazı Gıda Katkı Maddeleri

 

Bilinçli bir tüketici olmak ve sağlıklı beslenmek için besin etiketlerini doğru okumayı öğrenmek gerekmektedir.

Ürünün içindekiler kısmında ürünün hammaddesinden itibaren kullanılan bütün malzemeler yazılmaktadır. Ürünler karışık sırayla değil; içinde en fazla bulunan maddeden en az bulunana doğru sırayla gitmektedir. Yani içinde en fazla bulunan madde en başta olmaktadır.

İçindekiler kısmının altında alerjen bilgisi gösterilmektedir. Örneğin eser miktarda soya ürünü, gluten, fındık içerebilir şeklinde belirtilebilir. Besin alerjilerine dikkat edilmesi gereklidir çünkü anafilaktik şok geçirerek ölüme neden olabilir.

Bardak ve çatal şeklindeki amblem ise ambalajın gıdaya temas etmesinin uygun olduğunu göstermektedir.

Ürünlerde üretim tarihi (ÜT) , son kullanma tarihi (SKT) , tavsiye edilen tüketim tarihi (TETT) ibarelerini görmekteyiz. Tavsiye edilen tüketim tarihi besinin kendini en iyi muhafaza ettiği, gıdanın kendine ait özelliklerini koruduğu süredir, bu tarih geçmiş olsa bile besinin kokusu, rengi gibi duyusal özellikleri iyiyse tüketilebilir ancak son tüketim tarihi geçmiş gıdalar belirtilen tarihten itibaren tüketilmemeli ve satın alınmamalıdır.

Bir diğer dikkat edilmesi gerek kısım ise enerji ve besin değerleri tablosudur. Ürün 500 gram da olsa 50 gram da olsa bu tabloda genellikle 100 gram üzerinden değerler gösterilir. Bu tabloda dikkat edilmesi gereken en önemli kısım şeker, karbonhidratın altında, ‘-şeker’ veya ‘*şeker’ şeklinde yazıldıysa şekerin karbonhidrata dahil olduğunu göstermektedir. Eğer karbonhidratın altında, başında hiçbir ifade olmadan ‘şeker’ şeklinde yazılmışsa şeker karbonhidrata dahil değil demektir.

Ürün etiketinde yazılan menşei kısmı, ürünün hangi ülkeye ait olduğunu belirtir.

Ürünün net miktarı ise ambalajsız ürünün miktarını ifade eder.

Etiket okuma alışkanlığı kazanarak, besinlerin içindeki gıda katkı maddelerine de dikkat edilmesi gerekir. Ürünlerin içeriğindeki bazı gıda katkı maddeleri şöyledir;

  • Aspartam (E951) : Tatlandırıcı olarak kullanılır; kanser, depresyon ve epilepsiye neden olmaktadır.
  • Karmin (E120) : Gıdalara kırmızı renk verir, fazla tüketimi alerji yapmaktadır.
  • Monosodyum Glutamat (MSG – E621) : Çin tuzu olarak bilinir, gıdalara lezzet verir. Çeşni, hazır çorba, cipslerde bulunur. Alzheimer ve kaygı bozukluğuna neden olmaktadır.
  • Gıda boyaları ( E110- E101- E104- E122- E129) : Çocuklarda zeka seviyesi düşüklüğüne sebep olur.
  • Sodyum Nitrit (E250) : Gıdaların raf ömrünü uzatmaktadır. Kanserojendir.
  • BHA ve BHT (E320 – E321) : Katı ve sıvı yağların bozulmasını engellemek için kullanılır. Hiperaktivite ve davranış bozukluğuna neden olur.

Bu kodlar besinlerin içinde belli miktarda kullanılmakta ve bu miktarın fazlası zararlı diye geçmektedir. Tüketimi kişiyle alakalı bir durum olmakla beraber dikkat edilmesi önerilmektedir.

Gemlik müftümüz Dr. Mehmet Reşat Şavlı’nın ikinci kitabı yayınlandı

Gemlik müftümüz Dr. Mehmet Reşat Şavlı’nın ikinci kitabı yayınlandı

Gemlik ilçe müftüsü Dr.Mehmet Reşat Şavlı’nın ikinci kitabı “Çocuk Eğitiminde Altın Sözler”  yayınlandı.

“Çocuk Eğitiminde Altın Sözler”  adıyla çıkan kitap, çocuklarda ahlâk eğitiminde çok önemli bir açığı kapatmakta. . Yerli ve yabancı bilim adamlarının, ahlâkçıların, pedagogların ve çocuk psikologlarının da görüşleri dikkate alınarak hazırlanan eserde, hem ahlâk hem eğitim içerikli altın değerinde özlü sözlere yer verilmekte.  Çocuk eğitimine dair âyet ve hadislerle de süslenen eser, kütüphaneler dolusu kitapları, bu kitapçıktaki özlü sözlere sığdıran bir öz niteliğinde.

Büyükşehir’in yeni markası ‘Bursa Su’

Büyükşehir’in yeni markası ‘Bursa Su’

Bursa Büyükşehir Belediyesi, 2018 yılında üretime başlayan, Türkiye’de 26 il ve dünyanın 7 farklı ülkesinde tüketiciyle buluşarak, yıllık 40 milyon TL ciro ile kent ekonomisine katkı sağlayan Muradiye Su markasının ardından Bursa Su markası ile sektördeki pazar payını artırmayı hedefliyor.
Bursa’nın sahip olduğu tarihi, kültürel ve doğal tüm değerleri ön plana çıkarıp, kent ekonomisi için katma değer sağlayan Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin yatırımlarıyla Uludağ’dan gelen pınarlar da şehir ekonomisine can suyu oluyor. Kestel’in Gözede mevkiinde Uludağ yamaçlarında 2018 yılında ‘Muradiye Su’ markası ile üretime başlayan su şişeleme fabrikası, 11 farklı ürün gamıyla kısa zamanda sektörün önemli bir markası haline geldi. Oluşturduğu istihdamın yanında yıllık 40 milyon TL ciro ile kent ekonomisine değer katan Muradiye Su, Libya, Almanya, Hollanda, Belçika, Suudi Arabistan, Filistin, Kuveyt olmak üzere 7 farklı ülke ile Türkiye’de de 26 farklı kentte tüketiciyle buluştu. Uludağ pınarlarının tüketiciyle ekonomik ve sağlıklı şekilde buluşturulmasını hedefleyen Büyükşehir Belediyesi, Muradiye Su’nun yanında yeni markası ‘Bursa Su’ ile sektördeki gücüne güç katacak.
Hayat su ile devam eder
Büyükşehir Belediyesi’nin yeni markası ‘Bursa Su’, Atatürk Kongre Kültür Merkezi’nde düzenlenen toplantı ile kamuoyuna tanıtıldı. Toplantıda konuşan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, iklim değişikliğinde yaşanan gelişmelerin bu şekilde devam etmesi halinde, bütün dünyada yüzde 40 oranında bir küresel su açığına maruz kalınacağını söyledi. Bu konu üzerinde hassasiyetle durulması gerektiğini ifade eden Başkan Aktaş, “Malum hayat su ile devam etmektedir, suyun kullanım alanları bütün hayatımızı kapsamaktadır. Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak BUSKİ marifetiyle Bursa’nın hem bugününü hem de yarınlarını kapsayacak biçimde, su ihtiyacını karşılamak adına çalışma ve yatırımlarımıza bütün gayretimizle devam ediyoruz. Bunun yanında Jeotermal AŞ şirketimiz ile ambalajlı su yatırımı ve yeni markamızla ilgili heyecanımızı sizlerle paylaşmak istiyoruz” dedi.
Pazar oldukça büyüdü
Türkiye’de 2002 yılından sonra yaşanan ekonomik kalkınmanın yanı sıra ambalajlı su sektörüne yapılan yüksek teknolojik yatırımların ambalajlı su pazarını oldukça büyüttüğünü dile getiren Başkan Aktaş, “2018 yılında yapılan bir araştırmaya göre dünyada 600 milyon hanenin ambalajlı su tükettiği belirtiliyor. Bu rakam yılda 391 milyar litre, yani dakikada yaklaşık 1 milyon adet ambalajlı suyun tüketilmesi anlamına geliyor. Türkiye’de ise yıllık kişi başı 68 litre pet ve cam, 81 litre damacana olmak üzere toplam 149 litre ambalajlı su tüketiliyor ve ülkemizde yaklaşık 400 adet su fabrikası bulunuyor. Bu fabrikalardan 28 adedi de şehrimizde yer alıyor. Yapılan hesaplamaya göre Bursa’mızda yıllık 450 milyon litre, yani yaklaşık 250 milyon TL tutarında hazır su pazarı bulunuyor. Şehrimizdeki bütün fabrikalarda şişelenen pınar su kaynakları, Bursa’mızın su ihtiyacının sadece yüzde 2,74’üne karşılık geliyor. Bu da şu anlama gelmektedir ki; bazılarının ifade ettiği gibi su fabrikalarının, Bursa’nın pınar suyu kaynaklarına herhangi bir olumsuz etkisi yoktur. Ayrıca bu su fabrikalarının tükettiği pınar su kaynakları bizim baraj havzalarımızın dışında yer almaktadır” dedi.
‘Bursa’da su çeşmeden içilir’
“Bursa’da su çeşmeden içilir” sloganını akıllara kazıyan Büyükşehir Belediyesi neden su fabrikası kurdu?” sorusuna cevap veren Başkan Aktaş, “Amacımız; Bursa özelinde ambalajlı su pazarında, BESAŞ örneğinde olduğu gibi piyasanın regüle edilerek fiyat dengesinin sağlanması, bununla birlikte Bursa halkına teknolojinin son imkânlarını kullanarak temiz ve sağlıklı içme suyu sunma ihtiyacıdır. Ayrıca bölgemizde istihdam ve ekonomik değer oluşturmayı hedefledik. Bilmenizi isterim ki; “Bursa’da su çeşmeden içilir” sloganının arkasındayız. BUSKİ marifetiyle, tam bir sağlık güvencesine sahip içilebilir suyu halkımızın tüketimine sunuyoruz. Ancak hâlihazırda evsel tüketim dışında birçok alanda da ambalajlı su tüketimi tercih ediliyor. Bu noktada tüketici tercihlerine güvenilir bir seçenek sunabilmeyi amaçlıyoruz. Ambalajlı su; acil durum, doğal afet veya mücbir sebep hâllerinde su arzının kesildiği veya kirlendiği yerlerde de hayati önem arz ediyor. Deprem, sel, şiddetli kuraklık gibi mücbir sebep hâllerinde içilebilir musluk suyu kaynakları kesintiye uğradığında, ambalajlı su, şehir halkına gerekli suyu temin etmekte önemli bir rol oynuyor. Su fabrikamız, acil durumlarda ve doğal afet hâlinde günlük 70 tır kapasitesi ile bütün şehre yetebilecek alt yapıya sahiptir. Hatırlanacağı üzere Elazığ, Malatya ve son olarak İzmir’e depremden hemen sonra tırlarımızı göndermiştik” diye konuştu.
Neden ‘Bursa Su’?
Su fabrikasında önümüzdeki birkaç yıl içinde istihdamın artacağını ve yıllık 100 milyon TL’nin üzerinde ciro hedeflediklerini de kaydeden Başkan Aktaş, “Peki, Muradiye Su varken “neden Bursa Su markası?.” Bilindiği gibi Bursa’mız ambalajlı doğal kaynak suyu pazarında; kalitesi ve tüketicilerin tercih etme eğilimi noktasında Türkiye’nin en önde gelen şehri olmayı başarmış durumda. Bursa’nın doğal kaynak sularının pazarda; sağlıklı, lezzetli, olumlu ve avantajlı bir algısı var. Biz de açıkçası bu avantajı fırsata çevirmek istedik ve “Bursa Su” markasını Büyükşehir Belediyemizin bünyesine katabilmek için kolları sıvadık. Bu noktada bugün, ‘Muradiye Su’ya kardeş olarak ortaya çıkardığımız ‘Bursa Su’ markamız ile Bursa isminin sektördeki avantajlarını da kullanmış olacağız. Böylelikle markamızın pazardaki tutunma sürecini kısaltmanın yanı sıra, tercih edilme noktasında önemli bir ayrıcalık sağlamış olacağız. Sektördeki hemen her oyuncunun bu markaya sahip olmak gibi bir arzusunun olduğunu biliyoruz. Bu markayı Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak tescil etmiş olmanın da mutluluğunu yaşıyoruz” dedi.
12 litrelik yeni ürün
Su fabrikamızın verimliliğini ve üretim kapasitesini artıracaklarını, ‘Bursa Su’ markası ile yepyeni bir kaynağı ve içimi yumuşak bir lezzeti daha tüketiciyle buluşturacaklarını belirten Başkan Aktaş, sektörde Bursa özelinde, ‘Bursa Su’ markası ile birlikte pazar lideri olmayı hedeflediklerini vurguladı. Muradiye Su markası ile 19 litre pet şişe olarak sunduklarını ürünü, damacana olarak da tüketiciyle buluşturacaklarını diye getiren Başkan Aktaş, Bursa Su ile de Bursa’ya yepyeni bir ürünü 12 litrelik damacana şişeyi kazandıracaklarını müjdeledi. Tüketicilerin 12 litrelik Bursa Su’yu 4 lira 75 kuruş gibi ekonomik bir fiyatla alabileceğine dikkat çeken Başkan Aktaş, “Günümüz şartları göz önünde bulundurulduğunda 12 litre damacana ürünleri fiziki gereklilikleri karşılamakla birlikte, son tüketici açısından kolay, ucuz ve ulaşılabilir olması yönüyle oldukça kıymetli. Bu kapsamda doğrudan dağıtım sistemi uygulaması ile başta Bursa halkı olmak üzere, tüketicinin temel su ihtiyaçlarını günümüz şartlarına uygun, kaliteli, ekonomik ve kolay ulaşılabilir şekilde sağlamaya başlıyoruz. Bir taraftan yaygın bir dağıtım ağı oluşumu ile Bursalılara en ekonomik doğal kaynak suyunu sunarken, öte taraftan doğrudan dağıtım sistemi ağında oluşturacağımız çok sayıda bayimiz ile girişimcilerimize de kendi işlerine yatırım yapma ve bu değere ortak olma fırsatını sunmuş olacağız. Ülkemizde bir ailenin asgari ambalajlı su tüketimi haftalık 1 litrelik 12 pet şişe olarak ölçü alındığında ekonomik açıdan; bir aile yılda 624 adet pet şişe tüketmektedir. 30.000 abone hedefimizle yola çıktığımızda, yıllık toplam 18 milyon 720 bin adet plastik şişenin doğaya karışması engellenecek, aynı zamanda döviz bazında petrokimya ürün alımı kısıtlanarak ülke ekonomisine katkı sağlanmış olacaktır” dedi.
Denge unsuru
Piyasanın yüzde 50 altında ve en az 1 yıl değişmeyecek fiyat uygulaması ile BESAŞ ve BUDO’da olduğu gibi pazarın denge unsuru olacaklarını ifade eden Başkan Aktaş, “Haftada bir damacana kullanan bir ailenin bütçesine yıllık 390 TL katkıda bulunmuş olacağız. Sağlık açısından ise; ağır ürün kaldırılması sonucu oluşan bel ve boyun fıtığı gibi hastalıkların önüne geçilmesine yardımcı olmayı amaçlıyoruz. 19 litreye göre çok daha hafif olduğu için ev veya iş yerinde kullanım kolaylığı sağlanmış olacak. Fabrikadan dağıtım araçlarına yüklenen ürünler başka bir aracı olmadan mahalle ve sokak aralarına girerek tüketicilere sunulacaktır. Bu da Bursa’da bir ilk olma özelliği taşıyor. Ayrıca Bursa Su 12 litre ürünleri BESAŞ bayilerinden de temin edilebilecek. Hemşehrilerimiz, Bursa Su dağıtım araçlarının hangi bölge ve mahallede hizmet verdiğini ve geçiş saatlerini internet sitemizden öğrenebilecekler. Yeni markamız Bursa Su’nun şehrimiz ve ülkemiz için hayırlı olmasını diliyorum” diye konuştu.

Budo Gemlik Basketbol’da 6 Basketbolcu sokağa çıkma yasağına takılıyor….

Budo Gemlik Basketbol’da 6 Basketbolcu sokağa çıkma yasağına takılıyor….

Yeni alınan 20 yaş altı sokağa çıkma yasağı sonrasında Budo Gemlik Basketol’da 6 basketbolcu sınıra takılıyor.
Covid-19 tedbirleri kapsamında yeni alınan kararlarda ’20 yaş altına sokağa çıkma yasağı’ belirli saatler için getirildi. 1 Ocak 2001 ve sonrasında doğan 20 yaş altı fertler gün içerisinde 13.00-16.00 saatlerinde sokağa çıkabilecek. Bu saatler dışında belirtilen yaş gruplarındaki vatandaşların sokağa çıkmaları kısıtlanacak. Cuma gününden itibaren geçerli olacak bu uygulama sonrası, gözler Türkiye Basketbol 1.Lig ekibi Budo Gemlik Basketbola çevrildi. Budo Gemlik Basketbol bu sene genç bir takımla mücadele ettiği için kadrosunda bulunan 12 lisanslı sporcunun 6 sı yaş sınırına takılıyor. Budo Gemlik Basketbol , konuyla alakalı özel izin alarak hem basketbolcuların antrenmana rahat gidip gelmelerini hem de maçlara çıkabilmelerini sağlayacak. Budo Gemlik Basketbol bu hafta İzmir deplasmanında karşılaşacağı Bornova müsabakası Covid vakalarından dolayı ertelenmiştir. Böylece yeşil beyazlı takım 6 basketbolcudan mahrum kalma tehlikesiyle karşı karşıya kalmayacak.
Budo Gemlik Basketbol takımın 20 yaş altı oyuncuları
Ömer Yavaş (05.07.2001)
Bartu Yılmaz(07.01.2001)
Berkan Aksu (05.01.2001)
Eren Has (29.06.2001)
Serhat Tüzinoğlu(09.11.2001)
Uğur Yılmaz (16.02.2002)

