SİESTA ...
SİESTA ...

YAVAŞ YAVAŞ DEĞİL, HIZLI HIZLI ÖLÜYORUZ!

YAVAŞ YAVAŞ DEĞİL, HIZLI HIZLI ÖLÜYORUZ!

“Yavaş yavaş ölürler seyahat etmeyenler.
Yavaş yavaş ölürler okumayanlar, müzik dinlemeyenler,
Vicdanlarında hoşgörüyü barındırmayanlar.

Yavaş yavaş ölürler bir yabancı ile konuşmayanlar.”
Pablo Neruda’ nın hayatımın belli dönemlerinde bayıla bayıla okuduğum dizelerinden alıntıdır herbir satır.

Yazımın girişine aldanıp da edebi ya da şiirsel bir yazı ile huzurunuzda arz-ı endam edeceğimi zannetmeyin!

Tam aksine, konu şiirsel olmaktan çok uzak…

Kadın cinayetleri söz konusu olur da nasıl ve hangi şiirsellikle yazılabilir ki zaten?

Kaldı ki “Kadına dokunma!” dedik, anlatamadık.
Kadın haklarını iğneden ipliğe ele aldık ama ele aldığımız konuları beyinlere bir türlü aktaramadık! “Kadın da bir canlıdır! Hiçbir canlı başka bir canlıya zarar veremez!” dediysek de yine de kendimizi dinletemedik. Hâsılı; ne dediysek ne yaptıysak olmadı, olduramadık!

Üstelik Pablo Neruda’nın dediği gibi yavaş yavaş da ölmedik, süratle ve hunharca öldürüldük. Canice, vahşice ve hatta kimi zaman haince pusu kurularak, kimi zaman da ulu orta öldürüldük.

Ve biz kadınlar, kızlar bunları yaşarken, yani pare pare dağılıp, lime lime doğranıp, gıdım gıdım ölürken kimse sesini çıkarmadı! Halktan gelen sesler hariç yukarıdan usuleten söylenen cılız birkaç kelimenin dışında kimsecikler şarlamadı, gürlemedi.

Konuya el atması gerekenler, parmak uçlarıyla tuttular meseleyi. Ivır zıvır, gerçeklikten uzak ve reele dönüştürülmeyen, laf olsun torba dolsun diye söylenmiş gelişi güzel sözlerden öteye gitmedi hiçbiri… Ve yine yapanların yanlarına kâr kalarak, yaptırımlar asılsız çıktı.

Hem bu vahşete hem de suça hüküm verecek olan yetkili merciler ise Neruda’ nın söyleminin tam aksine, vicdanlarında hoşgörünün H’ sini barındırmaktan çok öte olmayı tercih ettiler!

Ha bir de… Neruda’ nın medeni ve insani bir zihinle söylediği ve dillere pelesenk olan meşhur şiirinde adı geçen “Bir yabancı ile konuşmayanlar” kısmı ise acı acı gülümsetti beni! Zira bu ülkede yabancıyı bir yana bırakın, ölüm tehditi ve tehlikesi en yakınımızdan gelir oldu; sevgilimizden, kocamızdan, nişanlımızdan… Bizi öldürenler maalesef sözde bizi en çok sevdiğini söyleyenler!

Sonuç olarak, bizler ölmemek ve öldürülmemek için başka ne yapsak ne desek ne söylesek bilemedik. Dilimizdeki sözcükler de bitti, alıp verdiğimiz nefes de tükendi.

Öldürülmek kabullenemeyeceğimiz bir durum olduğuna göre bunu ortadan kaldırabilmek için ne yapmalıyız ne etmeliyiz bilmiyoruz ama umarım birgün birileri sesimizi duyar da bizler de emniyet içinde, her an ölüm korkusu yaşamadan hayattaki varlığımızı sürdürebiliriz.

Umarım!

Esen kalın.

Hakkında Hurşit TOPAL

Ayrıca Kontrol Edin

ZAFER IŞIK DÜĞMEYE BASTI, KARACAALİ İSKELESİ İHALEYE ÇIKIYOR

ZAFER IŞIK DÜĞMEYE BASTI, KARACAALİ İSKELESİ İHALEYE ÇIKIYOR

ZAFER IŞIK DÜĞMEYE BASTI, KARACAALİ İSKELESİ İHALEYE ÇIKIYOR Karacaali İskelesinin yapım ihalesini, Ak Parti Bursa …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.