Bursa genelinde ilgili tüm kurumların katılımıyla düzenlenen Afet ve Acil Durumlara Yönelik Bilgilendirme ve Koordinasyon Toplantısı


Kozmetik sektörü, dinamizmi ve sürekli yenilenen trendleriyle her daim özel bir ilgi alanı. Bu renkli dünyada, uzun yıllara dayanan tecrübesiyle öne çıkan Nehir Kozmetik, sektördeki faaliyetlerini her geçen gün genişleterek Türkiye’nin önemli oyuncularından biri haline gelmiştir. Firmamız, ithalat faaliyetlerinin yanı sıra, dünyanın önde gelen parfüm markaları ve kozmetik üreticilerinin distribütörlüğünü üstlenmekte, aynı zamanda iç piyasada birçok değerli markanın toptan tedarikçisi olarak hizmet vermektedir.
Parfüm, makyaj ve cilt bakımı ürün gruplarında uzmanlaşmış ekibimiz ve geniş ürün gamımızla yüzlerce bayiyi desteklerken, aynı zamanda önde gelen zincir marketlerle kurduğumuz güçlü iş ortaklıkları ve lider pazaryerlerindeki satış kanallarımızla milyonlarca tüketiciye ulaşıyoruz. Bu yaygın ve köklü yapı, bize sektörü her açıdan tanıma, pazarın ihtiyaçlarını doğru analiz etme ve en doğru ürünleri en avantajlı koşullarla tüketiciyle buluşturma olanağı sağlıyor.
2021 yılı, bu köklü deneyimi dijital dünyanın sınırsız olanaklarıyla buluşturduğumuz bir dönüm noktası oldu. Geniş ürün yelpazemizi, sektörel bilgi birikimimizi ve rekabetçi fiyat avantajımızı, her an ulaşılabilir kılmak amacıyla Cosmoland web mağazasını hayata geçirdik. Cosmoland, yalnızca bir e-ticaret sitesi değil; uzun yıllara yayılan kozmetik sektörü bilgimiz ile e-ticaret alanındaki birikimimizi, olmazsa olmaz ilkemiz olan müşteri memnuniyeti ile harmanlayarak yarattığımız bir dijital deneyim platformudur.
Amacımız, ziyaretçilerimize en iyi alışveriş deneyimini sunmak. Bunun için, titizlikle seçilmiş, orijinal ve güvenilir binlerce ürünü bir araya getiriyoruz. Sitemizde, dünya devi parfüm markalarından en sevilen makyaj ürünlerine, en etkili cilt bakımı rutinlerini oluşturabileceğiniz dermokozmetik ürünlere kadar kapsamlı bir seçki bulunuyor. Her bir ürün, sektör tecrübemizle belirlenmiş, kalite ve memnuniyet garantisi altında sizlere sunulmaktadır.
Cosmoland olarak, müşterilerimizin yalnızca bir sipariş veren değil, değerli bir misafirimiz olduğuna inanıyoruz. Bu nedenle, güvenli ödeme sistemlerimiz, hızlı ve dikkatli kargo süreçlerimiz ve etkin müşteri hizmetleri ağımızla, alışverişinizin her aşamasında yanınızdayız. Sitemizde keşfedeceğiniz her marka, bizim tarafımızdan güvenilirliği onaylanmış, kalitesi test edilmiş ve beğeninize sunulmuş seçkin markalardır. Tüm bu markaları bir arada görmek ve koleksiyonlarını incelemek için parfüm markaları sayfasmızı ziyaret edebilirsiniz.
Yolculuğumuza, kozmetiğin büyülü dünyasını daha fazla insana en doğru ve keyifli şekilde ulaştırmak vizyonuyla devam ediyoruz. Her yeni gün, ürün gamımızı genişletmek, teknolojik altyapımızı güçlendirmek ve siz değerli müşterilerimizin ihtiyaçlarına daha hızlı çözümler üretebilmek için çalışıyoruz. Siz de güvenilir, avantajlı ve keyifli bir kozmetik alışverişi için doğru adrestesiniz.
Tüm bu geniş ürün yelpazesini, özel kampanyaları ve sektörel yenilikleri keşfetmek için Cosmoland‘i ziyaret etmeniz yeterli. Bizleri https://www.cosmoland.com.tr/ adresinden takip edebilir, kozmetik dünyasının en güzel ürünlerine kolayca ulaşabilirsiniz.
Restoran mutfakları, yüksek sıcaklık, açık alev ve yoğun yağ kullanımı nedeniyle yangın riski açısından en hassas alanlar arasında yer alır. Özellikle pişirme süreçlerinde biriken yağ kalıntıları, kısa sürede kontrolsüz yangınlara dönüşebilir. Bu tür riskler yalnızca maddi kayıplara değil, aynı zamanda işletme faaliyetlerinin uzun süre durmasına da neden olabilir.
Yağ kaynaklı yangınlar, diğer yangın türlerine kıyasla çok daha hızlı yayılma eğilimi gösterir. Bunun temel nedeni, kullanılan pişirme yağlarının yüksek sıcaklıklarda tutuşma noktasına hızla ulaşabilmesidir.
Bitkisel ve hayvansal pişirme yağları, uzun süre yüksek ısıya maruz kaldığında kendiliğinden tutuşabilir. Kızartma ekipmanlarında sıcaklık kontrolünün yetersiz olması, yağın parlama noktasını aşmasına neden olur. ABD Ulusal Yangın Koruma Birliği (NFPA), ticari mutfak yangınlarının büyük bölümünün kızartma ekipmanlarından kaynaklandığını belirtmektedir .
Mutfaklarda pişirme sırasında açığa çıkan yağ buharı, davlumbaz filtrelerinde ve baca hatlarında zamanla birikir. Bu birikim düzenli olarak temizlenmediğinde, küçük bir alev ya da kıvılcım tüm havalandırma hattı boyunca ilerleyebilen ciddi bir yangına dönüşebilir. Yağın akışkan yapısı, alevin yatay ve dikey yüzeylerde hızla yayılmasına neden olur.
Yağ yangınlarında yapılan en kritik hatalardan biri su ile müdahale edilmesidir. Su, sıcak yağ ile temas ettiğinde aniden buharlaşır ve yağın etrafa sıçramasına yol açar. Bu durum, yangının birkaç saniye içinde geniş bir alana yayılmasına neden olabilir. Yangın güvenliği literatüründe bu etki “alev sıçraması” olarak tanımlanır .
Restoran mutfaklarında ocaklar, ızgaralar ve fritözler uzun süre kesintisiz çalışır. Bu durum, ekipmanlarda aşırı ısınma riskini artırır. Özellikle yoğun servis saatlerinde yapılan hızlı ve kontrolsüz kullanım, yangın ihtimalini yükseltir.
Yağ kaynaklı yangınların önlenmesinde en etkili yaklaşım, yangının çıkmasını beklemeden otomatik müdahale sağlayan sistemlerin kullanılmasıdır. Bu noktada davlumbaz ve pişirme hattı özelinde tasarlanmış çözümler öne çıkar.
Profesyonel mutfaklarda kullanılan davlumbaz söndürme sistemi, pişirme ekipmanları, filtreler ve baca girişini kapsayacak şekilde tasarlanır. Bu sistemler, genellikle ısıya duyarlı algılama elemanlarıyla çalışır ve belirlenen sıcaklık aşıldığında otomatik olarak devreye girer. Kullanılan kimyasal söndürücüler, yanan yağın üzerini kaplayarak oksijenle temasını keser ve yeniden alevlenmeyi önler.
NFPA 96 standardı, ticari mutfak havalandırma sistemlerinde otomatik söndürme sistemlerinin kullanılmasını temel bir güvenlik gerekliliği olarak tanımlar .
Sadece davlumbaz altı değil, mutfağın tamamını kapsayan mutfak yangın söndürme sistemi yaklaşımı da büyük önem taşır. Bu sistemler; fritözler, ocaklar, ızgaralar ve wok istasyonları gibi yüksek riskli alanları hedef alır. Lokal müdahale sayesinde yangın, servis alanına ya da binanın diğer bölümlerine yayılmadan kontrol altına alınabilir.
Sigorta sektörü verileri, otomatik söndürme sistemine sahip mutfaklarda yangın sonrası hasar maliyetlerinin belirgin şekilde daha düşük olduğunu göstermektedir .
Teknolojik sistemler kadar önemli bir diğer unsur da bakım ve temizlik süreçleridir. Davlumbaz filtreleri, yağ kanalları ve baca hatları belirli periyotlarla temizlenmelidir. Birçok ülkede bu işlemler, yerel yönetmelikler ve sigorta şartları kapsamında zorunlu tutulmaktadır. Temizlik ihmal edildiğinde, en gelişmiş sistemler dahi risk altında kalabilir.
Mutfak personelinin yağ kaynaklı yangınlar konusunda bilinçli olması, alınan önlemlerin etkinliğini artırır. Yangın anında doğru ekipmanın kullanılması, manuel müdahalelerin sınırlarının bilinmesi ve acil durum prosedürlerine hakimiyet, olası kayıpları azaltır.
Restoranlarda görülen yağ kaynaklı yangınlar, hızlı yayılma potansiyeli nedeniyle en tehlikeli yangın türleri arasında yer alır. Yüksek sıcaklık, biriken yağ kalıntıları ve yanlış müdahaleler bu riski daha da artırır. Davlumbaz özelinde tasarlanmış otomatik söndürme sistemleri, düzenli bakım uygulamaları ve personel farkındalığı bir araya geldiğinde, mutfak yangınlarının büyük bölümü henüz başlangıç aşamasında kontrol altına alınabilir. Siz de yağ kaynaklı yangınlar için önlem almak istiyorsanız Eksel Yangın’a hemen ulaşabilirsiniz.
Bursa Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nuri Kolaylı:
Bursa Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nuri Kolaylı, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla yazılı bir açıklama yaptı. Kolaylı, basın sektöründe yıllardır çözülemeyen ve her geçen gün derinleşen sorunlar nedeniyle 10 Ocak’ı bir “bayram” olarak değil, “dayanışma ve mücadele günü” olarak andıklarını ifade etti.
Basın sektörünün 2026 yılına; ekonomik baskılar, güvencesiz çalışma koşulları, mesleki itibar kaybı, dijital mecralarda artan kontrol ve hukuki belirsizlikler ile girdiğine dikkat çeken Kolaylı, bu sorunların ertelenmeden ele alınmasının, yalnızca basın mesleği için değil, demokrasinin sağlıklı işleyişi açısından da hayati önemde olduğunu vurguladı.
Türkiye genelinde 9 gazeteciler federasyonu, 91 gazeteciler cemiyeti ve basın meslek örgütünün üye olduğu Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu’nun da Genel Başkanı olan Nuri Kolaylı, yazılı açıklamasında medya kuruluşlarının ve basın emekçilerinin yaşadığı sorunların artık sürdürülemez bir noktaya ulaştığını belirtti.
Kolaylı açıklamasında şu görüşlere yer verdi:
“Yaşadığımız ağır sorunlar nedeniyle ‘bayram’ değil ‘dayanışma günü’ olarak andığımız 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü vesilesiyle, mesleğimizin içinde bulunduğu tabloyu bir kez daha kamuoyunun dikkatine sunmak istiyoruz.
Çünkü basın sektöründe yaşanan yapısal sorunlar çözüme kavuşturulmadıkça, mesleğimiz itibar kaybetmeye, gazeteciler güvencesizleşmeye devam edecektir.”
Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu ve Bursa Gazeteciler Cemiyeti olarak uzun yıllardır altını çizdikleri temel ihtiyacın kapsamlı bir mesleki düzenleme olduğuna dikkat çeken Kolaylı, basın özgürlüğünden çalışma koşullarına, internet ve dijital yayıncılık mevzuatından mesleki standartlara kadar pek çok alanda güncel, özgürlükçü, çağdaş ve uygulanabilir yasal düzenlemelere ihtiyaç duyulduğunu ifade etti.
TGK Genel Başkanı ve BGC Başkanı Nuri Kolaylı açıklamasında; “Basın sektöründe mesleki bir düzenlemenin olmaması; etik dışı, tehdit ve şantaja dayalı yayıncılığı teşvik etmekte, hiçbir mesleki birikimi ve sorumluluğu olmayan kişilerin ‘gazeteci’ kimliği altında sektörde yer almasına zemin hazırlamaktadır. Meslektaşlarımız onurlarını korumak için büyük bir özveriyle mücadele etse de, yasal boşluklardan yararlanan çıkar odaklarının önüne geçilememektedir. Bu tablo, gerçek gazeteciliğe zarar vermektedir.” görüşlerine yer verdi.
10 Ocak 1961 tarihinin, basın emekçileri açısından tarihsel önemine de dikkat çeken Kolaylı, 212 sayılı yasanın gazetecilere sağladığı hakların bugün büyük ölçüde uygulamada ortadan kalktığını vurguladı.
Basın özgürlüğünün ve ifade özgürlüğünün, demokratik toplumların vazgeçilmez unsuru olduğunu hatırlatan Kolaylı, bağımsız ve özgür bir basının halkın haber alma hakkının teminatı olduğunu vurguladığı açıklamasında, “212 sayılı yasa; gazetecilerin sigortalı çalışmasını, kıdem ve ihbar tazminatı haklarını, izin haklarını ve en önemlisi gazetecilik faaliyetlerini özgürce yapabilmelerini güvence altına almıştı. Ancak gelinen noktada, basın emekçilerinin çalışma koşulları ve mesleki güvenceleri, ne yazık ki 1961’in bile gerisindedir. Bu nedenle 10 Ocak’ı bir bayram olarak anmamız mümkün değildir.” dedi.
Kolaylı açıklamasını şöyle tamamladı:
“Özgür basın yoksa, demokrasi de eksik kalır. Halkın sesi olan bağımsız basın, düşünce ve ifade özgürlüğünün en güçlü aracıdır. Bu nedenle ülke olarak, basının sorunlarını görmezden gelmek yerine, el birliğiyle çözmek zorundayız.”
10 Ocak’ı gerçek anlamda bir Basın Bayramı olarak kutlayabileceğimiz günlere; mesleğimizin onurunu, gazetecilerin haklarını ve basın özgürlüğünü esas alan bir anlayışla, en kısa sürede ulaşmayı temenni ediyorum.
Bu duygu ve düşüncelerle tüm meslektaşlarımı saygı ve dayanışma duygularıyla selamlıyorum.”
10 OCAK’IN TARİHÇESİ
5953 sayılı Basın İş Kanunu’nda, 10 Ocak 1961 tarihinde yürürlüğe giren 212 sayılı yasa ile yapılan değişiklikler, basın çalışanlarının özlük haklarında önemli kazanımlar sağladı. Bu düzenlemeler, dönemin basın meslek örgütleri ve Türkiye Gazeteciler Sendikası tarafından “Basın Bayramı” olarak kabul edildi.
Ancak dönemin basın işverenleri yasayı protesto ederek gazetelerini üç gün süreyle yayımlamadı. Gazeteciler ise okuru habersiz bırakmamak için sendika çatısı altında birleşerek “Basın” adlı gazeteyi yayımladı. Bu dayanışma, 212 sayılı yasanın uygulanmasının önünü açtı.