JANDARMA UYUŞTURUCU KAÇAKÇISINA FIRSAT VERMEDİ

JANDARMA UYUŞTURUCU KAÇAKÇISINA FIRSAT VERMEDİ

Bursa İl Jandarma Komutanlığı KOM Şube Müdürlüğünce 19.11.2020 İstanbul ilinden Bursa iline 16 A.. 2.. plakalı araç ile yüklü miktarda uyuşturucu madde getirileceği yönünde istihbari bilgi alması üzerine; 16 A.. 2.. plakalı araç KOM Şb.Md.lüğünce fiziki takibe alındı.

Bahse konu aracın 19.11.2020 günü İstanbul- Bursa karayolu üzerinde seyir halinde iken saat 11.30 sıralarında Gemlik 68 No.lu Oksijen tesislerinde durdurularak sürücü R.Ö (E/41) isimli şahıs KOM Şb.Md.lüğu ve Gemlik Mrk. J.Krk.K.lığınca icra edilen müşterek operasyonla yakalandı.

TAKİP isimli uyuşturucu madde tespit köpeği desteği ile yapılan aramada;
1 kg Metamfetamin
2 Adet Uyuşturucu Madde içiminde kullanılan cam aparat (Payp)
2 Adet Cep Telefonu
Ele geçirildi.
Olayın şüphelisi R.Ö isimli şahıs C.Savcısının talimatı ile gözaltına alındı.

İlk değişim Beştepe-Parlemonto iletişimimizde olmalıdır

İlk değişim Beştepe-Parlemonto iletişimimizde olmalıdır

Cumhurbaşkanı Erdoğan, demokraside ve ekonomide değişim yapacaklarını açıkladı.

Aslında öncelikli değişimin Beştepe nile Parlemonto işleyişinde yapılması gerektiğini düşünüyoruz.

Zatem hem terörle, hem salgın hastalıkla yoğun mücadele ederken, çağdaş demokratik kararları uygulamakta zorlanırız.

Ayrıca salgın devam ederken, koşa koşa gelecek yabancı yatırımcı bulamayız.

Bu ara dönemde yapacağımız en önemli değişim yeni sistem ile ilgil  olmalıdır.

Mevcut sistem seçmeni milletvekillerinden, milletvekillerini de hükümetten koparmıştır.

Seçmen, milletvekili ve bakan ikişkisi kopunca hizmetler askıda kalmıştır.

Yeni sistem dış politikada hızlı ve doğru kararlar almış olsa da, iç politikada başarıyı yakalayamamıştır.

İlk yapılması gereken, eylem, birleştirilmiş bakanlıkları yeniden müstakil hale getirmek olmalıdır.

Tarım ürünleri stratejik ürün olmuştur.

Tarım bakanlığı müstakil olmalıdır.

Olağanüstü bir durum yoksa, parlemonto dışından bakan atanması kaldırılmalıdır.

Bu yapı milletvekillerini ve atanmış bakanları seçildikleri şehirlere daha çok getirecektir.

Belediye başkanlarının, kendi şehirlerinden bakanları, yoksa Ankara’dan zamanında ve yeterli oranda destek bulmaları çok zordur.

Kaldı ki mevcut sistemde, kendi partisinin belediye başkanının başarılı olup olmadığını takip etmek bile zordur.

Bursa’da, müteahhidin yarım bıraktığı terminal metro hattı yaklaşık 3 yıl terk edilmiş bir şantiye gibi bekletilmiştir.

Bu sistem kollektif çalışmadığı için iktidar partisi bile doğru aday belirlemede zorlanmıştır.

Eğer Bursa’da Meral Akşener, aday taksimi konusunda aç gözlü davranmasa ve yedi ilçede İYİ Partiyi aday göstermeseydi, Bursa’da ki seçimleri de CHP kazanabilirdi.

Kısacası kollektif çalışmayı başaramayan bu sistemin en büyük zararı Ak Partiye olmuştur.

Nitekim Ankara ile anadolu şehirleri arasındaki siyasi tıkanıklığı fark eden CHP ekonomik durumu yerinde anlatmak için otobüslerle yollara düşmüştür.

Muharrem İnce’nin bin günde otobüsle Anadolu gezisi diğer partilere örnek olmuştur.

Ak Parti teşkilatının da yapacakları değişimi anlatmak için Anadolu yollarına düşmesi gerekmektedir.

Günün Sözü,

Çok şanslı olmamı, çok çalışmama bağlıyorum.

“Jefferson”