Engellenmişlik Hissi: Mağduriyet Konforu mu, Özgürlük Korkusu mu?

Engellenmişlik Hissi: Mağduriyet Konforu mu, Özgürlük Korkusu mu?

Last Updated on: 12 Ekim 2026

Engellenmişlik Hissi: Mağduriyet Konforu mu, Özgürlük Korkusu mu?

Klinik Psikolog Büşra Kırca’ya göre engellenmişlik, ne yapacağını bildiği halde
durdurulma hissidir. Bu duvarı çoğu zaman dış güçler değil, insanın kendi arzusuyla
yüzleşme korkusu örer. Dış engel bulmak, mağduriyetin konforlu sığınağıdır; öfke
ise doymamış arzunun yasıdır. Çözüm, arzuyu sorgulayıp eyleme geçmek ve başka
çıkışlar aramaktır.
İnsan kendini en çaresiz ne zaman hisseder? Ne yapacağını bilemediğinde mi? Hayır.
Asıl çaresizlik, ne yapacağını çok iyi bildiği halde önüne görünmez bir duvar örülmesiyle
başlar. O an gelen şeye “engellenmişlik” diyoruz. Peki bu duvarı gerçekten dışarıdaki
birileri mi örüyor, yoksa biz mi kendi elimizle örüyoruz?
Gelin bu soruyu birlikte düşünelim.
Dışarıdaki Duvar, İçerideki Ses
Trafikte sıkışıp kaldığımızda, bir projemiz reddedildiğinde, bir ilişki istediğimiz gibi
gitmediğinde ya da toplum “dur” dediğinde içimizde bir şey kırılır. Öfkeleniriz. Bu öfke
aslında doymayan arzunun, yas tutma biçimidir.
Ama burada kritik bir soru var: Sizi gerçekten durduran şey dışarıdaki barikat mı, yoksa o
barikatın arkasında sizi bekleyen özgürlüğün sorumluluğu mu?
Çoğu zaman dış engelleri bir sığınak gibi kullanırız. “Yapamadım çünkü izin vermediler.”
“İlerleyemedim çünkü sistem böyle.” Oysa engellenmişlik duygusu, bazen kişinin kendi
iç çatışmalarını örtbas etme çabasıdır. Dışarıda bir düşman, bir engel bulmak; kişinin
kendi korkusuyla, eylemsizliğiyle yüzleşmesinden her zaman daha konforludur.
Özetle:
• Dışsal engel → öfke, isyan → konforlu mağduriyet
• İçsel engel → korku, arzunun reddi → gerçek yüzleşme
Öfkenin Altındaki Yas
Saldırganlık, engellenmenin en doğal sonucudur. Elinden oyuncağı alınan bir çocuk tepki
verir; çünkü arzusuyla oyuncağı arasına bir mesafe girmiştir. Yetişkin de engellendiğinde
aslında biraz çocuklaşır. Ama çocuktan farklı olarak, engeli aşmaya çalışmak yerine
çoğu zaman engelin kendisine takılıp kalır. Engelle savaşmak, hedefe yürümekten daha
tutkulu bir hâl alır.
Engellenmişlik duygusunu bu kadar sarsıcı yapan şey, eylemin kendisinden çok “kendi
hayatının öznesi olma” hakkının elinden alınmış gibi hissettirmesidir. İnsan, hayatının
direksiyonunda olmadığını hissettiğinde yabancılaşır. Bu yabancılaşma zamanla kronik
bir çökkünlüğe, içe dönük bir öfkeye dönüşür.
Duvarla Ne Yapmalı?
Arzu her zaman bir engelle karşılaşır. Mükemmel, engelsiz, pürüzsüz bir doyum dünyası
yoktur; bu bir fantezidir. İnsan olmanın ve olgunlaşmanın şartı, tam da bu engelle ne
yapacağını bilmekten geçer.
Peki ne yapmalı?
• Engeli hayatınızın merkezine koymayın: Yaşadığınız engelleri mağduriyetinizin
madalyası gibi taşımayı bırakın.
• Arzunuzu sorgulayın: Engellenen şey gerçekten sizin arzunuz mu, yoksa başkalarının
sizden beklediği bir şey mi?
• Eyleme geçin: Bir kapı kapandığında sürekli o kapıyı yumruklamak yerine, binanın
mimarisini sorgulayıp başka bir çıkış arayın. Özne olmanın ilk adımı budur.
Unutmayın: İnsanı tutsak eden şey, önündeki duvarın yüksekliği değildir. Asıl tutsaklık, o
duvara bakarken arkasını dönüp bakmadığı geniş meydanlardır.
Engellendiğinizi hissettiğinizde bir durun ve sorun: Şu an gerçekten durdurulduğum
için mi öfkeliyim, yoksa yürümekten korktuğum bir yolun bahanesini bulduğum için
mi rahatladım?
Klinik Psikolog Büşra Kırca
Çocuk, Ergen, Yetişkin ve Aile Danışmanı | Nilüfer/Bursa
@klinikpsikologbusrakirca | 05316623087

Hakkında Hurşit TOPAL

Ayrıca Kontrol Edin

Gemlik’te Bağımlılığa Karşı Farkındalık Semineri Düzenlendi

Gemlik’te Bağımlılığa Karşı Farkındalık Semineri Düzenlendi AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Sağlık Politikaları Başkanlığı …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir