Çocuğunuz Ekranı Bırakamıyor mu, Yoksa Beyni Henüz Hazır Değil mi?
Çocuğunuz Ekranı Bırakamıyor mu, Yoksa Beyni Henüz Hazır Değil mi?

Çocuğunuz Ekranı Bırakamıyor mu, Yoksa Beyni Henüz Hazır Değil mi?

Çocuğunuz Ekranı Bırakamıyor mu, Yoksa Beyni Henüz Hazır Değil mi?

Yeni girdiğiniz bir yerde ilk sorduğunuz soru ne oluyor?

Son yıllarda dikkatimi çeken küçük ama düşündürücü bir değişim var. Gittiğimiz birçok kafe, restoran ve bekleme salonunda Wi-Fi şifresi artık insanların rahatlıkla görebileceği yerlere yazılıyor. Çünkü işletmeler de biliyor ki içeri giren pek çok kişinin ilk ihtiyacı internete bağlanmak.

Benzer bir durumu kendi ofisimde de sıkça yaşıyorum. Görüşme öncesinde yalnızca birkaç dakika dinlenecek olan danışanlarım ya da ebeveynler, daha oturur oturmaz “Wi-Fi şifreniz nedir?” diye soruyor. Bu soru, aslında yalnızca internete bağlanma isteğini anlatmıyor. İçinde yaşadığımız çağın zihnimizi nasıl şekillendirdiğine dair önemli bir ipucu veriyor.

Ekranlar artık yalnızca bir araç değil; canımız sıkıldığında, beklerken, yorulduğumuzda ya da duygusal olarak zorlandığımızda sığındığımız ilk yer hâline geldi. Yetişkinler olarak bile elimiz telefona bu kadar kolay gidiyorsa, çocuklardan kendi kendilerine “Artık yeter.” diyebilmelerini beklemek ne kadar gerçekçi?

Çünkü çocuk beyni, yetişkin beyni gibi çalışmaz.

Dürtü kontrolü, plan yapma, dikkatini yönetme, sabredebilme ve bir davranışı durdurabilme becerilerinden sorumlu olan ön beyin (prefrontal korteks) doğumda olgun değildir. Ön beyin gelişimi çocukluk ve ergenlik boyunca devam eder; olgunlaşması ise ancak 20’li yaşların ortalarına doğru tamamlanır. Başka bir ifadeyle, küçük bir çocuğun ekranı kendi iradesiyle bırakmasını beklemek; henüz fren sistemi tamamlanmamış bir otomobilden güvenle durmasını beklemeye benzer.

Üstelik dijital platformlar tam da bu gelişmekte olan beyni hedef alacak şekilde tasarlanır. Sonsuz kaydırma özelliği, peş peşe gelen videolar, renkler, sesler ve anlık ödüller beynin ödül sistemini sürekli uyarır. Çocuk “bir video daha” derken aslında çoğu zaman sadece isteklerine yenik düşmüyor; henüz yeterince gelişmemiş olan dürtü kontrol sistemiyle mücadele ediyor.

İşte bu nedenle ekran konusunda sınır koymak, çocuğun özgürlüğünü elinden almak değildir. Tam tersine, onun henüz gelişimini tamamlamamış ön beynine dışarıdan destek olmaktır. Ebeveyn, çocuğun kullanamadığı fren sistemini bir süreliğine onun adına devreye sokar. Çocuk ise yıllar içinde bu dış denetimi iç denetime dönüştürmeyi öğrenir.

Belki de çocuklarımızın en çok ihtiyacı olan şey, daha gelişmiş bir tablet ya da daha hızlı bir internet bağlantısı değil; gelişmekte olan beyinlerine eşlik edecek sakin, tutarlı ve güven veren yetişkinlerdir.

Unutmayın; çocuklarda ekran bağımlılığı ve ekran süresiyle mücadele etmek yalnızca tableti elinden almak değildir. Çocuğun oyun ihtiyacını, hareket etmesini, merak duygusunu, aileyle kurduğu bağı ve duygularını düzenleyebilme becerisini de desteklemektir.

 

Klinik Psikolog Büşra Kırca 

Çocuk, Ergen, Yetişkin ve Aile Danışmanı | Nilüfer/Bursa

@klinikpsikologbusrakirca |  05316623087

 

Hakkında Hurşit TOPAL

Ayrıca Kontrol Edin

Gemlik CHP’de Yeni İlçe Başkanı Tekin Rama Oldu

Gemlik CHP’de Yeni İlçe Başkanı Tekin Rama Oldu Gemlik’te Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İlçe Başkanı …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir