.

.

Şehit Etem Yaşar Okulu İtalya Gezisinden Döndü

   Gemlik Şehit Etem Yaşar İlköğretim Okulunun 2010 yılında başlatmış olduğu Comenius projesi kapsam...

“Bizler aynı kaynaktan beslenen dertli insanlarız”

Gemlik Giresunlular Derneği MHP Gemlik İlçe Teşkilatını ziyaret etti. Ziyaret’te söz alan MHP Gemli...

Ayşe Ziver Karataş İ.Ö.O “Hayat” Oldu

   İlçemiz Ayşe Ziver Karataş İlköğretim Okulu Milli Eğitim Bakanlığı’nın “Okullar Hayat Olsun” proj...

İskele Meydanındaki Uyarı Levhaları Yerlerde

   Gemlik iskele meydanında bulunan park yerindeki uyarı levhaları, ayak altında geziyor.    Kırıla...

Kastamonuluların Gemlik Buluşması

 “Bursa’lı Kastamonulular buluşuyor” toplantılarının 3.ncüsü Gemlik’te gerçekleştirildi. İznik ve Mu...

  • Şehit Etem Yaşar Okulu İtalya Gezisinden Döndü

    Çarşamba, 22 Şubat 2012 17:31
  • “Bizler aynı kaynaktan beslenen dertli insanlarız”

    Çarşamba, 22 Şubat 2012 17:29
  • Ayşe Ziver Karataş İ.Ö.O “Hayat” Oldu

    Çarşamba, 22 Şubat 2012 17:28
  • İskele Meydanındaki Uyarı Levhaları Yerlerde

    Çarşamba, 22 Şubat 2012 17:27
  • Kastamonuluların Gemlik Buluşması

    Salı, 21 Şubat 2012 19:07
Ferit Silvan

Ferit Silvan

Web sitesi adresi:

Pazartesi, 20 Haziran 2011 20:25

Gemlik’e katılan güzellik

   Bu yıl üçüncüsü düzenlenen hem şehri dernekleri şenliği gerçekten Gemlik’e güzellik kattı.

  Gemlik’e katılan güzellik bu yıl 15 Haziranda başlayıp 18 haziranda sona eren şenlikle perçinlenmiş oldu.

  Şenliklerin açılışını yapan yerel yöneticilerin yaptıkları konuşmalar da şenliğin ne kadar doğru bir şenlik olduğunun işareti idi zaten.

  İlçe kaymakamı sayın Bilal Çelik konuşmasında aslını inkar eden haramzadedir demesi, Belediye Başkanı sayın Refik Yılmaz’da lazı, çerkezi,boşnakı,

Gürcüsü, kürdü, Giritlisi hepimiz kardeşiz diyerek birlikte yaşamanın sevincini ifade ettiler.

  Şenlikte öne çıkan bir diğer hususta söylenenlerle yaşananların örtüşmesi gerçekten herkesin kardeşlik havasında birbirinin halayına katılması, horonuna katılması çiftetellisine katılması, stantlarda sergilenen yiyeceklerini keyifle paylaşması.

  Gemlik ister farkında olarak yapsın, ister farkında olmadan yapsın gerçekten halkın kardeşliğinin doğallığını dosta düşmana gösteren bir etkinliğe imza atıyor.

   Şenlik önümüzdeki yıllarda ufak tefek bazı eksikliklerin giderilmesi ile bir festivale dönüşebileceğinin sinyallerini verir gibi.

  Umarım Gemlik’teki hemşehri dernekleri Türk Milleti olmanın yanı sıra Gemlikli olmanın bilinciyle önümüzdeki şenliklere daha özverili daha coşkulu katılım göstererek çıtayı yükselteceklerdir.

  Gemlik Belediyesinin şenliklerin gerçekleşmesi için sağladığı destekte takdiri hak ederken önümüzdeki yıllarda organizasyonu genişletmesi ayrıca temenni edilmesi konusudur. 

 

Pazartesi, 07 Mart 2011 19:25

Gemlik’te de kadının adı yok

Yine 8 Mart, yine sahte yüzlerle kadınlar günü kutlamaları.

Kadınların toplumdaki yerinin ellerinden alındığını dile getiren ancak bu gasp edilmeden dolayı, yılda bir kez kadına özür manasına gelen karanfilli kutlama.

Gemlik’te ülkemizdeki kadının toplumdaki sosyal ekonomik ve siyasal yaşamına ışık tutabileceğimiz işaretlerle göz doldurabilecek nitelikler taşıyor.

Örneğin Gemlik teki sivil toplum kuruluşlarına baktığımızda kaç tane kadın Başkan görebiliyoruz, sermaye piyasasına baktığımızda kaç tane iş kadını görebiliyoruz, mülki amir veya müdürlere baktığımızda kaç tane kadın görebiliyoruz işte bütün bu gerçeklikler bize Gemlik’te de kadının yeri olmadığının göstergeleridir.

Ancak kadının elinden henüz alınamayan iki alan var biri mesleki kazanım olan Başhemşirelik diğeri de siyasi partilerdeki kadın kolları Başkanlığı, umarım bir gün bu alanları da kadınların elinden almaya kalkışmazlar.

8 mart gününü kutlama günü ilan ettiğimiz kadınlarımıza reva gördüğümüz diğer pozitif ayrımcılıklara bakacak olursak, kutlamanın vahameti daha da iyi anlaşılıyor, töre cinayetleri, namus cinayetleri,alkolik baba cinayetleri tacizler,tecavüzler say say bitmiyor.

Oysa kadınların bir karanfille gönlünü almanın mümkün olamayacağını görmeli ve öncelikle cinayetleri işleyenleri tecavüzcüleri affetmekten vazgeçmeliyiz.

Belki o zaman kadınlarımız toplumda hak ettikleri yerde olacaklar kutlama o zaman gerçekçi olacak.

Kadınlar başımızın tacıdır, kadınlar çiçektir, başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır, cennet anaların ayağının altındadır gibi hoş sözleri iltifatları yaparken mangalda kül bırakmayız.

Ancak kadınlar erkeklerden öne çıkmaya başlayınca başarılı olunca, erkeğin sözünü dinlememeye başlayınca, görsel bir meta olmak istemeyince, ekonomik özgürlüğünü kazanmaya başlayınca başlarız hakaretlere. (Saçı uzun aklı kısa, kadın şeytandır, karnından sıpayı sırtından sopayı eksik etmeyecen) gibi daha sayabileceğimiz bir yığın hakaret.

İşte bu çelişkiler içerisinde bir 8 mart kadınlar günü daha geçip gidecek, elbette ki toplumumuzda gerçekten kadınına değer veren, insanı insan gören erkek nüfusumuz ağırlıkta fakat onlarında yeterince sesi çıkmıyor sanırım.

Kadın erkek eşit bireyler olarak hayatı eşit paylaşarak yaşayacağımız günler dileklerimle.

Pazartesi, 01 Kasım 2010 20:23

GEMLİK MAKUS TALİHİNİ YENECEK Mİ?

Gemlik son yerel seçimlerde uzun yıllardan sonra tercihini tekrar CHP’den yana kullanarak Belediye yönetimini CHP’nin Başkan adayı M.Fatih Gülere teslim etti.

Ancak Gemlik bu tercihi neden yaptı diye sorduğumuzda aklımıza gelen ve görünen oki Gemlik makus talihini yenmek istiyordu .

Gelişen dünyayı, gelişen Türkiye’yi geriden takip etmeyi bırakarak modern bir şehir olmak için yeniden şahlanmak ayağa kalkmak istemişti.

Fakat geldiğimiz noktaya bakacak olursak Gemlik yeni belediye yönetiminden de umutlarını kaybetmiş gibi görünüyor.

Son yerel seçimlerden bu yana yaklaşık iki yıl geçmesine rağmen Gemlik bir arpa boyu ilerleyemedi.

Bu gün sokaklarda kahvehanelerde halkın yeni yönetimle ilgili görüşlerini dinlediğinizde geçmiş dönemden yarım kalan sosyal yaşam merkezini sosyal hale getiremeyen, sadece belirli bir zümrenin kullanımına sunan, yeni belediye çarşısını aylardır faaliyete geçiremeyen, yağan her yağmurda evlerini işyerlerini su basan, Gemlik’in her zaman bağrına bastığı he durumda yanında olduğu Gemlikspor kulübüne alternatif Gemlik Belediye sporu kuran, içme suyu çeşmelerinden hala çamurlu su akan, olumlu icraat olarak ancak minibüs garajındaki wc de tadilat yaparak hizmete sunan bir Belediye yönetimi ve Gemlik profili anlatılıyor.

Diğer yandan bünyesinde görev yapan memurlarını görevden uzaklaştıran, birlikte iş yaptığı boyacı, tabelacı, matbaacı, bilgisayarcı gibi kendilerine ve CHP’ye yakınlığı bilinen esnafların tutuklandığı bir Belediye Başkanı. Oysa Gemlik makus talihini yenmek için böyle bir tercih yapmamıştı.

Bu manzara karşısında insan Gemlik halkının önüne seçim sandığını tekrar koysak nasıl bir seçim yapardı diye düşünmeden edemiyor.

Tabii burada seçimini CHP’den yana kullanan seçmeni de suçlamak yerine, yaklaşık iki yıl gibi bir sürede Gemlik Belediyesini dolayısıyla Gemlik’i hak etmediği bu hale nasıl getirdiler diye sormak gerek.

Şimdi Gemlik halkı ne yapmalı 2009 seçimlerinde iş başına getirdiği mevcut yönetime güvenmeye devam mı etmeli, yoksa bir buçuk iki yılda işlemez hale gelen, vizyon projelerini ihaleye dahi çıkaramayan, usulsüzlük ve yolsuzluk soruşturma ve tutuklamaları ile boğuşan yönetime üç yıl daha sabır mı ? göstermeli.

Tercih değerli Gemlik halkının….

Salı, 06 Temmuz 2010 10:13

İftiraya cevap

Önceki gün yayınlanan basın açıklaması ancak bir amatör ilçe başkanının yapabileceği bir basın açıklaması gibiydi.

   Sayın Cem Güler yaptığı basın açıklamasını yayınlatmadan önce kimlerle paylaştı bilemem ancak bu işlerden anlamayan veya tamamen taraf olmuş kişilerin gazına geldiği açıkça ortada.Cem Güler açıklamasında Gemlik eski Belediye Başkanı sayın Mehmet Turgut'u ve basın mensuplarını hedef alarak içi boş anlamsız ve mesnetsiz açıklamalarında kendini kurtarmaya çalışmış ancak bunu başaramamış.

  Neymiş Sayın Mehmet Turgut bazı gazetecileri Romanya'ya geziye götürdüğü için bu günkü belediye yönetiminin hakkında asılsız haberler yapılıyormuş, bu gazeteciler gazeteci müsveddesiymiş. Peki sayın Güler adama sormazlar mı şu anda Gemlik Belediyesinde basın danışmanlığı yapan arkadaş Romanya'ya gitmedi mi, gittiyse Belediye basın danışmanlığını bir müsveddeye mi yaptırıyor.(Seyfettin Şekersöz'ü tenzi ederim).

   Diğer yandan Sayın Mehmet Turgut’un gazetelerde haberlerinin çıkması veya yaptığı açıklamalar elbetteki haber olacak çünkü Mehmet Turgut Gemlik in on yıl Belediye Başkanlığını yapmış deneyimli bir siyasetçi.Hele yaptığı açıklamalar Gemlik’in bir yılının heba edildiği, Gemlik’e bir yılda CHP tarafından bir çivi bile çakılmadığı, kendisinin yarım bıraktığı projelerin bile bitirilemediği, Belediyenin bir aile şirketi gibi yönetildiği gibi önemli açıklamalarsa elbetteki haber olacaktır.Sayın Cem Güler kişi karşısındakini kendi gibi bilirmiş mantığı ile hareket ederek ahbap çavuş ilişkilerinin dışa vurumunu yaşamakta, yaşamakla da kalmayarak bunu malum nedenlerle taraf olmuş bir gazeteye basın açıklaması olarak yayınlatmakta. Bence Cem Güler bu tavırları ile abisine katkı sunmuyor aksine zarar veriyor ve Mehmet Turgut'un Belediye çalışmaları ile alakalı eleştirilerine abisinin yerine kendisi cevap vererek aile şirketi benzetmelerine haklılık kazandırıyor.

Perşembe, 01 Temmuz 2010 17:32

köşe yazılarım

 

 

Gemlik önceki gün yine önemli bir tehlike atlattı.

Organize sanayi bölgesine yakın fabrikalar bölgesinde, MKS fabrikasında meydana gelen bir patlama Gemlik i faciadan döndürdü. Şans eseri patlamanın büyük tanklara sıçramaması ve görevlilerin anında müdahale etmesi Gemlik için sevindiriciydi. Bu olayın büyümesi halinde ne gibi sonuçlar doğuracağını bilenler gerçekten korkulu saatler yaşadı. Hani sanayi şehri olmakla övünürüz ya işte bize sanayi şehri olmanın nasıl bir şey olduğunu gösteren talihsiz ama gerçek bir durum Biz insanlar zaman zaman böylesi ikilemler le yaşıyoruz işte,hem sanayileşelim iş imkanları doğsun yaşam kalitemiz yükselsin isteriz hem de güvenlik içinde yaşayalım isteriz.Oysa görüldüğü gibi gelişmekte olan ülkeler bazı riskleri göze almadan bunu başaramıyor.Yakın tarihte yanı başımızda Rusya da meydana gelen Çernobil faciası bize göstermişti ki sanayileşmek süper güç olmak bedel istiyor, ve Rusya bu bedeli ağır bir şekilde ödedi.Aslında bu ülkelerin veya şehirlerin nüfus coğrafi ve sosyal yapıları ile de alakalı bir durumdur,örneğin Kıbrıs,havai adaları veya Dubai ye  kötü atıklar üreten veya zehirli gazlar salan sanayi tesisleri istermi elbette istemez.Çünkü bu gibi şehirler veya ülkeler sanayileşerek bedel ödemek yerine turizmi geliştirerek bacasız fabrika denen tesislerle yaşam standartlarını yükseltiyorlar.Sözün özü Gemlik te santral kurmak isteyenler bir daha düşünsün sanayileşmenin kaçınılmaz bedelleri vardır.Oysa Gemlik gelişmişlik için alternatifleri olan bir ilçedir,tarım,üniversite,turizm gibi alternatifleri olan Gemlik i kaçınılmaz tehlikelerden korumak gelecek nesillere bırakılacak en büyük mirastır.

Perşembe, 01 Temmuz 2010 17:29

köşe yazılarım

 

 

Günlerdir televizyon yayınlarından canlı canlı seyrettiğimiz Filistin yangını, biz bu filmi daha önce de görmüştük tarzında yürekleri de yakmaya devam ediyor.

Yaşım itibarı ile bu savaşın en az 30 yılını biliyorum yani bu yangına aklı selim 30 yıllık şahitliğim var. Tabii bu 30 yıllık süreçte gördüğüm görüntüler de Filistin hep kaybeden taraf oldu. Topraklarını ,çocuklarını,kadınlarını,özgürlüğünü,ekonomisini kaybeden hep Filistinliler oldu.Peki ama bu kadar haklı bir davası olmasına ve Yaser Arafat (ebu ammar)gibi efsane bir lidere sahip olmasına rağmen neden hep kaybettiler.

Kaybettiler çünkü hiçbir ülke Filistinli mazlumları bu güne kadar samimiyetle desteklemedi. El fetih in 1958 yılında kurulması ve yarım asırlık bir özgürlük savaşı, iki milyarlık İslam aleminin filistinlileri haklı görmesine rağmen savaşın bitmemesi ve Filistinlilerin sürekli kaybetmesi hiç normal bir sonuç değil. Galiba iki milyarlık İslam aleminin Filistin davasını haklı görmesi ile desteklemesi arasındaki fark da bu günkü sonuç olarak karşımıza çıkarıyor. İlginçtir

Filistin halkı nı ne zaman bir arap veya Müslüman ülke samimi olarak desteklemeye kalksa diğer ülkeler davayı haklı görmelerine rağmen desteklememişler. Örneğin Filistin ne zaman bombalansa bizim liderler bizlere çok güzel nutuklar attılar, Filistinlilerin haklı olduğunu mazlum olduğunu söylediler ama Filistinlileri samimi olarak hiç desteklemediler. Benim şahit olduğum Filistinliler ne zaman bombalansa biz onlara acil gıda ve ilaç yardımı yaptık bunu başardık ama oraya barış götürmeyi maalesef başaramadık.

Yıllardır anlamakta zorlandığım bir diğer konu da Filistin de geçici olarak imzalanan barış anlaşmalarının ardından İsrail devleti ile bizim aramızda imzalanan silah anlaşmalarıdır. Bizi yönetenler bilmezler mi ki İsrail ile yapılan bu alışverişler İsrail in savaş sanayisini güçlendirir ve Filistin e bomba olarak yağar. Sonuç olarak yakın tarihe baktığımızda Vietnam lı ların Amerika yı topraklarından söküp attığını Afganistan lıların Rusya yı topraklarından kovduğunu ancak Filistinlilerin İsrail mezalimini çekmeye devam ettiğini görüyoruz. Eğer bir gün  Filistin halkını samimiyetle destekleyen birkaç ülke bir araya gelirse o gün bu savaşın bittiği gün olacaktır.            

Perşembe, 01 Temmuz 2010 17:27

köşe yazılarım

 

 

İnsan hayatında önemli tesadüfler olur ya, benim de bu haftaki yazım önemsediğim bir konuyla tesadüfen örtüştü. Bu gün 3 aralık dünya engelliler günü,günün anlamına uygun olarak engelli insanlarımızın sorunlarını yazacağım elbet yazımın da böyle bir güne denk gelmesi isabetli oldu doğrusu.konu çok ama çok önemli ülkemiz nüfusunun % 12 sinin engelli vatandaşlarımızdan oluştuğunu düşünürsek konunun önemi daha net çıkıyor ortaya.yani bizimle birlikte yaşamaya çalışan 8.500.000 insan var hayatımızda.Peki ama onlara hayatı kolaylaştırmak için ne yapıyoruz,hayatlarındaki engelleri kaldırmak için ne kadar yol aldık,bence bir arpa boyu kadar fazlası değil.Bu konuda kendimizi,çevremizi,kurumlarımızı her yönü ile sorgulamalıyız.Bu konudaki bencilliklerimizden vazgeçmeliyiz yılın 364 gününü kendimize 1 günü nü engellilere ayırıyoruz onları ancak 1 gün hatırlıyoruz. Bu ne bencillik sanki bizlerinde bir gün engelli olma ihtimali yokmuş gibi.Oysa engelli kardeşlerimizin ulaşım,erişim,dolaşım ve çalışma gibi sorunları henüz çözülmüş değil.Tamamen insani gereklilik olan talepleri halen görmezlikten geliniyor ve yılda bir gün sembolik törenlerle avutuluyorlar.Burada bireylerin sivil toplum örgütlerinin üzerine önemli görevler düştüğü gibi devletin üzerine düşen sorumluluk da çok önemli.Devlet engellilerin en önemli taleplerinden olan üretime katılma taleplerini maalesef henüz yeterince ciddiye almış değil.Öyle ki bu konuda yapmış olduğu yasal düzenlemeleri kendi kurumlarında bile uygulayamıyor.Yürürlülükteki engelli çalıştırma zorunluluğu yasası gereği kamu da yaklaşık 45 bin engelli nin istihdam edilmesi gerekirken bu rakam bu gün 10 bini bile bulmamıştır.Ya özel işletmelere fabrikalara ne demeli, engellilere iş vereceği yerde yasayı bile bile  çiğneyerek  para cezası ödüyorlar insanın gönül gözü bu denli kapalı olunca ortaya çıkan uygulama da bu oluyor tabi.Engellilerin sorunlarını sıkıntılarını aşmanın en güzel yolu 364 günü onlara 1 günü kendimize ayırmaktır,en azından her gün birkaç dakika kendimizi onların yerine koyarsak 3 aralık bir mana kazanacaktır.Beynimizdeki engellerin ve engelli insanların önündeki engellerin kalktığı bir ülke olmak için hepimizin 3 aralık günü kutlu olsun.        

Perşembe, 01 Temmuz 2010 17:23

köşe yazılarım

 

 

Geleneği bozmadan bende tüm öğretmenlerimizin 24 kasım öğretmenler gününü kutlayarak yazmaya başlayayım.Böyle bir günde öğretmenlerin bütün sorunlarını yazmak isterim elbet, ancak öğretmenlerimiz takdir ederler ki sorunlarının tamamı nı yazmaya kalkarsak sayfalar dolusu yazı yazmak gerekli o yüzden öğretmenlerin canını çok acıttığına inandığım iki sorunu dile getirmek isterim.Sözünü ettiğim bu sorunlardan ilk i sözleşmeli öğretmen uygulaması, yine bize özgü bu uygulama mesleki temel hakların öğretmenlerin elinden alındığı zalimce uygulanan bir yöntem olarak öğretmenlerin canını yakmaya devam ediyor.Bu yöntem öyle acımasız ki memurun temel haklarından olan eş durumu ile tayin hakkını bile tanımıyor,yani düşünün evli iki sözleşmeli öğretmenden her biri ülkenin bir başka bölgesinde görev yapmaya zorlanıyor.Tabi daha birçok hakları gasp edilmiş durumdalar ancak şu tayin hakkı aile yaşamını hiçe sayan gerçekten çok zalimce bir uygulama olarak gözüküyor.Bir diğer haksız ve can yakıcı uygulama da öğretmenlerin okullarda tahsilatçı  durumuna düşürülmesi.Asıl görevleri okullarda öğrencilerini eğitmek olan öğretmenlerin öğrencilerinden okul aidatı adı altında para toplamaya zorlanmaları gerçekten olacak şey değil.Düşünün devletin yoksul diye kömür yardımı yaptığı bir aile ve o ailenin çocuğundan okul aidatı isteyen bir öğretmen.Öğretmenlerin bu onur kırıcı durumdan kurtarılması gerekli,öğrenci ve öğrenci velileri ile haksız yere tartışmalara maruz kalan, moral motivasyonu bozulan öğretmenlerin bir an önce asli görevlerine dönmeleri lazım.Yine düşünün ki ülkemizin her hangi bir sorununu kendi aramızda tartışırken tartışma sonun da vardığımız sonuç eğitim şart sözü olmuyor mu.Eğitim şart ise geri kalmışlıktan kurtuluş ta eğitimle olacaksa bizi kim eğitecek bu öğretmenler eğitmeyecek mi.Başka çaresi yok öğretmene öğretmen gibi davranacağız ki çocuklarımız karanlıkta kalmasın.Hele bir düşünün BAŞÖĞRETMEN öğretmenlerin bu günkü halini görseydi ülkeyi yönetenlerin hali nice olurdu.

  Gemlik Garnizon komutanlığı tarafından düzenlenen futbol turnuvasında amatör oyuncu krizi yaşanıyor.

  Garnizon komutanlığı tarafından organize edilen ve bazı kamu kurumları ile derneklerin katıldığı halı saha futbol turnuvasında amatör oyuncu oynatma krizi yaşanıyor.

   Alınan bilgiye göre,  Gemlik devlet hastanesi ve Artvinliler derneği futbol takımlarının karşılaştığı futbol karşılaşmasında, Artvinliler futbol takımında amatör lisanslı bir futbolcunun yer alması hastane takımının itirazlarına neden oldu.

   Gemlik Muammer Ağım devlet hastanesi futbol takımı oyuncuları Artvinliler takımının amatör futbolcu oynatmasına tepki göstererek bu uygulamanın yasal prosedüre aykırı olduğunu ve haklarını yasal yollardan arayacaklarını dile getirdiler.

   Oynanan karşılaşmanın 4-2 Artvinliler derneğinin lehine sonuçlanması üzerine hastane takımı Artvinliler derneği takımının Gökmen Kanbur isimli lisanslı bir futbolcunun karşılaşmada yer almasının yanlış olduğunu ve konuyu gerekli yerlere götürerek haklarını sonuna kadar savunacaklarını dile getirdiler.

 

 

Perşembe, 01 Temmuz 2010 14:12

AMATÖR OYUNCU KRİZİ

AMATÖR OYUNCU KRİZİ

Gemlik garnizon komutanlığı tarafından düzenlenen futbol turnuvasında amatör oyuncu krizi yaşanıyor.

Garnizon komutanlığı tarafından organize edilen ve bazı kamu kurumları ile derneklerin katıldığı halı saha futbol turnuvasında amatör oyuncu oynatma krizi yaşanıyor.

28.06.2010 tarihinde Gemlik devlet hastanesi ve artvinliler dernegi futbol takımlarının karşılaştığı futbol karşılaşmasında,artvinliler futbol takımın da amatör lisanslı bir futbolcunun yer alması hastane takımının itirazlarına neden oldu.

Gemlik Muammer Ağım devlet hastanesi futbol takımı oyuncuları artvinliler takımının amatör futbolcu oynatmasına tepki göstererek bu uygulamanın yasal prösedüre aykırı olduğunu ve haklarını yasal yollardan arayacaklarını dile getirdiler.

Oynanan karşılaşmanın 4-2 artvinliler derneğinin lehine sonuçlanması üzerine hastane takımı artvinliler derneği takımının Gökmen Kanbur isimli lisanslı bir futbolcunun karşılaşmada yer almasının yanlış olduğunu ve konuyu gerekli yerlere götürerek haklarını sonuna kadar savunacaklarını dile getirdiler.

<< Başlangıç < Önceki 1 2 Sonraki > Son >>
Sayfa 1 / 2
« Şubat 2012 »
Pzt Sal Çrş Prş Cu Cts Pz
    1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29