Ne var ki özellikle 1990 sonrası dönemde, medyanın sermaye yapısının değişmesiyle birlikte bu kazanımlar uygulamada adım adım ortadan kaldırıldı.
Bugün gelinen noktada, 10 Ocak hâlâ bir bayramdan çok, gazetecilerin hak, özgürlük ve meslek onuru için verdikleri mücadelenin simgesi olmayı sürdürmektedir.
Gemlik Esnaf ve Sanatkarlar odasının seçim takvimi belli oldu. Oda başkanı İsmail Beki seçimlerinin 10 Şubat 2026 Salı günü yapılacağını açıkladı.
Gemlik Esnaf ve Sanatkarlar odası başkanı İsmail Beki, “ oda seçim takviminin BESOB tarafından açıklandığını ifade ederek, bu takvime göre seçimin 10 Şubat 2026 Salı günü saat 11.00’de Pırıltı Düğün Salonlarında yapılacağını” söyledi.
Beki oda başkanlığı için yarışan tüm adaylara başarı dilerken, “kazananın Gemlik esnafının olacağını” işaret etti.
Günlük yaşamın temposu hızlandıkça giyim tercihleri de hem estetik hem de işlevsellik arayışına yöneliyor. Bu noktada kadın bot modelleri, yalnızca soğuk havaların kurtarıcısı olmakla kalmayıp stilin en güçlü tamamlayıcılarından biri olarak öne çıkıyor. Şehir hayatında yürüyüş konforu sunan yapıları, farklı kombinlere kolayca uyum sağlayan tasarımları ve mevsim geçişlerinde sunduğu koruyucu özellikleriyle bu ayakkabı grubu, modanın vazgeçilmezleri arasında yer alıyor. Günümüzde botlar, klasik algının dışına çıkarak modern çizgilerle yeniden yorumlanıyor ve kadınların kişisel tarzlarını yansıtmalarına olanak tanıyor. Bu dönüşüm, yalnızca görselliğe değil, aynı zamanda kullanım rahatlığına da odaklanan bir anlayışı beraberinde getiriyor.
Bir ayakkabının şık olması kadar gün boyu rahat hissettirmesi de büyük önem taşıyor. Kadın bot tercih edilirken taban yapısı, iç astar kalitesi ve ayağı saran formu dikkatle değerlendirilmesi gereken unsurlar arasında bulunuyor. Özellikle uzun süre ayakta kalan ya da yoğun tempoda hareket eden kişiler için ergonomik detaylar fark yaratıyor. Tasarım tarafında ise sade çizgilerden iddialı modellere kadar uzanan geniş bir yelpaze mevcut. Bu çeşitlilik, her yaş grubuna ve farklı stil anlayışlarına hitap edebilme avantajı sağlıyor. Günlük kombinlerde spor bir görünüm yakalamak isteyenler için düz tabanlı seçenekler öne çıkarken, daha feminen bir duruş arayanlar için topuklu alternatifler dikkat çekiyor. Böylece konfor ve estetik arasında dengeli bir seçim yapmak mümkün hale geliyor.
Hava koşullarının değişken olduğu dönemlerde ayakkabı seçimi daha da kritik bir hal alıyor. Kadın bot modelleri, özellikle sonbahar ve kış aylarında ayakları soğuktan ve nemden koruyarak gün boyu rahat bir kullanım sunuyor. Suya dayanıklı yüzeyler, kaymayı önleyen taban yapıları ve sıcak tutan iç materyaller, bu ayakkabıların tercih edilme sebeplerini güçlendiriyor. Aynı zamanda mevsim geçişlerinde ince çoraplarla ya da kalın kombinlerle uyum sağlayabilen esnek yapıları sayesinde dolaplarda uzun süre yerini koruyor. Bu yönüyle botlar, sadece soğuk günlerin değil, stil açısından geçiş dönemlerinin de anahtar parçası haline geliyor. Kullanıcılar için bu durum, hem pratiklik hem de uzun vadeli bir yatırım anlamına geliyor.
Gemlik Kaymakamlığı tarafından organize edilen ve Gemlik Ticaret ve Sanayi Odası’nın (GTSO) ev sahipliğinde gerçekleştirilen 2025 yılı değerlendirme toplantısı, GTSO toplantı salonunda geniş bir katılımla yapıldı. İlçenin mevcut durumu ve gelecek hedeflerinin ele alındığı toplantı, kamu kurumları ile yerel yönetimler arasında önemli bir istişare ortamı sundu.
Toplantıya; Gemlik Kaymakamı Osman Aslan Canbaba, Gemlik Belediye Başkanı Şükrü Deviren, Gemlik Cumhuriyet Başsavcısı Sercan Kocabey, AK Parti İlçe Başkanı Mehmet Taşar, CHP İlçe Başkanı Servet Pehlivan, MHP İlçe Başkanı Emrah Keskinden, Gemlik Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Hasan Hamaloğlu, Ticaret Borsası başkanı Özden Çakır, kamu kurum ve kuruluşlarının daire müdürleri, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve çok sayıda davetli katıldı.

Toplantıda Gemlik’in 2025 yılına ilişkin genel değerlendirmesi yapılırken, özellikle asayiş ve güvenlik konuları gündemin öncelikli maddeleri arasında yer aldı. İlçede huzur ve güven ortamının korunması adına yürütülen çalışmalar ele alınırken, ilgili kurumlar tarafından yapılan sunumlarla mevcut durum hakkında bilgi paylaşıldı.
Bunun yanı sıra, kamuoyunda sıkça gündeme gelen alkollü alanların ruhsatlandırılması, kentsel dönüşüm projeleri ve 100 binlik imar planları çerçevesinde Gemlik’in planlama süreci detaylı şekilde değerlendirildi. Kentsel dönüşüm çalışmalarının hızlandırılması, planlı şehirleşmenin sağlanması ve ilçenin geleceğine yön verecek projeler konusunda görüş alışverişinde bulunuldu.
Toplantı süresince kurumlar arası koordinasyonun önemine vurgu yapılırken, ortak akıl ve iş birliği ile Gemlik’in sosyal, ekonomik ve fiziki gelişiminin sürdürülebilir bir şekilde ilerlemesi hedeflendi. İlçe kaymakamı Canbaba, Belediye başkanı Deviren, Başsavcı Kocabey, Ticaret ve Sanayi odası başkanı Hamaloğlu ile diğer katılımcılar, ilçenin ihtiyaçları doğrultusunda çözüm odaklı adımlar atılmasının önemine dikkat çekti.
Toplantı, karşılıklı değerlendirmeler ve önerilerin alınmasının ardından sona erdi.
– Bursa‘da barajlarda umut verici gelişme, havadan görüntülendi
– Bursa‘da kar bereketi barajlara yansıdı
– Beyaz örtü maviyle buluştu, kar yağışları barajlara umut oldu
– Bursa‘da barajlar havadan görüntülendi, kar yağışları etkisini gösterdi
Bursa‘da etkili olan kar yağışları barajlara da olumlu yansıdı. Doğancı Barajı’nda drone ile kaydedilen görüntülerde, karla kaplı tepelerin arasında su seviyesinin az da olsa yükseldiği gözlemlendi. Buski yetkilileri, yağışların şu anda barajları doldurmaya yeterli olmadığını ifade ederek, tasarrufa devam çağrısı yaptı.
Bursa‘da son günlerde etkili olan kar yağışları, kentin önemli su kaynaklarından biri olan Doğancı Barajı’na can suyu oldu. Karlarla kaplanan tepelerin arasında kalan baraj, havadan görüntülendi.
Drone ile kaydedilen görüntülerde, beyaz örtüyle kaplanan dağlık alanların ortasında yer alan Doğancı Barajı’nın dikkat çekici manzarası ortaya çıktı. Kar yağışlarının ardından baraj havzasında su seviyesinde az da olsa artış gözlemlenirken, kar sularının barajlara olan katkısı bir kez daha gözler önüne serildi.
İklim krizi kapıda
Tüm dünyada insanlığın yaklaşan iklim krizine koşar adım ilerlediğini kaydeden Doğayı ve Çevreyi Koruma Derneği (DOĞADER) Başkanı Murat Demir, “2026 yılının ilk haftasındayız, 2025 yılını büyük bir kuraklık yaşayarak geçirdik. Önce bahara girerken zirai don yaşadık. Ardından da yıl sonlarına kadar sürecek bir kuraklık yaşadık. Bursa‘nın barajları yüzde 0’ı gördü. Yer altı sularıyla şebekeyi destekleyerek Bursa Büyükşehir Belediyesi, Bursalılara su verdi. Dünya Meteoroloji Örgütü’nün yapmış olduğu açıklamada 2050 yılında varmamız gereken sıcaklığa 2025 yılında ulaşmış olduk. Bu da iklim krizine insanlığın koşar adım gittiğinin kanıtı oldu. Son 52 yılın en kurak yılını yaşadık. Bursa bir su şehri olmasına rağmen Bursa‘da susuzluk yaşadık. 2 gün öncesinde Bursa‘ya yağan kar, hepimize umut verdi. 2 gün öncesinde Bursa -2 derece iken bugün 16 derece. İklim değişikliğini yaşıyoruz ve sonuçlarına katlanıyoruz” şeklinde konuştu.
“Barajlar su üretmiyor”
Barajların yeniden dolması için ormanların korunması gerektiğini söyleyen Demir, “Barajlarımızın doluluk oranı fena değil. Kar yağdı, birden eridi. Bu iyi bir şey değil mevcut karın zamanla peyderpey eriyerek yer altı sularına katkı sağlaması gerekirdi. Evet barajlarımızda su var ama barajlar su üretmiyor. Suyu üreten dağlarımız, ormanlarımızdır. Ormanlarımıza iyi bakarsak, haddinden fazla vahşi madencilik ruhsatları vermezsek, doğayı rehabilite edersek bu dağlar, ormanlar Bursa‘mıza tekrar su verecektir” dedi.
2025 yılında, kendi iç sorunlarımızdan çok başka ülkelerin sorunlarını öncelikli hale getirdik.
Gazze katliamına ve Suriye’deki yeni yapılanmaya odaklandık.
Ukrayna–Rusya barış görüşmelerinde rol almak için uğraştık.
Ama kendi sorunlarımız konusunda bir araya gelmeyi başaramadık.
Her farklılığı kutuplaşma noktasına taşıdık.
Bu kutuplaşma siyaseti, siyaseti ise vatandaşlığı ve ekonomiyi de derinden etkiledi.
Fırsatçılara alan açıldı.
Yıllardır vatandaşın fırsatçıların tavırlarına tanık olduk.
Ama bir türlü ihtilal yasasını düzeltemedik.
Hayırlı konularda iktidar ile muhalefeti bir araya getiremedik.
Temel kanunları çıkaramadık.
Yaklaşık 60 yıldır beni darbe anayasasını değiştiremedik.
Sivil bir anayasa çıkaramadık.
2026 yılına kar yağışı ile birlikte bereketli bir şekilde giriş yaptık.
Umutlarımız arttı. 2026 yılında içimize dönmeliyiz.
Kutuplaşma alışkanlığından kurtulmalıyız.
Vatandaşımız için uygun ekonomik şartlar bulmalıyız.
Sözün kısası, 2025 yılı bizim için kaybedilmiş bir yıl oldu.
İyilik yapmayı bilmiyorsan, hiç olmaz ise kötülük yapma.
(Günün Sözü)