Çocuğun Elindeki Telefon Değil, Düzenlenemeyen Duygular Endişe Verici
Yaz tatilinin başlamasıyla birlikte birçok ebeveynin zihninde benzer bir soru belirmeye başladı:
“Bu yaz çocuklar ve gençler ekran başında ne kadar zaman geçirecek?”
Özellikle ergenlik dönemindeki çocukların internet, oyun ve sosyal medya kullanım süreleri tatil dönemlerinde belirgin şekilde artabiliyor. Bu durum birçok ailede çatışmaları da beraberinde getiriyor. Telefonun bırakılması konusunda yapılan uyarılar, bilgisayar başında geçirilen saatler ve sosyal medya tartışmaları yaz aylarının en sık yaşanan aile içi gerilimlerinden biri haline gelebiliyor.
Pek çok ebeveyn bu noktada sorunun telefon, internet veya sosyal medya olduğunu düşünüyor. Oysa psikolojik açıdan baktığımızda mesele çoğu zaman ekranın kendisi değil; ekranın hangi ihtiyacı karşıladığıdır.
Bugünün gençleri yalnızca sosyal medyada vakit geçirmiyor. Aynı zamanda orada görülüyor, kabul görüyor, ait hissediyor, rahatlıyor ve bazen de gerçek hayatta düzenleyemediği duygularından uzaklaşıyor.
İnsanlar her zaman keyif aldıkları şeylere değil, sinir sistemlerini düzenleyebildikleri yerlere yönelirler.
Bir genç okulda dışlanıyorsa, arkadaş ilişkilerinde zorlanıyorsa, evde sürekli eleştiriliyorsa ya da yoğun performans baskısı hissediyorsa; sosyal medya onun için sadece eğlence alanı olmaktan çıkar. Bir kaçış, bir sığınak ve bazen de bir duygusal düzenleme aracına dönüşür.
Bu nedenle internet kullanımına sadece süre üzerinden yaklaşmak çoğu zaman yetersiz kalır.
“Asıl soru kaç saat kullandığı değil, neden kullanmaya ihtiyaç duyduğudur.”
Ergenlik dönemi, bireyin ailesinden psikolojik olarak ayrışmaya çalıştığı doğal bir süreçtir. Genç kendi kimliğini oluşturmak ister. Kendi fikirlerini, zevklerini ve sosyal çevresini keşfetmeye çalışır.
Tam da bu nedenle ebeveynler kontrolü artırdıkça çatışmalar çoğu zaman büyür.
Sürekli denetlenen gençler zamanla iki uçtan birine kayabilir:
Ya tamamen boyun eğen ve kendi kararlarını veremeyen bireylere dönüşürler ya da her kurala karşı çıkan, gizlilik geliştiren ve ailesinden uzaklaşan gençlere…
Her iki durumda da ilişki zarar görür.
Günümüzde gençlerin maruz kaldığı bilgi miktarı, insanlık tarihinin hiçbir döneminde olmadığı kadar yüksektir. Bildirimler, kısa videolar, hızlı ödül sistemleri ve sürekli değişen içerikler beynin dikkat mekanizmalarını etkiler.
Bu nedenle telefonu elinden alınan bazı gençlerde yalnızca öfke değil; gerçek anlamda huzursuzluk, gerginlik ve bedensel stres belirtileri görülebilir.
Ebeveynlerin burada yapabileceği en önemli şey yasak koymak değil, sinir sistemi güvenliği oluşturmaktır.
Araştırmalar gösteriyor ki güçlü ebeveyn sınırları ile sıcak ilişki bir arada olduğunda gençler dijital dünyada daha sağlıklı seçimler yapabiliyor.
Bu nedenle;
- Kuralları tek taraflı ilan etmek yerine birlikte belirleyin.
- Sadece ekran süresini değil ekranın içeriğini de konuşun.
- Eleştirmek yerine merak edin.
- Telefonu bırakmasını istediğiniz zamanlarda ona alternatif ilişki alanları sunun.
- Kendi ekran kullanım alışkanlıklarınızı da gözden geçirin.
Çünkü gençler söyleneni değil, gördüklerini öğrenirler.
Sonuç olarak internet ve sosyal medya günümüz gençliğinin gerçeğidir. Ama gençleri koruyan şey teknolojiden uzak kalmaları değil, teknolojiyle ilişki kurarken duygularını düzenleyebilmeleri ve güvenli ilişkiler içinde büyüyebilmeleridir.
Klinik Psikolog Büşra Kırca
Çocuk, Ergen ve Aile Danışmanı | Nilüfer/Bursa
@klinikpsikologbusrakirca | 0531 662 3087
Gemlik Gündem Gazetesi Gemlik Yerel Haber Sitesi, Gemlikte Günlük ve Son Dakika Gemlik Haberleri

