Biz neyi değiştiriyoruz?

Biz neyi değiştiriyoruz?

Gemlik Belediyesi, zeytin festivaliyle ilgili dün bir duyuru yaptı.

Daha önceki festival organizasyonlarında kullanılan “Zeytinin Başkenti Gemlik” sloganı ve “Uluslararası Gemlik Zeytini Festivali” ismi yerine, bu sene denenecek olan yeni konsept gereği başka bir slogan ve isimle devam edileceği bildirildi. Organizasyona; komşu ilçe Orhangazi’nin dahil olmasıyla yeni festival sloganının “İki ilçe, tek miras” festival isminin ise “Gemlik-Orhangazi Zeytin Festivali” olarak değiştiği kamuoyuna deklare edildi.

Festival adına önemli bir başka değişiklik daha vardı duyuruda kullanılan ait görsellerde. “Gemlik Zeytini Coğrafi İşareti” festival tanıtım görsellerinde yer bulamamıştı. Olmaması da doğal değil miydi zaten? Festivalin ismi “Gemlik Zeytini Festivali” değildi ki görselinde “Gemlik Zeytini Coğrafi İşareti” bir kenara da olsa yerleştirilsin.

Bu durum festival için açılmış internet sitesinde de aynıydı. https://zeytinfest.com/ adresinde yer alan içeriğin hiçbir yerinde “Gemlik Zeytini Coğrafi İşareti” yoktu maalesef.

Tabii bu durum ilçe kamuoyunda hemen tepkiyle karşılandı. Vatandaş, festivalden “Gemlik Zeytini” ifadesinin kaldırılmasından rahatsız oldu. Hem sosyal medyada Gemliklilerin şahsi serzenişleri hem yerel basın kuruluşlarında siyasilerin konuyla ilgili açıklama haberleri hem de eli kalem tutanların konuya dair yazıları yayımlanmaya başladı.

Aslında temmuz ayında bu festivalde İznik’in de yer alacağı ve organizasyonun daha geniş çaplı gerçekleştirileceği duyurulmuştu. Bu yönde çok sayıda haber yayınlanmıştı. İznik neden bu işten vazgeçti bilmiyorum. Organizasyonda İznik’in neden yer almadığına dair, İznik yerel medyasında tepki haberleri olduğunu da gördüm. Herkes kendi perspektifinden ve kendi menfaati açısından olaya yaklaşıyor elbette. Eleştiri sahipleri tarafından, İznik’in festivalin paydaşı olmasının kıymetli olduğu öngörülmüş demek ki.

Daha önce üç ilçenin katılımının duyurulduğu bir organizasyon, bugün neden iki ilçeye düşmüş? Bu bile aslında organizasyonun planlanması noktasında zihinlerde soru işaretleri doğuruyor. Aslında bu organizasyonun bir de Mudanya cephesi vardı ama şimdi hiç o konuya girmeyeyim.

Gelelim asıl konumuza…

Festival ismi niçin değişti?

Çünkü Orhangazi de işin içine girdi. Böylece festivalin isminde “Gemlik Zeytini” ibaresinin çıkarılması tercih edildi.

O zaman şunu sormak lazım. Neden ortak bir organizasyona ihtiyaç duyuldu? Sanırım kritik soru bu. Bu soruya cevap vermeden şu hususu da dile getirmek lazım.

Gemlik Belediyesi festival ile ilgili duyurunun hemen ardından, bir basın duyurusu daha yaptı. Festivalin PR çalışması kapsamında olduğu anlaşılan bir dizi röportaj görüntüsü paylaşıldı. İstanbul’da sokaktaki vatandaşa “Zeytin deyince aklınıza ilk neresi gelir?” diye soruluyordu görüntülerde. 7’den 70’e, hatta Türk’ü yabancısı herkesin cevabı elbette “Gemlik” oldu. Zaten başka ne olabilirdi ki? Dünyanın en kaliteli sofralık zeytininin Gemlik’te yetiştiğini bilmeyen mi vardı?

Şimdi az evvelki soruya dönelim. Neden bu organizasyonun ortaklaşa düzenlenmesi kararlaştırıldı?

Belediye bu işin mali külfetini bölüşmek mi istedi? Yoksa sadece bölgesel bir etkinlik yapma yönünde mi bir karar verdi? Bursa Büyükşehir Belediyesi destek için ortaklaşa bir etkinlik şartı mı koştu? İznik bu sene organizasyonda yer almadı ama ileride Mudanya ile birlikte bu iş dört ilçenin katılımı ile daha da genişleyebilir mi? Organizasyona bu sene destek veren Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin önümüzdeki süreçte katkısının artmasıyla, ileride bu iş bir “Bursa Zeytin Festivali”ne döner mi?

Bütün bunların cevabını bilmiyorum. Zaten yazının amacı da cevap vermek değil, kamuoyu adına cevabı verilmesi gereken soruları ortaya koymak.

Soruya, soruyla verilecek cevaplar çoğaltılabilir. Ama önemli soruları sona sakladım. Bu işten; bir marka olan “Gemlik Zeytini” nasıl etkilenir? Bu marka, bölgesel ölçekte bir değer haline gelirse, bu Gemlikli üretici ve tüccar için nasıl bir sonuç doğurur? Bu marka değer; Orhangazi ya da İznik’in elinde olsaydı, Gemlik ile paylaşmak ister miydi? Ki her iki ilçenin de kendi zeytini için hem coğrafi işaret hem de marka tescili adına girişimleri olduğunu biliyoruz. Bu durumda bu ortak organizasyondan kim kârlı çıkar?

Bu olası soru işaretlerinin giderilmesi adına Gemlik’te meselenin tarafı kimlerle görüşüldü? Alınan karar, hangi kurumlarla masaya yatırıldı? Bu konuda danışılanlar ne görüş bildirdi? Biz “Gemlik Zeytini” deyince; nasıl Allah vergisi bir hazineye sahip olduğumuzun farkında mıyız? İstanbul’da sorulan soruya verilen cevaplar göz önüne alınırsa, farkında olmamız gerekmez mi?

Sorular, sorular…

Evet! Temelde bu işin bir maliyeti var elbette. Belediyenin ciddi maddi külfeti olan organizasyon kalemlerinden biri belki de. Tabii ki bu işin mali külfetine birilerinin el atması lazım. Atılmazsa ne olur? İşte organizasyon elinizden böyle sabun kalıbı gibi kayar, gider. Bu organizasyon sırf maliyeti yüzünden ortak düzenlenip, yukarıda sorduğum sorulardaki riskler değerlendirildiğinde, üzerinde yazı tura atılabilecek ve şansa bırakılabilecek bir mesele asla değil. Gerekirse başka yerden kısar, burada kullanırsınız kaynağınızı. Organizasyonu üç değil iki gün yaparsınız. Daha az bilindik bir sanatçı getirirsiniz. Daha makul masraflı etkinlikler gerçekleştirirsiniz. “Ama o zaman da iyi organizasyon olmadı.” diyorlar. Desinler… Bak, şimdi de birileri başka bir şeyler diyor. Hangi eleştiri daha haklı ve yerinde?

Hariçten gazel okuyor gibi gözükmek istemem. İşin içinden gelen tecrübe ile değerlendirme yapmaya çalışıyorum.

Gemlik Belediye Başkanı Refik Yılmaz ve Gemlik Kent Konseyi Genel Sekreteri Mehmet Çelik döneminde, uzun yıllar sonra yeniden canlandırılan festival için kurulan çalıştayda görev yaptım. Festival o sene, Gemlik Kent Konseyi önderliğinde gerçekleştiriliyordu. Konsey başkanı sevgili Eczacı Mukaddes Serim idi. O dönemde üniversiteden, oda ve borsalara, sanayi kuruluşlarından kamu temsilcilerine, muhtarlardan çiftçilere kadar çok sayıda donanımlı isim ile ekip olarak güzel bir planlama çalışması gerçekleştirdik. Mehmet Çelik benim özellikle çalıştayda görev almamı istemişti. Katkı sunacağımı biliyordu.

Size o günkü çalışmalardan bugünkü tartışmalara köprü kuracak ve bugün yaşananları anlamaya imkân verecek bir anekdot aktarayım.

İlk olarak 1973 yılında Gemlik Turizm Festivali olarak başlayan festival serüveni, ardından “Gemlik Festivali”, sonrasında “Gemlik Zeytin Dalı Halk Oyunları Yarışması”, daha sonra “Gemlik Siyah Altın Festivali” olarak sürekli ismi değiştirerek süregeldi. Bu süreçte festivale uzun aralar da verildi, organizasyon akamete uğradı.

2015 yılında festivalin tekrar düzenlenmesi için başlatılan çalışmalar kapsamında; işin mutfağı konumundaki festival çalıştayında Başkan Mukaddes Serim, festivalin adı hususunda bir tartışma açtı. Birçok isim önerisi sunuldu. “Gemlik Zeytin Festivali” isminin oldukça ilgi gördüğü bir anda, festivalin isim annesi olacak olan Mukaddes Serim’den o teklif geldi. Festivalin adı “Gemlik Zeytini Festivali” olsun…

Beğenen de oldu, itiraz eden de… İsmin telaffuzunun zor olduğu gibi eleştiriler de aldı Serim. Ama yaptığı konuşma ile tüm çalıştay üyelerini ikna etmeyi başardı. “Arkadaşlar,” dedi. “Bu festivalin yıldızı Gemlik Zeytini. Biz bu festivali Gemlik Zeytini için organize ediyoruz. Gemlik Zeytini daha da popüler olsun diye. İsmi daha da fazla duyulsun diye. Üretici kazansın diye. Biz bir zeytin festivali yapmıyoruz. Gemlik Zeytini Festivali yapıyoruz. O nedenle ismi bu olmalıdır.” deyince tartışma sona ermiş ve isim netleşmiş oldu. Slogan olarak da “Zeytinin Başkenti Gemlik” üzerinde karar kılındı. Sonra uluslararası hüviyetine atıfta bulunmak için başına “uluslararası” kelimesi ilave edildi. Ne kadar uluslararası oldu? Vatandaş etkinliklere ne ölçüde katılım sağladı? Üretici ne kadar işin içinde oldu? Tartışılabilir. Ama yapılanlar özünde samimi ve Gemlik’in ortak değerini önemseme gibi bir ruh taşıyordu.

Çalıştay için hazırladığımız programın lansmanını, Gemlik Ticaret Borsası’nda gerçekleştirdik. Burada taslak program Gemlik kamuoyuna sunuldu, destek ve katkıları istendi. Ortak akılla hareket etmek önceliğimizdi. Toplantıda taslak programı sunumunu da bendeniz gerçekleştirdim.

Size sunum başlangıcından küçük bir kesit paylaşayım.

Amacımız…

Zeytin Festivali’ni ilçemize yeniden kazandırmaktır.

Misyonumuz…

Kentimizin öne çıkan değeri zeytin ile ilgili farkındalığı sağlamaktır.

Vizyonumuz…

Gemlik Zeytini’nin, ulusal ve global ölçekte hak ettiği yeri almasını sağlamaktır.

Hedefimiz…

Gemlik Zeytini’nin; tüketicinin ilk tercihi olmasını sağlayarak talep karşısında arzın tüm yerli unsurlarının ekonomik açıdan büyümesidir.

İşte o dönem, bu öncelikler doğrultusunda hazırlanan program, diğer organizasyonların önüne geçmeyi başarmıştı.

Festivalin tanıtımı noktasında iyi bir iş çıkardı Refik Yılmaz. Çalıştayda her kesimden deneyimli isme görev verilmesini sağladı. İşin planlaması iyi yapıldı. Kentin tüm dinamikleri oyuna dâhil edilmeye çalışıldı. Organizasyonda medya ünlüleri konuk edildi. Canan Karatay’ın “Zeytinyağı en sağlıklı meyve suyudur” diyerek zeytinyağı dolu bardağı kafasına diktiği görüntülerdeki bu sözü adeta literatüre girdi.

Festival etkinlikleri kapsamında önemli bir başka çalışma da “Gemlik Zeytini” coğrafi işareti için yapıldı. Logonun kullanımının yaygınlaştırılması ve vatandaşta bu bilincin oluşturulması için büyük gayret sarf edildi. Bu noktada büyük mesafe katedildi. Önemli ve kıymetliydi.

Sonra festival logosunun bulunduğu ambalajlara sahip zeytin, zeytinyağı, zeytin sabunu, havlu ve buna benzer hediyelik materyallerle Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin yolu tutuldu. Dönemin Başbakanı Binali Yıldırım, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partilerinin grup toplantı salonlarında ziyaret edildi. Gemlik heyetinde tüm siyasi partilerden temsilciler vardı. Liderler Gemlik heyetini çok samimi ve sıcak karşıladılar. Bu ziyaret, TRT başta olmak üzere ulusal ölçekte çok sayıda TV kanalı ve haber kuruluşunda kendine yer buldu. Gemlik Zeytini’nin iyi bir reklamı olmuş oldu.

Şimdi bunu neden uzun uzun anlattım? Bir eserin tarihi geçmişini, üzerindeki emeği, azim ve kararlılığı, ortak aklı bilmezseniz, tabela da çok kolay değişir, isim de logo da… Üzerine bir lahzada sünger çekebilirsiniz.

Logo deyince; serde grafikerlik de olunca festival logosunu da tasarlamak bana nasip olmuştu. Logo hem çalıştay üyeleri hem belediye yönetimi hem de kamuoyu tarafından oldukça beğenilmişti. Tasarladığım logoyu TBMM çatısı altında görmek bana da büyük kıvanç vermişti. Hatta bu logo beğenilince Gemlik Kaymakamlığı’nın bugün de kullanılmakta olan logosunu da ben tasarlamıştım. Ancak Refik Yılmaz dönemi sonrası göreve gelen Mehmet Uğur Sertaslan “Gemlik Zeytini” logosunu festival organizasyonlarında kullanımdan kaldırdı.

Şimdi ise Şükrü Deviren festivalin ismini…

Bu vazgeçişler bu kadar kolay olmamalı diye düşünüyorum.

Her yönetim değiştiğinde kentin hafızasının da değişmesi hiç doğru değil.

Bir kentin ekonomik, kültürel marka değerine dönüşmüş bir vitrin ismi, üzerinde yeterince düşünülmeden değiştirilmemeli.

Bir organizasyonu “büyütmek” isterken, onu var eden markayı küçültme riskini göze almamak gerekir.

Gemlik’in yıllar önce başlayan festival serüveni eğer akamete uğramasa, her gelen kent yöneticisi bu işi resetleyip başka isimle devam etme kararı almasa, 53 yıllık köklü bir festival geçmişine sahip olabilirdik.

Olmayınca olmuyor işte. Gemlik’teki birçok şey gibi…

Sanırım “Gemlik Zeytini” ifadesinin ne halk nezdindeki önemi ne de marka değeri yeterince görülebildi.

Akşam bu yazıyı kaleme alırken Gemlikspor ile ilgili de bir haber düştü medyaya.

Şehrin 3. Lig temsilcisinin önce Gemlikspor, sonra Gemlik 1984 FK ardından Gemlik Sümerspor gibi isimlerle mücadele edeceği duyurulmuştu. Son haberde ise isminin Gemlik Sümerbey olarak kesinleştiği duyuruldu. Bu da gündeme adeta bomba gibi düştü ve festival isminin tartışıldığı bir anda “Hayda!” dedirtecek bir gelişme oldu.

Ne diyelim?

Sanırım biz bu isim koyma işinde çok iyi değiliz…

Bir ismin aslında çok şeyi ifade ettiğini kaçırıyoruz.

Bir ismin bazen bir şehrin hafızasını, bazen yılların emeğini taşıdığını göz ardı edebiliyoruz.

“Biz neyi değiştiriyoruz?” diye sorgulamadan iş yapıyoruz.

Birlikte başaracağız derken, yalnız başımıza yanlış kararlar alıyoruz.

Kalın sağlıcakla.

Hakkında Hurşit TOPAL

Ayrıca Kontrol Edin

GTSO Heyeti, Foodist Gıda Fuarı’nda Üyelerini Yalnız Bırakmadı

GTSO Heyeti, Foodist Gıda Fuarı’nda Üyelerini Yalnız Bırakmadı Gemlik Ticaret ve Sanayi Odası (GTSO) Yönetim …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir