.

.

Şehit Etem Yaşar Okulu İtalya Gezisinden Döndü

   Gemlik Şehit Etem Yaşar İlköğretim Okulunun 2010 yılında başlatmış olduğu Comenius projesi kapsam...

“Bizler aynı kaynaktan beslenen dertli insanlarız”

Gemlik Giresunlular Derneği MHP Gemlik İlçe Teşkilatını ziyaret etti. Ziyaret’te söz alan MHP Gemli...

Ayşe Ziver Karataş İ.Ö.O “Hayat” Oldu

   İlçemiz Ayşe Ziver Karataş İlköğretim Okulu Milli Eğitim Bakanlığı’nın “Okullar Hayat Olsun” proj...

İskele Meydanındaki Uyarı Levhaları Yerlerde

   Gemlik iskele meydanında bulunan park yerindeki uyarı levhaları, ayak altında geziyor.    Kırıla...

Kastamonuluların Gemlik Buluşması

 “Bursa’lı Kastamonulular buluşuyor” toplantılarının 3.ncüsü Gemlik’te gerçekleştirildi. İznik ve Mu...

  • Şehit Etem Yaşar Okulu İtalya Gezisinden Döndü

    Çarşamba, 22 Şubat 2012 17:31
  • “Bizler aynı kaynaktan beslenen dertli insanlarız”

    Çarşamba, 22 Şubat 2012 17:29
  • Ayşe Ziver Karataş İ.Ö.O “Hayat” Oldu

    Çarşamba, 22 Şubat 2012 17:28
  • İskele Meydanındaki Uyarı Levhaları Yerlerde

    Çarşamba, 22 Şubat 2012 17:27
  • Kastamonuluların Gemlik Buluşması

    Salı, 21 Şubat 2012 19:07
Gencay Yılmaz

Gencay Yılmaz

Web sitesi adresi:

          VEDA YEMEĞİ VE KAYMAKAM ÇELİK'İN YENİ GÖREVİ 

       Kaymakamımız Bilal Çelik için Aska Otelde veda yemeği düzenlendi. Yemeğe Belediye Başkan V.Refik Yılmaz, Cumhuriyet Başsavcısı Zekeriya Beyazıt, daire amirleri, siyasi parti temsilcileri, Meclis Üyeleri, sivil toplum kuruluşları ve oda temsilcileri, bankacılar katıldı.

      Kaymakam Çelik ve yeni göreviyle ilgili görüşlerime fazla geçmeden yemekteki gözlemlerimi sizlerle paylaşalım. Yemekte protokol üyelerinin yanında bazı işadamlarımızda hazır bulunmuştu. Masalar özel hazırlanmıştı. Basın mensupları olarak bizlerde Çarşı Camii İmamı Süleyman Yedek Hoca, Ramiz Amirim, Başhekim Mehmet Küçükkeçe ile aynı masada oturduk. Neden, bu masayı seçtiğimizi sorarsanız? Fani dünyada ilk müdahale edecek olan doktorumuz Mehmet bey ve ebedi aleme göç ettiğimizde bizi son yolculuğumuza uğurlayacak olan Süleyman Hoca’ydı. Doktor ve hocamızın olduğu masada güvenliğimizi sağlayan emniyetimiz ve kamuoyuyla paylaşacak olan basın mensupları da vardı. Aynı masayı paylaştığımızda bu espiri konusu bile olmuştu. Masada espiriler havada uçuştu. Biz basın mensuplarının kurnaz soruları karşısında Süleyman Hoca’nın verdiği hazırcevap yanıtları  masada herkesi gülme krizine soktu.

            Bursa İl Özel İdare Genel Sekreterliği görevine atanan Kaymakam Çelik, 1,5 yıl kaldığı Gemlik’te gönüllere hitap etmesini bilmişti. Yemeğe katılanların her biri Kaymakam Çelik’in Vali olması gerektiği konusunda hemfikirlerdi. İlçelerinden ayrılmasına herkes üzülüyordu. Çelik’in Özel İdare Genel Sekreterliği görevinde olması ilçemiz için bir avantaj olabilir. Yazı İşleri Müdürü İbrahim Ay’ın konuşmasından sonra Gemlik TSO Başkanı Kemal Akıt, Cumhuriyet Başsavcısı Zekeriya Beyazıt ve Başkan V. Refik Yılmaz, yaptıkları konuşmada Gemliklinin hislerine tercüman oluyordu. Devlet adamlığı kimliğini anlatan konuşmacılar, Çelik’i Vali olarak görmek istediklerinin altını çiziyorlardı.

            Kaymakamımız Çelik’in konuşmasını davetliler uzun süre alkışladı. Beş yıllık geldiği Gemlik’te kısa sürede ayrılmak zorunda kaldığına dikkat çeken Çelik, “Dar bir alandan geniş bir alana hizmet edeceğim. Bursa’da zor bir görev bizi bekliyor. Gemlik’te sizler gibi güzel dostluğa sahip oldum. Gemlik benim aklımda güzel bir hatıra olarak kalacaktır. Bütün Gemlik yüreğimde gidiyor. Bursa’da bir kapınız var, kardeşiniz, abiniz, dostunuz var. Sizlerin iyi dilekleriniz, temennileriniz her zaman güç olacaktır. Haklarınızı helal ediniz” diyordu.  

            Konuşmaların ardından, Kaymakam Çelik'e çeşitli kurum, kuruluş, sivil toplum örgüt temsilcileri ve kişiler, plaket ve anı için çeşitli hediyeler verdi. Gecenin final hediyesini ise Süleyman Hocanın yaptığını belirtmek istiyorum. Kaymakam Çelik’in masaları tek tek gezerek helalleşmesi ve kısa bir süre sohbet etmesi anlamlıydı.

            KAYMAKAM ÇELİK’İN YENİ GÖREVİ

            Kaymakamımız Çelik, bir buçuk yıldır Gemlik’te görev yaptı. Kısa sürede Gemlik’e ve Gemliklilere alıştı. Davet edildiği her düğüne, açılışa gitmeye çalıştı. Programlara katılmaya özen gösterdi. Kızılcahamam’dan Gemlik’e atanan Çelik’in bu 9. Görev yeriydi.  Polis Akademisinden 1986 yılından mezun olan Çelik, Emniyet Genel Müdürlüğü’nde bir süre çalıştı. Hukuk Fakültesini bitiren Çelik, 1990 yılında Kaymakam Vekaletliği görevi ve 1993 yılından itibaren ise asil Kaymakamlık görevine başladı. Gittiği her bölgede iz bırakan Kaymakam Çelik’in Vali olması gerekiyordu. Beklenti bu yöndeydi, olmadı. Özel İdare Genel Sekreterliği görevine Kaymakam Çelik’in atanması konusunda Tenzil-i rütbeden tutunda Vali olamayacağı yönüne kadar farklı yorumlar da yapıldı. Kaymakam Çelik’in yeni görevine atanması ne bir tenzil-i rütbedir, ne de Valilik önünün kesildiğidir. Özel İdare Genel Sekreterliği’ne o zaman neden getirildi?  sorusunu duyar gibiyim.

            Polis Akademisi ve Hukukçu kimliği bulunan Kaymakam Çelik, ABD, Japonya ve İngiltere’de meslek içi eğitime katılmış, kamu yönetimi alanında yüksek lisans yapmış, 9 değişik ilçelerdeki görevlerinde iz bırakmıştı. Kaymakam Çelik’in bu çalışmalarını yakından takip edildiğini ve takdir topladığını belirtmek istiyorum. Başarılı hizmetleri, tecrübesi, projeleri, vizyonu, duruşu ve karakteriyle  bu göreve  gelmesini özellikle Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ve Bursa Valisi Şehabettin Harput çok istedi.  Kaymakam Çelik’in   de ifade ettiği gibi, dar alandan geniş bir alana hizmet etmeye gidiyor. Sadece Gemlik’e  değil, 17 ilçeye de hizmet edecek. Bu nedenle bu görev tenzil-i rütbe değildir. Bu görev Kaymakam Çelik için yeni bir tecrübe olacaktır. Vali Harput’un Bursa adına önemli projelerinin olduğunu bizler biliyoruz. Özellikle turizm alanındaki çalışmaları Bursa’yı geleceğe taşıyacaktır. Vizyon projelerde, vizyonu geniş insanlara da ihtiyaç vardır. Projeleri, vizyonu, tecrübesi, duruşu ve karakteriyle Genel Sekreterlik görevinde önemli işlere imza atacaktır. Kaymakamımız, elbette Vali olmayı hak ediyor. Valilik yolunda bu görevi bir geçiş süreci olarak görüyorum. Kaymakamımız Çelik’in yolu gerçekten açıktır. Yeni görevinde Kaymakamımız Bilal Çelik’e şimdiden başarılar diliyorum.

            ***      ***      ***      ***      ***      ***      ***      ***      ***      ***
BÜYÜK FETİHLER BÜYÜK İNANÇLA OLUR”.  FETİH 1453.   

            İstanbul’un fethiyle, bir çağ kapanmış, bir çağ başlamıştı. İstanbul’un fethi Türk ve İslam dünyasının olduğu kadar dünya tarihi açısından da önemlidir. 

            Yapımcı Faruk Aksoy’un “Sinemaya vefa borcumu ödemek için ‘Recep İvedik’lerden kazandıklarımın neredeyse tamamını yatırdım” dediği “Fetih 1453″ filmi
16 Şubat  Perşembe günü saat 14.53’ten itibaren sinema izleyicisiyle buluştu. Türkiye genelinde 850 salonda vizyona giren film, ABD başta olmak üzere birçok ülkede de sinemaseverlerle buluşmuş. Gemlik’te ise Venüs sinemasında 17 Şubat’tan  itibaren saat 10.45 -14.00-17.15-20.30-21.45 seanslarında izleyicilerle buluşuyor. Filmi eşim ve kızımla birlikte gittiğimde ise ilgi büyüktü. Film kapalı gişe oynuyor. Fetih 1453 filmini izlemek için uzun kuyruklar oluşuyor.  Filmde ise hedef 7 milyon izleyicilere ulaşmak. Bu rakama rahatlıkla ulaşılacağını söyleyebilirim. Hollywood bütçeleriyle kıyaslanmayacak kadar küçük bir bütçe ama 17 Milyon Dolar ile Türk sinemasında şimdiye kadar yapılmış en pahalı film olma özelliğini koruyor. Dünyada 300 milyon dolarla Karayip Korsanları, 260 milyon dolarla Tangled, 258 milyon dolarla Örümcek Adam -3, 250 milyon dolarla Harry Potter – Melez Prens, 237 milyon dolarla Avatar. Dünyanın en fazla hasılat yapan filmlerine baktığımızda ise 200 milyon dolara çekilen ve 1.84 milyar dolar hasılat yapan Titanic, 94 milyon dolara çekilen film 1 milyar dolar hasılatla Yüzüklerin Efendisiydi.

            Yapımcılığını Faruk Aksoy ve Ayşe Germen'in üstlendiği filmde, Fatih Sultan Mehmet Hanı Devrim Evin, Ulubatlı Hasan’ı İbrahim Çelikkol, Hera’yı Dilek Serbest oynadı. Recep Aktuğ, Erden Alkan'ın yanı sıra geniş bir oyuncu kadrosu da filmde rol aldı. Senaryosunu, İrfan Saruhan ve Atilla Engin'in yazdığı filmin müziklerini Benjamin Wallfisch yaptı. Çılgın Dersane filmlerinin yönetmeni ve Recep İvedik filmlerinin yapımcısı Faruk Aksoy imzalı 'Fetih 1453' daha çok savaş sahneleri ve görsel efektlerinin başarısıyla öne çıkıyor. Filmde 16 bin yardımcı oyuncu rol almış ve oyuncuların kıyafetleri için 44 bin metrekare kumaş kullanılmış, yüz binlerce metrekare platolar kurulmuş. 'Fetih 1453' filmi Türk sineması için dönüm noktası olacaktır. Filmi izledikten sonra ayakta alkışlayanlar da, vefasızlık yapıldığını, olay sıralarının karıştırıldığını söyleyenler de, ‘Türk sineması için kaliteli bir iş’ olduğunun altını çizenler de var. Filmde bazı kronolojik hatalar olsa da öncelikle Fatih Sultan Mehmet'i ve Fetih'i en iyi şekilde anlatmış.

            İŞTE, 'FETİH 1453' FİLMİ

            Kronolojik hataları ya da tarihsel bilgi hatalarını tarihçilere bırakalım ancak; bir izleyici gözüyle diyebilirim ki, kuşatmadan önce Fatih Sultan Mehmet  ile Konstantin'in meydanda karşı karşıya gelip konuşması, filmin içine 'illa ki bir aşk sokalım' düşüncesiyle Ulubatlı Hasan'ın Hera'ya aşık olması onu hamile bırakması komik olmuş ve manevi yüklü bu filme yakışmamış. Ayrıca Fetih’ten sonra Ayasofya’ya giden Fatih’in buradaki Bizanslılar’a bir konuşma yaptıktan sonra filmin bitirilmesi. Halbuki film Ayasofya’da ezan okunduktan sonra Fatih’in secdeye vardığı anda bitirilseydi çok anlamlı ve etkileyici olurdu.

            627 yılında Medine’de Peygamber efendimiz(S.A.V) buyurdu ki : “Kostantîniyye birgün fethedilecektir. Onu fetheden kumandan ne güzel kumandandır, onu fetheden asker ne güzel askerdir.”  Hadisi Şerif üzerine Eyüb El Ensari hazretlerinin Peygamber efendimizin sözlerine mazhar olmak için İstanbul surlarında şehit olması, Fatih Sultan Mehmet Han’ın 12 yaşında tahta geçmesi ve indirilmesi, beş yıl sonra yeniden tahta geçmesi, Karaman Mehmet beyle 1451 yılındaki diyaloğu, üstün zekasıyla kimsenin burnu kanamadan Karamanoğulları beyliğinin Osmanlığa bağlanması. İstanbul Fetih hazırlıkları öncesinde yaşananalar, Devekuşu yumurtasının harçlarda kullanılmasına kadar her evre ayrıntı düşünülmüş. Fragman, efsaneleşmiş yabancı filmleri aratmıyor. Özellikle savaş sahnelerindeki o gerçekçilik beklentilerimizi fazlasıyla karşılıyor. Birçok sahnede tüylerim diken diken oldu. O derece etkileyeci bir filmdi. Koskoca 160 dakikalık bir filmde bir gram olsun sıkılmadım, hep bir sonraki anı iple çektim. Filmdeki birebir kılıç sahneleri muazzamdı. Özellikle filmin başında Sultan Mehmetle Hasan'ın kapıştıkları eğitim sahnesi ve yine Hasan'ın Giovanni Giustiniani ile karşılaştıkları sahne muhteşemdi. Filmdeki şahin topuna da ayrı bir parantez açmak lazım. O surlar ancak öyle bir topla yıkılırdı. Müzikler çok sağlamdı. İnsanı çok etkiliyor, iyi uymuştu sahnelere. Bilgisayar efektleri yerindeydi.

            FİLMDEKİ SÖZLER

“Tarih yazmak korkaklara göre değil.” “Bu surları aşacağınızı biliyorum. Düşmanı dize getirmeden, şehadet şerbetini içmeyeceğiz.“Ben, beden önceki sultanlara benzemem”. “Ya ben İstanbul’u alacağım, yada İstanbul beni…” “Her ortamda kan dökülecektir. Önemli olan şehit olmak mı; muntar olmak mı?”

            Sonuç olarak; Bütçesi ve teknoloji kullanımı açısından bir 'ilk' olan 'Fetih 1453', gelmiş geçmiş en iyi Türk filmi. Ufak tefek hatalar vardı ama “bu kadar kusur, kadı kızında da olur” bu tarz filmlere destek olalım ki daha niceleri çekilsin. Türkiye’de daha önce hiç yapılmamış bir proje başarıyla hayata geçirildi. Bu film milletimizin uzun yıllardır neden yapılmadı dediği bir film. Türk sinemasında zengin tarihimizle ilgili görkemli yapımlar gerçekleştirilmesinin önünü açıyor. Gelecek adına cesaret veriyor. Fetih öncesi ve sonrası en güzel şekilde anlatılmış. Maneviyat ön planda tutulmuş. Filmi izleyenler arasında gençleri görünce çok sevindim. Tarihi ve maneviyatın bir arada olduğu bu film, Türk sinema tarihinin dönüm noktası olacak.

            ***      ***      ***      ***      ****    **        ***      ***

    ÖZDEMİR VE YİĞİT AİLESİNİN MUTLULUĞU

            “Bu mutlu günümüzde siz değerli dostlarımızı aramızda görmekten mutluluk duyarız” diyen Züleyha ve Abdullah Sosyal Yaşam Merkezinde dünya evine girdiler.
            Abdullah-Döndü Özdemir’in biricik kızları Züleyha ile İşadamı Kemal ve Firdes Yiğit’in oğlu Abdullah’ın düğününe siyasi partilerden, meclis üyelerine, sivil toplum kuruluşlarından oda temsilcilerine kadar çok sayıda davetli katıldı. Belediye Başkan Vekili Refik Yılmazın kıydığı nikahta şahitlikleri ise SP Bursa İl Başkanı S. Sait Terzioğlu ve İGM Üyesi İbrahim Ada yaptı.

            Bursa Melamize Tasavvuf Ekibi Semazen gösterisiyle davetliler hoş bir vakit geçirdiler. İlahilerin ve duaların okunduğu düğünde genç çiftlerin mutluluğu gözlerinden okunurken, aileleri ve sevenleri de çocukların mutlulukları karşısında heyecanlıydılar. Genç çiftlerimize gazetemiz ve şahsım adına ömür boyu mutluluklar dilerken, Mutlulukları daim olsun.

            ***      ***      ***      ***      ***

              TOPLUM RUH SAĞLIĞI MERKEZİ

      Gemlik Muammer Ağım Devlet Hastanesi bünyesinde oluşturulan Toplum Ruh Sağlığı Merkezi Hizmete girmesine sevindim. Ağır Psikiyatr hastalarının yanı sıra uyuşturucu bağımlılarını da tedavi edip topluma kazandırmayı hedefleyen merkez, Bursa’nın ilçelerdeki ilk toplum ruh sağlığı merkezi olma özelliğini taşıyor. Yaşadığımız toplumsal sıkıntılar nedeni ile ruh sağlığımız iyiden iyiye bozuluyor.

            Hisar Mahallesinde Sağlık Ocağı olarak inşa edilen ve standartlara uymadığı için Sağlık Müdürlüğü’ne devri yapılamayan bina için Belediye Meclisinin aldığı karar sonrasında Muammer Ağım Devlet Hastanesi’ne verilmişti. Toplum Ruh Sağlığı Merkezi hakkında Başhekim Dr.Mehmet Küçükkeçe ile görüştüğümde ise Toplum Ruh Sağlığı Merkezi’nin önemine dikkat çekiyordu. Ağır psikiyatr hastalara, ayakta tedavi, uğraş terapisi, grup terapisi gibi kategorilerde sağlık hizmeti vereceğini ifade eden Küçükkeçe, psikolog, psikiyatr, sosyolog, müzik, resim ve güzel sanatlar eğitmenleri eşliğinde çalışmaların devam edeceğini belirtiyordu. TRSM’de  ilk olarak üç hasta ile hizmete başlanılmış. Psikolojik rahatsızlığı olan hastaların Gemlik’ten uzağa gitmelerine gerek kalmayacak.

            Günümüzde Psikolojik tedavi görenlerin sayısı da artmış durumda. Geçmişte olduğu gibi farklı bir gözle bakılmıyor. Uzmanlar diyor ki; “Türkiye’de 30 yıldır ruh hastalıkları sürekli artan bir ivme gösteriyor. Maalesef toplumun ruh sağlığı pek iyi değil”. İşsiz genç, “neden beni Türkiye’de doğurdunuz diyerek annesini ve babasını boğazlayıp öldürüyor”, karı kocalar boşanma cinneti geçiriyor, çılgın koca kendisinden ayrılmak isteyen eşini sırtından vuruyor; yeni doğan bebeği anne çöpe atıyor, çocuklarına bakamayarak iki çocuğuyla kendilerini denize atan annelerin haberlerini  okuyoruz ve görüyoruz.

Toplumun ruh sağlığı giderek neden bozluyor?

            Topraklarında tarihlerden beri hoşgörü ve sevgi çiçekleri açan bu güzel coğrafyada yaşayan insanlara ne oluyor? Bu değerlerini bir bir kaybediyorlar mı? Düşünebilen, üretebilen, paylaşabilen toplumsal bir varlık olan insanların yaşam standartlarını toplumsal koşullar belirliyor. Toplumsal koşullarımıza baktığımızda ise; nasıl insan olabildiğimize ve nasıl insan kalabildiğimize şaşırmamak mümkün değil. Günümüz insanı, insanlığından çıkartılmış vaziyette, yaşam stresi, şiddet olgusu, sosyoekonomik olumsuzluklarla boğuşan, ruhsal yapısı bozuk, cinnet geçirmeye ramak kalmış bir görüntü çiziyor. Sıkıntı ile uyanıp, gerilimle günümüzü devam ettirip, yoğun stres yumağı halinde günümüzü bitiriyoruz. Yıllar boyu insanlarımıza eğitimlerinde olsun, iş hayatlarında olsun, sosyal yaşamlarında olsun hep şu verildi: “Biz bu işi beceremeyiz, bizim çok eksiklerimiz var, biz yetersiziz” ve 1960’lı yıllarda “bir toplu iğneyi dahi yapamıyoruz” sözleri toplumun özgüvenine vurulmuş en büyük darbeydi. Ülkemizde her beş kişiden biri depresyona girmiş durumda. Türkiye’de gerçek bir ruh sağlığı taraması yapılsa, eminim ki, Türkiye’nin yarısından çoğunun ruh sağlığı bozuk çıkar. Toplumsal fonksiyonlarının hiç birini sağlıklı olarak yerine getiremiyor. Düşünemiyor, üretemiyor, paylaşamıyor.

            Bugüne geldiğimizde ise, gençliğimiz gelecekten umutsuz. Aile kavramı bozulmuş, maneviyat kalmamış bir toplum olmuşuz. Oysa, bir ülke olarak küçük olmadığımızı, sorunları çözecek bilimsel ve toplumsal her türlü altyapımızın olduğunu, insanlarımızdaki girişimsel ruhun birçok ülkeden daha iyi olduğunu, kültürümüzün ve tarihimizin bize getirdiği değerlerin de bizim farklılığımız olduğunu birbirimize öğretelim. Birbirimizi sevmeyi ve hoşgörüyü tekrar hayatımızın bir parçası yapalım. Ve toplumsal bir seferberlik başlatalım. Lütfen kısır kavgaları, hep tekrar edilen yanlışları bırakın, kucaklaşın. Bu ülkenin ve insanlarının önünü açın.

            Toplum ruh sağlığı karşısında Sağlık Bakanlığı da 16/02/2011 tarih ve 7364 sayılı Makam Onayı ile her ilde TRSM açmaya hazırlanıyor. Gemlik’te açılan TRSM  ilçemiz için bir kazanç olmuştur. Modern ve sıcak bir ortamda uzman doktorlar sayesinde titiz bir çalışma ve bakım ile hastalarımız tedavi edilebilecektir. Gemlik’in ihtiyaç duyduğu anlamda binanın hastaneye tahsisini yapan belediye Başkan V. Refik Yılmaz başta olmak üzere Meclis Üyelerine, kısa sürede binayı hazırlayan hastane yönetimine, doktorlarımıza ve sağlıkçılarımıza teşekkür ediyorum.

 

            ***      ***      ****    ***      ***      **        ***

 

 

            CELAL BAYAR'I ANARKEN...

            Türkiye Cumhuriyetinin 3.Cumhurbaşkanı Celal Bayar, vefatının 25'inci yıl dönümünde, doğum yeri olan Umurbey mahallesindeki Anıtmezarı başında devlet töreni ile anıldı. 1883 yılında ilçemiz Umurbey Mahallesinde doğan Bayar, 22 Ağustos 1986 tarihinde İstanbul’da vefat etmiş ve anıt mezarının olduğu yere defnedilmişti.

          103 yıllık yaşamında memuriyetten, bankacılığa, milletvekilliğinden Bakanlığa, Başbakanlıktan Cumhurbaşkanlığına kadar çeşitli görevlerde bulunan Celal Bayar, milli Mücadele yıllarının Galip Hocası, 1960 darbesinden sonra Yassıada da yargılanan ve işkence gören bir isim. Sonrasında ailesini bekleyen zor günler. Kızı Nilüfer Gürsoy, babasının Yassı adada yargılanması ve Kayseri cezaevinde yatmasına kadar ailesinin yaşadığı zorlukları  anlatınca gözleri doluyordu.  Atatürk aşığı olan Bayar, Cumhuriyetimizin kurucusu M.Kemal Atatürk için "Onu sevmek millî ibadettir" sözünü kullanmıştı. Parlamanter, siyaset adamı Bayar, Türkiye'nin çok partili hayata geçişinde etkin rol oynamış,  çalışmalarıyla demokrasinin ve siyasi hayatın gelişmesine yapıcı katkılar sağlamıştı.

            3. Cumhurbaşkanı Bayar, vefatının 25. Yılı nedeniyle Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, TBMM Başkanı Cemil Çiçek ve Başbakan R. Tayyip Erdoğan yazılı açıklama yaparken; anıt mezarındaki anma törenine Cumhurbaşkanı Abdullah Gül adına Danışmanlarından Ahmet Ertürk, Bursa Valisi Şehabettin Harput, Garnizon Komutanı Tuğgeneral Ümit Yılmaz, Gemlik Kaymakamı Bilal Çelik, Belediye Başkan v. Refik Yılmaz,  Cumhuriyet Başsavcısı Zekeriya Bayazıt, Bayar’ın kızı Nilüfer Gürsoy, ailesi,  siyasi parti, sivil toplum örgütü yöneticileri  ve sevenleri katıldı. Çelenklerin sunumu ve bir dakikalık saygı duruşu ile başlayan devlet töreni Celal Bayar’ın kızı Nilüfer Gürsoy ve torunlarının taziyeleri kabulü, Celal Bayar Vakfı kütüphanesi salonunda Eskişehir Üniversitesi kurucu Rektörü Prof. Dr. Orhan Oğuz bir konferans verilirken, Umurbey Çarşı Camii’nde mevlit okutuldu. Her yıl milletvekili düzeyinde katılım olurken, bu yıl milletvekillerinden katılımın gerçekleşmemiş olması dikkat çekti. Anma töreni seçim dönemine denk gelseydi, siyasilerden üst düzeyde katılım olurdu.

            Siyasi hayatımızda ve yakın tarihimizde derin izler bırakan değerli bir siyaset ve devlet adamı Celal Bayar’ı vefatının 25. Yıldönümünde rahmetle anıyorum.

            ***      ***      ***      ***      ***      ***      ***

BÜYÜKŞEHİR KUMSAZ’A DA EL ATTI…

            BUSKİ 2010  ve 2011 yılında Gemlik’e yatırımları yoğun olurken, Büyükşehir Belediyesi ise ilçenin muhtelif yerlerine asfaltlama çalışması yapmıştı. Gemlik’in her tarafı şantiyeye dönmüş durumda. Alt yapı çalışmaları tam gaz devam ediyor. Gemlik’e Büyükşehir eli değmeye devam ediyor.

            Su taşkınlarını önleme, yağmur suyu giderlerinin yapılması, içme suyu çalışmaları devam ediyor. Büyükşehir Belediyesi tarafından yaptırılan çarşı deresi projesi de Gemlik’e katma değer katacak. Büyükşehir’in Ata tepe projesi, Karacaali tesisleri ve son olarak Kurşunlu Kumsaz bölgesinde mavi ile yeşili buluşturacak proje. Projenin  startını ise Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe, Gemlik Belediye Başkan V. Refik Yılmaz, Büyükşehir teknotrat ve bürokratlarıyla birlikte verdi. Yaklaşık 524 bin metrekare alan üzerinde hayata geçirilecek bölge parkı, bisiklet yolları, yürüyüş parkurları, rekreasyon alanları ve eğlence mekanlarıyla çağdaş bir yaşam alanı haline gelecek.

                        ***      ***      ***      ***      ***      ***      ***      ***      ***

     SİYASİLER TERÖRÜ LANETLEDİ..

            Son günlerde tırmanan terör olaylarından sonra her yerde teröre lanet var. PKK’nın alçak saldırıları sonucunda şehit olan askerlerimizin cenazelerinden yükselen ağıtlar yüreğimizi dağladı. Terörü lanetlemek için insanlar sokağa çıkarak eylem yaptılar. Kentin her köşesinde “Kahrolsun PKK” denildi. Şehitlerimize sahip çıkıldı.

            Siyasi partilerde bir araya gelerek ülkemizde yaşanan teröre ortak tepki gösterdiler. Osmangazi  Ördekli Kültür Merkezi'ndeki düzenlenen toplantıya AK Parti İl Başkanı Sedat Yalçın, CHP il Başkanı Gürhan Akdoğan, MHP il Başkanı Tevfik Topçu, HAS Parti il Başkanı Osman Mestan, DP İl Başkanı Ahmet Yıldırım, DSP İl Başkanı Enver Kır, BBP İl Başkanı Ömer Ünsal ve İP il Başkanı Mehmet Alanbel katıldı.  Siyasi partilerin teröre karşı birlikte hareket etmeleri güzeldi. Tek ses ve tek yürek olunduğunda sorunlar çözümlenir. AK Parti İl Başkanı Sedat Yalçın ve  CHP İl Başkanı Gürhan Akdoğan’ın konuşmasıyla doğan, sonrasında MHP İl Başkanı Tevfik Topçu’nun ve diğer il başkanlarının da katılmasıyla teröre karşı birlik sağlandığı gibi, ortak mesaj da verilmiş oluyordu.
            Tüm siyasi partilerin il başkanlarının ortak değerler noktasında Türkiye’ye örnek buluşması bir ilkti. Başkan Yalçın’ın okuduğu ve il Başkanlarının desteklediği açıklamada “Saldırılar sonuçsuz kalacaktır”, “her fert yurttaşlık hakkına sahiptir”,Milli Birliğimizi kimse bozamaz” başlıkları öne çıktı. Terörü destekleyenlere uyarılarda bulunan il Başkanları “Büyük Önder
Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün söylediği gibi 'Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar olacaktır' ve her yurttaşımız bu inanç doğrultusunda ülkesinin ve milletinin geleceği için teröre karşı tavrından vazgeçemeyecektir”  dediler.

***      ***      ***      ***      ***      ***      ***      **

AK PARTİLİ GENÇLERDEN ANLAMLI ZİYARET

            AK Parti Gemlik Gençlik Kolları Başkanı Kerim Bayoğlu ve yönetim kurulu üyeleri seçildikten sonra ilk ziyaretlerini   Bursa Büyükşehir Belediyesi Huzurevi’ne yapması anlamlıydı. Huzurevi sakinlerini tek tek ziyaret eden AK Partili gençler, huzurevi sakinlerine karanfil, havlu ve çikolata ikram ettiler.

            Sosyal sorumluluk projeleri kapsamında gerçekleştirilen etkinlikte huzurevinde yaşlılarla sohbet eden gençlik kolları üyeleri, saz çaldılar, türküler söylediler ve iftarlarını huzurevi sakinleriyle birlikte açtılar. Ramazan ayında ve bayram öncesinde gerçekleşen ziyarette Huzurevi Sakinleri gençlerin ziyaretinden memnun kalırken, AK Parti Gemlik Gençlik Kolları Başkanı Kerim Bayoğlu, “Ramazan ayı, birlik ve beraberlik demek, güzellikleri paylaşmak demek. Bizlerde büyüklerimizle bir arada olalım istedik ” diyordu.

            ***      ***      ***      ***      ***      ***      ***      ***      ***      ***

 

 

MARMARA DEPREMİNİN ÜZERİNDEN 12 YIL GEÇTİ?

            Bugün 17 Ağustos.  Bundan 12 yıl önce Marmara Depremini acı bir tecrübeyle yaşadık.  Marmara depremiyle “Deprem" kavramı yoğun bir şekilde günlük hayatımızdaki yerini aldı. 17 Ağustos 1999´da yaşadığımız büyük Marmara ve 12 Kasım 1999’da yaşadığımız Düzce depremleri ile ülkemiz, tarihinin en büyük felaketlerinden birini yaşadı. Her iki deprem  bizlere  toplum olarak depremlere ne kadar hazırlıksız olduğumuzu bir kez daha hatırlattı.

            Depremle ilgili o kadar yazıldı, çizildi ve Internet'te bu konu ile ilgili o kadar çok yazı dolaştı. Deprem öncesinde, sırasında ve sonrasın da neler yapacağımız bilinmesine rağmen ne kadar önlemler alınıyor? Deprem konusunda araştırmalar, sempozyumlar, incelemeler yapılıyor. Yetkililerin gerekli önlemi alması gerektiği vurgulanıyor. Fakat önlemler kısmen alınıyor.

            Deprem Bölgeleri Haritası'na göre eskiden yurdumuzun % 92' si deprem bölgeleri içindeydi. Şimdi ise ülkemizin  %100’ ü deprem bölgeleri içerisindedir. Resmi kayıtlara göre Marmara depreminde 17 bin 322, Düzce depreminde 950 vatandaşımız yaşamını yitirdi. 75 bin konut ağır, 74 bin konut da orta derecede hasar görmüştü. Kayıtlarda son 58 yıl içerisinde depremlerden; 58.202 vatandaşımız hayatını kaybetmiş, 122.096 kişi yaralanmış ve yaklaşık olarak 411.465 bina yıkılmış veya ağır hasar görmüştür. Sonuç olarak denilebilir ki, depremlerden, her yıl ortalama 1.003 vatandaşımız ölmekte ve 7.094 bina yıkılmaktadır.  Deprem gerçeğini hepimiz kabul ediyoruz. Ne var ki, unutan bir toplum olduğumuz için gerekli dersi çıkartmıyoruz, ya da çıkartmak istemiyoruz. Büyük depremin üzerinden 12 yıl geçmesine rağmen önlemler noktasında sınıfta kaldığımızı söyleyebilirim.

             Depremi engellemek mümkün olmadığına göre tedbirler konusunda yol göstermek için çalışmalarda yapıldı. İdris Güllüce başkanlığındaki TBMM Deprem Araştırma komisyonu 4 aylık çalışmalarda bulundu. Açı ve gerçek raporları açıklamışlardı. Geçtiğimiz yıl Bursa Valiliği öncülüğünde de toplantılar yapılmıştı. Deprem öncesi, deprem sırası ve deprem sonrası önlemler bütünlüğüne dikkat çekildi. 2009 yılında 5902 sayılı yasa ile kurulan Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı  (AFAD) deprem üzerine çalışmalarına başlamıştır.  AFAD tarafından Ulusal Deprem Stratejisi Eylem Planı (UDSEP-2023) açıklandı. (Dilerim bu eylem planına uyulur) Ülkemizin 81 ilinin 55'inin Birinci Derecede Deprem Bölgesinde bulunması, ancak depremlerle birinci dereceden bağı bulunan Yapı Denetim Yasasının önce yalnızca 19 ili kapsamına alması, diğer illerde ise ancak 1 Ocak 2011'den itibaren geçerli olması, Türkiye'deki deprem önlemlerinin yetersizliğine ilişkin ciddi bir ipucu sunmaktadır.

            Son aylarda 3 ve 3,6 şiddetinde depremler meydana geliyor. Uzmanlar ise son 30 yıl içinde 7 nin üzerinde büyük bir depremin olacağını açıklıyorlar. Depremden ne kadar ders aldık? Depreme hazırlıklı mıyız?

            Plansızlığın ve denetimsizliğin ağır sonuçları özellikle 1999 yılında yaşanan depremlerle göz önüne serilmesine karşın, geçen 12 yıllık süre içerisinde yaşanan acı deneyimlerden ders çıkardığımız ve oluşabilecek yeni afetlere yeterince hazır olduğumuz pek söylenemez. Çünkü deprem riski taşıyan çok sayıda okul, hastane ve kamu binaları bulunuyor. Uzmanlar, şehrimiz çeşitli fay sistemleri üzerinde bulunduğu için her zaman yüksek deprem riski altındadır. Özellikle kuzeyden geçen ve kuzeydoğuya uzanan Kuzey Anadolu Fay Hattı'nın ‘ geçip İznik-Geyve istikametinde devem eden güney kolu, yaklaşık 500 yıldır enerji biriktirmektedir. Bu fay hattının Kuzey Anadolu Fay Hattı kadar önemsenmesi gerektiğini belirtiyorlar.

 GEMLİK VE DEPREM.

             Jeoloji Mühendisleri Odası Engin Er, 2011 yılı Ocak ayında yapmış olduğu açıklamada beklenen 7 ve üzeri şiddetindeki Marmara Depremi’yle Gemlik’in haritadan silineceğini öne sürmüştü. Gemlik’in yeni yerlere taşınması gerektiğini özellikle vurgulamıştı. Gemlik’te 1999  Marmara depreminden önce yapılan bina sayısının çok fazla olmasıdır. 1999 depreminden sonra bulunan yeni bir fay var. Kuzey Anadolu fay hattının bir kolu Çarşı Deresi'nin kuzeyinden geçiyor, diğeri de Karsak Deresi'nin güneyinden geçerek denize uzanıyor. Yeni tespit edilen fay hattının üzerinde 300 bina var. Ve bunların üzerinde 2 bin 500 kişilik aile risk altında yaşıyor. 1999'dan önce yapılan tüm binalar güçlendirme istiyor. Tüm bunlara baktığımızda, Gemlik'teki bütün binalarda risk var. Bunu bir de fay hattına yakınlık ve zeminle birleştirdiğimizde ortaya daha vahim bir tablo çıkıyor. 

            Unutmayalım, “Deprem değil, tedbirsizlik öldürür.” Bu nedenle gerekli önlemler alınmalı. Yetkililer üzerlerine düşen görevi yapmalıdır. Risk taşıyan binalar için acil önlemler alınmalıdır. Yaşadığımız şehirdeki binaları depreme dayanıklı hale getirmeliyiz. Bu vesileyle 17 Ağustos´un yıldönümünde, depremde hayatını kaybeden tüm vatandaşlarımızı rahmetle anıyor, böyle bir felaketin bir daha yaşanmaması temennisiyle, yakınlarına ve milletimize başsağlığı diliyorum.

                 ***     ***         ***           ****          ****

BAŞKAN ALTEPE’NİN ACI GÜNÜ…

            Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe’nin babası Sırrı Altepe’nin Cenaze namazı Emir Sultan’da kılındı. Başkan Altepe, Namaz öncesinde Emir sultan meydanında taziyeleri kabül etti.

            Cenazeye Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in yanı sıra Vali Şahabettin Harput, eski bakanlardan Cavit Çağlar, belediye başkanları, Bursaspor Başkanı İbrahim Yazıcı, BTSO Başkanı Celal Sönmez, Bursa İl Emniyet Müdürü Halil Yılmaz, Bursa milletvekilleri, bürokratlar, partililer ve çok sayıda vatandaş katıldı.
            Başkan Altepe’nin babası Sırrı Altepe Bursa’nın tanınmış bıçak ustalarındandı. Rahatsızlığı nedeniyle bir süredir Bursa Özel hayat hastanesinde tedavi gören Baba Altepe, Pazartesi günü saat 03:00’te vefat etmişti. Cenazeye katılmak için gittiğimizde Emir Sultan Meydanını da görme fırsatımız oldu.
Bölgeye kazandırılan 4 bin metrekarelik Emir Sultan meydanı yeni buluşma noktası haline gelirken,  güzel bir meydan olmuş. Vatandaşlar bu hizmetten memnundu. Çünkü, Emir Sultan Camiinin bahçesi küçük olduğu için cenaze namazında sıkıntılar oluyordu. Kazandırılan meydan sayesinde, cenaze namazlarındaki bu sorun da ortadan kalkmış oldu. Meydan ve otopark sayesinde trafik yoğunluğu ortadan kalkmış.

            Cenazede bitkin ve yorgun görünen Başkan Altepe, namazın ardından babasının tabutunu omuzlayarak bir süre taşıdı. Ömrünün son anına kadar çok sevdiği bıçakçılık mesleğinden kopmayan Sırrı Altepe’ye Allah’tan (C.C.) rahmet, Başkan Altepe başta olmak üzere ailesine ve yakınlarına baş sağlığı diliyorum.

         ***      ***       ***        ***        ***     ***   

 

  AK PARTİNİN KURULUŞU VE İFTARI.

            Dün iktidar partisinin 10. kuruluş yıldönümüydü. Bu nedenle AK Parti  Genel Merkezi 81 ilde iftar programları düzenledi. İftar programlarına Genel Merkezden görevlendirmeler yapıldı. Başbakan Erdoğan Ankara’da iftarını açarken, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç partisinin Bayrampaşa Stadı'ndaki iftarına katıldı. AK Parti Bursa İl Başkanlığının iftarı ise Grup Başkan V. Nurettin Canikli başkanlığında  Merinos AKKM’de gerçekleştirildi. Eski ve yeni yönetimlerde görev almış isimlerin davet edildiği iftara üç binden fazla katılım oldu. Başbakan RecepTayyipErdoğan 10. yıl etkinliklerinde israftan kaçınılması talimatını verildi. Türkiye’nin partisi olması için disiplinli çalışmalarına devam eden AK Parti’de 2023 vizyonu iftara katılanlara anlatıldı.

 

            AK PARTİ’NİN KURULUŞU VE BUGÜNÜ…

 

            AK Parti’nin kuruluş dilekçesi 14 Ağustos 2001’de İçişleri Bakanlığı’na verilmişti. Partinin amblemi Türkiye’de 7 bölgeyi temsilen 7 ışık saçan "ampul", sloganı ise "Karanlığa kapalı aydınlığa açık" olarak belirlenmişti. 10 yıllık kısa tarihine 5 seçim, 2 referandum başarısı sığdıran  AK Parti´nin kuruluş projesi, Başbakan Erdoğan´ın, 12 Aralık 1997'de Siirt'te okuduğu şiirle cezaevine girmesiyle başladı.

            Başbakan Erdoğan, 4 ay kaldığı cezaevinden çıktıktan sonra kamuoyunun ısrarlı talebi ve gelişen demokratik sürecin bir sonucu olarak 14 Ağustos 2001'de arkadaşlarıyla birlikte AK Parti'yi kurdu. 03 Kasım 2002 seçimlerinde tek başına iktidar oldu. YSK kararı nedeniyle Genel Başkan R. Tayyip Erdoğan milletvekili seçilemedi. Başbakanlık koltuğuna Abdullah Gül oturdu. Yenilenen Siirt seçimlerinin ardından Erdoğan Başbakanlığı devralmıştı.

            Dikenli ve zorlu bir yolda emin adımlarla ilerleyen Başbakan Erdoğan başkanlığındaki AK Parti, kapatma davası, başörtüsü özgürlüğü ve darbe girişimleri ile ağırlaşan süreçleri demokratik adımlar için fırsata dönüştürüldü. Yeni dönem anayasa ile taçlandırmak isteyen AK Parti, Türkiye’nin değişim ve dönüşümünde büyük rol oynadı.
            AK Parti için kapatılma davası açılmıştı….

4 Mart 2008: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, ‘’Laikliğe aykırı fiillerin odağı haline geldiği’’ iddiasıyla AK Parti’nin kapatılması istemiyle Anayasa Mahkemesi’nde dava açtı. Yalçınkaya, 71 isim hakkında 5 yıl siyaset yasağı istemişti.

31 Mart: Anayasa Mahkemesi, iddianameyi kabul etti. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün yargılanması konusunda Yüksek Mahkeme üyeleri bölünürken, 4 üye iddianamenin Gül’le ilgili bölümüne karşı çıktı.

30 Nisan: AK Parti, ön savunmasını verdi. 16 Mayıs: Raportör Osman Can, Yargıtay Başsavcısı’nın kapatma gerekçeleri arasında gösterdiği eğitim özgürlüğüyle ilgili raporunu tamamladı. Can, CHP’nin iptal talebinin reddedilmesini istedi.

30 Mayıs: Yargıtay Başsavcısı Yalçınkaya, esas hakkındaki görüşünü 1 aylık yasal sürenin son gününde Anayasa Mahkemesi’ne gönderdi.

5 Haziran: AnayasaMahkemesi, üniversitelerde eğitim özgürlüğünün önündeki yasakları kaldıran anayasa değişikliğini iptal etti. 
16 Haziran: AK Parti, Başsavcı’nın esas hakkındaki mütalaasına karşı savunmasını yasal sürenin dolmasına 13 gün kala sundu.

1 Temmuz: Yargıtay Başsavcısı Yalçınkaya, Anayasa Mahkemesi’nde bir buçuk saat sözlü açıklamada bulundu.

3 Temmuz: Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, sözlü savunma yaptı.

16 Temmuz: Raportör Osman Can, AK Parti’nin kapatılmamasını isteyen raporunu teslim etti.

30 Temmuz 2008: Anayasa Mahkemesi, Türkiye’nin meraklabeklediği kararı açıkladı. Mahkeme, ‘kapatma’ istemini gereklioy çokluğu sağlanamadığı için reddetti. Anayasaya görekapatmakararı için 7 oy gerekirken, 6 üyenin karşısında 5 üye kapatmama yönünde oy kullandı.

29 Mart 2009: Yerel seçimlerden AK Parti yine birinci parti olarak çıktı. 2007 seçimlerinde yüzde 46.52 olan oyları il genel meclisi sonuçlarında yüzde 38.39’a düştü.

12 Eylül 2010: Yüksek yargıda reform ve12Eylül’ün yargıya açılmasını içeren anayasa paketi halkoylamasında yüzde 57,88’lik oranla kabul edildi.

12 Haziran 2011: AK Parti genel seçimlerde yüzde 49.85 oy aldı. Meclis’te 326 milletvekili ile temsil edilme imkanı buldu. Kapatılma davası sürecini hatırlattıktan sonra  bugüne geldiğimizde ise kapatma cephesinin değil, demokrasinin kazandığını söyleyebiliriz.  

     AK Partinin kurulduğundan bugüne girdiği beş seçimde birinci parti oldu.

            2002, 2007 ve 2011 genel seçimlerinde oylarını artırarak tek başına iktidar olan AK Parti,  DP Genel Başkanı Adnan Menderes’in üç dönem üst üste seçim kazanma başarısını yakalarken, oylarını artırarak seçim kazanan tek parti oldu. 2004 ve 2009 yerel seçimlerinde de birinci partiydi. AK Parti 9 yıllık iktidarı döneminde Türkiye’de değişim ve dönüşüme imza attı. 12 Eylül 2010 referandumu ile darbe anayasasındaki birçok kalıntı silindi. Anayasa Mahkemesi ve HSYK’nın yapısı yeniden düzenlendi. 12 Eylül darbecilerine yargı yolu açıldı. Türk Ceza Kanunu, Ceza Muhakemesi Kanunu, Türk Ticaret ve Borçlar Kanunu değişiklikleri ile önemli reformlara imza attı. Avrupa Birliği yolunda da kritik reformlar hayata geçirildi. AB uyum yasalarının tamamlanması ile müzakere süreci başladı.

Türkiye’nin Dünya devleti olması yolunda, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Başkanlığı’na AK Parti Antalya Milletvekili Mevlüt Çavuşoğlu seçildi. İslam Konferansı Örgütü Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu oldu. Türkiye, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Geçici üyesi olan ülkeler arasında yer aldı. Başbakan Erdoğan’ın 30 Ocak 2009’daki Davos Zirvesi’nde İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Perez’i sert bir dille eleştirmesi ve “One Minute” çıkışı hafızlarda kaldı.

            Birliğin adresi, Milletin partisi” 10 yaşında, diyerek tanıtım çalışmalarında bulunan  AK Parti yeni Anayasayı uzlaşarak çıkarmak istiyor. Yeni dönemde bunu başarabilecek mi? Bunu zaman gösterecek.

 

            ***      ***      ***      ***      ***      ***      ***      ***      ***

MHP SEÇİMLERİ MASAYA YATIRDI. GÖREV İSE BÜYÜATAMAN’IN…

            MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin en güvendiği isimlerin başında  MHP Genel Sekreteri İsmet Büyükataman geliyor. MHP il Başkanlığı görevinden sonra Milletvekilli seçilen Büyükataman,  MHP Genel Başkan Yardımcılığı ve son olarak MHP Genel Sekreterliği görevine getirilmişti. Seçim analiziyle ilgili bir çalışma yapılmasını 12 Haziran seçimlerinin hemen haftasında il başkanları toplantısında isteyen MHP Lideri Bahçeli,  koordinasyon görevini ise MHP Genel Sekreteri İsmet Büyükataman’a verdi.

            “Seçimden istenilen sonuç neden alınamadı, nerede hata yapıldı” başlığında gözlem ve eleştirilerden oluşan bir raporu il başkanlarına teslim edildi. İl Başkanları da seçim sonuçlarını değerlendirme raporunu  bu ay içinde Genel Merkeze iletecekler. MHP’li Büyükataman ise ekibiyle birlikte  raporlar üzerinde bir çalışma yapacak, değerlendirmek üzere MYK’ya sunacak.  MHP’nin sonraki seçimde temel stratejisini oluşturması beklenen raporları değerlendirmiş olmaları olumlu. Bir parti nerede hata yaptığını sorgularsa ve hatanın düzeltilmesi için çalışırsa başarılı olur. Gemlik ve Bursa raporunda neler yazıldı bilemiyorum. Ama, Gemlik’te ve Bursa’da istenilen sonuçların neden alınamadığını kamuoyu yakınen biliyor.

            &&&&&&&&&&&&&

AK PARTİLİ İSMET SU’YUN YENİ GÖREVİ…

 

            AK Parti Bursa Milletvekili İsmet Su, teşkilat içinde önemli görevlere imza atmış bir isim. Teşkilat içinde sevilen ve sayılan  bir isim olan Milletvekili Su, seçildikten sonra da teşkilatın çalışmalarını yakından takip ediyor. Gençlik Kollarının kongrelerine katılan Milletvekili Su, teşkilatçı olduğunu partisinin programlarına katılarak gösteriyor.

 

            İlk döneminde Hukukçu olan Milletvekili Su önemli bir görev daha  üstlendi. Anayasa Komisyonu başkanlığını Burhan Kuzu yaparken, Başkan yardımcılığını Mustafa Şentop ve sözcülüğü ise İsmet Su yapacak. Anayasa üzerinde yapılan çalışmaları kamuoyuna duyuracak isim olan AK Parti Bursa Milletvekili İsmet Su’ya yeni görevinde başarılar diliyorum.

           

                    &&&&&&&&&&&&&&&&&&&

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

CHP KONGRESİNDE YAŞANANLAR.  AKDOĞAN’IN ZAFERİ. YERLİKAYA İL YÖNETİMİNDE..

            Kongreye bir hafta kala kulislerde birçok isim konuşuldu. Başkanlık için adaylıklarını açıklayan Sevil Pamirol, Mustafa Şenyurt, Erhan Sevimli, Gürhan Akdoğan ve Metin Çelik olmuştu. Dengeler sürekli değişti, delegelere yapılan baskılar ve adaylara yapılan çekil baskısı ışığında kongreye gidildi.

            Seçimlere üç gün kala Akdoğan’ın adaylığını açıklaması ve iki gün kala Metin Çelik’in adaylık açıklaması CHP’de dengeleri değiştirdi. Kongrenin Çelik’le Akdoğan arasında geçeceği yorumlanıyordu. Genel Merkezin görevden aldığı Gürhan Akdoğan 248 oy alarak 3,5 ay sonrasında başkanlık koltuğuna oturdu. Nilüfer’in 12 yıllık ilçe başkanlığı görevini sürdüren Metin Çelik ise 245 oy aldı.

            Kongre  öncesinde yaşananları kısaca hatırlatmak gerekirse,

            Gürhan Akdoğan adaylığını açıkladığında 304 delegeden (Osmangazi’den 147, Yıldırım’dan 97, Nilüfer’den 22, Karacabey’den 10, İznik’ten 9, Gürsu’dan 6, Yenişehir’den 12 olmak üzere toplam 304 delege adaylığım için imza verdi ) imza aldığını belirtmişti, Metin Çelik’in ise 230 delegeden imza aldığı konuşulurken, Mustafa Şenyurt’un 220, Sevil Pamirol’un da 140 imzası olduğu konuşuluyordu.

        Ne var ki,

            Kongre tarihinden bir gün öncesinde Mustafa Şenyurt adaylıktan çekildiğini açıkladı. Sonrasında ise adaylıktan çekilen isim  Sevil Pamirol oluyordu. Şenyurt, Delege ağırlığının yüksek olduğu Osmangazi, Yıldırım ve Nilüfer ilçelerinde “antidemokratik bir adamcı yapının” olduğuna dikkat çekerken, Tek kadın aday Pamirol ise birleşmenin sağlanmadığına işaret ederek “Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu ve yönetimi adına taraf olarak aday adaylığımdan çekiliyorum' açıklamasını yapmıştı. İki adayın çekilmesinden sonra gözler Kayyumla atanan Erhan Sevimli, görevden alınan Gürhan Akdoğan ve Nilüfer eski ilçe Başkanı Metin Çelik’e çevrildi.

            Kongreyi uzunca bir süredir müdahil olmayan Genel Başkan Yardımcısı Sena Kaleli  kongreye 24 saat kala devreye girdi ve açıkça müdahil oldu. Kaleli neden müdahil olmuştu? CHP’nin ikinci adamı Gürsel Tekin, Sena Kaleli’yi arayarak sürece müdahil olmasını istemişti. Genel Merkez’in direktifleri doğrultusunda Kaleli, Bülent Aslanhan ismi üzerinde uzlaşılmasını istedi, Aslanhan ismine ilçe başkanları sıcak bakmayınca Erhan Sevimli isminde mutabık kalındı. Adaylıktan geri adım atmayan Metin Çelik ve Gürhan Akdoğan ise yaşananları uzaktan takip ettiler. CHP’nin ikinci adamı Gürsel Tekin, nabız yoklayarak delegelerin Akdoğan’a desteğini hissettiğinde tarafsız kalmayı tercih etti.

            SALON DÜZENLENMESİ VE KONGRE…

                        CHP’nin olağanüstü il kongresi Ulubatlı Hasan Bulvarı üzerindeki Falkon İş Merkezi’nin dördüncü katında bulunan Atalay Prenses Düğün Salonunda yapıldı. Salon düzenlemesi iyi değildi. Salonda ne bir afiş, ne bir süsleme, ne de bir slogan vardı. Kongre divanının arkasında Türk ve CHP bayraklarıyla Atatürk ve Kılıçdaroğlu posterleri asılı olmasaydı, siyasi bir partinin kongresi olduğunu kimse anlayamazdı. Salonu coşturacak bir müzik bile yoktu. Kongre saatinin değiştirilmiş olmasına bir anlam verilemedi. Ramazan ayı ve sıcak bir hafta sonu olmasına rağmen kongreye ilgi fazlaydı fakat kongrenin  düğün salonunda yapılmış olması iktidara yürüdüğünü iddia eden CHP'ye yakışmıyordu.

            Divan başkanlığını Avukat Yahya Şimşek’in üyeliklerini ise Avukat Nurhayat Altaca ve  Yücel Akgün  yaptı. Divan Başkanı Şimşek, konuşmasında AK Parti’yi eleştirdi,  genel siyasete odaklandı. Tüzüğe göre;

            600 olan delege sayısının en az yüzde 20'sinin imzasıyla aday olunabilirken, Başkan adaylarına imza veren delegelerin divan önünde mi yoksa, isimleri okunarak mı belirleneceği tartışması yaşandı. Şimşek, aday olunabilmesi için delegelerden saat 15.00'e kadar imza toplanılması için süre verildiğini duyurdu. Genel Merkezin adayı konumundaki Erhan Sevimli 107 delegenin imzasını aldı.  Tüzük gereği 120 rakamına ulaşamayan Sevimli aday olamadı. Sevimli, kürsüden yaptığı konuşmada ise partide tüzük sorunu olduğunu, demokratik bir tavır oluşmamasına üzüldüğünü belirtiyor ve çekildiğini açıklıyordu.
Başkanlık yarışı ise  282 delegeden imza alan Gürhan Akdoğan’la  142 delegeden imza toplayan Metin Çelik  arasındaydı. 

            Oylama işlemi 17.30 sıralarında bitti ve iki sandıkta sayıma geçildi. Sayım işlemi de 17.50 sıralarında tamamlandı. 540 delegenin katıldığı seçimlerde 483 delege oy kullandı. 248 oy alan Gürhan Akdoğan, 245 oy toplayan rakibi Metin Çelik'e 3 oy fark atarak İl  başkanlığı koltuğuna oturmuş oluyordu. CHP'de sancılı sürecin ardından yapılan olağanüstü kongrede gülen isim Akdoğan oluyordu. Gürhan Akdoğan'ı destekleyen delegeler, sayım sonrası "Adam gibi adam Gürhan Akdoğan", " En büyük başkan bizim başkan" şeklinde sloganlar atması dikkat çekti. Masa başında dediğini yaptıran Genel Merkez, demokraside kaybeden oldu.

            Sonuçların açıklanmasından sonra Başkan Akdoğan delegelere teşekkür etti Metin Çelik, Akdoğan'ın çağrısı üzerine kürsüye gelerek birlikte partilileri selamladılar. Bilik ve beraberlik içinde çalışacaklarının mesajını verdiler. Gün içinde yaşanan tartışmalı kongre sonrasında bu birliktelik fotoğrafı alkışa değerdi. CHP’li Kaleli ise “Çok demokratik bir yarış oldu” diyordu. CHP Milletvekili Turhan Tayan ve Kemal Ekinci kongreden erken ayrılan isimlerdi.  CHP 23. Dönem milletvekili Abdullah Özer’e Mudanya Eski ilçe Başkanı Hasan Yıldırım’ın atmış olduğu yumruk kongrenin ayıbı oldu.

            AKDOĞAN’IN LİSTESİ….

            Başkan Akdoğan’ın listesinde Şükrü Aksu, Nihat Altınel, Funda Çetin, Kazım Dalgıç, Şenay Demiray, Zafer Ekici, Devrim Taylan Ercan, Onur İçer, Hatice İnan, Ceyhun İrgil, Aykan Kurkur, Selim Lümalı, İhsan Orak, Sedat Ökten, Şaziye Öztürk, Buket Rodoplu, Mesut Savaşkan, Feridun Tetik, Özcan Yerlikaya ve  Serdar Yurtal yer alıyordu.

   KAZANANLAR VE KAYBEDENLER…

            Kongre öncesinde yapılan kulislerden sonra kongrede kazananlar ve kaybedenleri değerlendirmek gerekiyor. Kazananlar eski CHP, Kaybeden ise Yeni CHP’dir.

           Kazananlardan başlamak gerekirse,

            Önder Sav, Onur Öymen, Abdullah Özer, Ali Nihat Irkörücü, Güler Buğday ve görevden alınan eski il yönetim kurulunun büyük çoğunluğu  kazananlar arasındadır. Son hamlesiyle Sena Kaleli’yi devre dışı bırakmak istediği gözlenen Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin’i de kazananlar arasında sayabiliriz.

            Kaybedenlere gelince,

İl olarak CHP Genel Başkan Yardımcısı Sena Kaleli, Bursa milletvekili Aykan Erdemir, Desteklediği ismi aday yapamayan Kemal Ekinci, Nilüfer Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, CHP Bursa eski Milletvekili Abdullah Özer’e yumruk atıp kongreyi kana bulayan Mudanya İlçe eski Başkanı Hasan Yıldırım.

            Sonuç olarak, CHP Bursa’da ikiye bölünmüş durumda. Merak edilen sorulardan bir tanesi, Başkanlık koltuğuna oturan Akdoğan’ın Nisan ayında görevinden alınmasında önemli rol oynayan  Kaleli'yle siyasi ilişkisinin bundan sonra nasıl olacağı? 

            ***      ***      ***      ***      ***      ***

        ÖZCAN YERLİKAYA İL YÖNETİMİNDE…

             CHP  Gemlik ilçe teşkilatında bir dönem ilçe sekreterliği görevinde bulunan Özcan Yerlikaya Başkan Akdoğan’ın listesindeydi.  İl yönetimlerinde Gemlik’te yaşayan birisinin olması önemlidir. Gemlik adına alınacak kararlarda ve yapılacak işlerde her zaman katkısı olur. Yerlikaya, CHP’de emek vermiş ve çeşitli kademelerde görev almış bir isimdir. Partili, partisiz herkes tarafından sevilen Yerlikaya,  son olarak CHP Gemlik teşkilatında ilçe sekreterliği görevinde bulundu. CHP’li Yerlikaya’ya yeni görevinde başarılar diliyorum.

 

                   ***          ***      ***      ***      ***      ****    ***      ***

KOMUTANLARIN İSTİFASI VE  YAŞ.

            Genelkurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanlarının istifası yurtiçi basınında olduğu kadar yurt dışı basınında da geniş yer buldu. İstifalarla ilgili faklı yorumlar yapıldı.

            Cumhuriyet tarihinde ilk olarak yaşanan bu süreçte Komutanlar neden istifa etmişlerdi? Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Genelkurmay Başkanı arasında günlerdir süren görüşmelerin ortak bir zemin bulunmasıyla sonuçlanmadığı için istifa ettikleri ulusal basında yer alıyordu. İki farklı iddia vardı. Bunlardan bir tanesi Genelkurmay, YAŞ toplantısında Org. Saldıray Berk'in Kara Kuvvetleri Komutanlığı'na, Org. Aslan Güner'in de Jandarma Genel Komutanlağı'na getirilmesi için ısrar ettiği ve  hükümetin her iki talebi de olumsuz karşıladığı iddia ediliyordu. .Dört gündür yürütülen görüşmelerde bir uzlaşma sağlanamayınca başta Genelkurmay Başkanı olmak üzere kuvvet komutanları istifa kararı almışlar. Bir diğer iddia ise hükümetin Balyoz davasından tutuklu bulunan 17 generalin emekliliğe sevk etmek istemesinin ipleri kopardığı yönündeydi.
             Birçok yazar komutanların istifasını milat olarak görürken, bazı yazarlarda hükümetin Ergenekon Davası'ndan yargılanan askerlerin terfi ettirilmemesi konusundaki kararlı tutumuna karşı bir tepki olarak yorumladı. Hangi açıdan bakacak olursanız olun, siyaset ve idaresi açısından önemli sonuçlara yol açacağı anlaşılan bir dönüm noktasında bu istifalar yaşandı. Hükümet böyle bir tabloyu beklemiyordu belki. Genelkurmay Başkanı’nın emeklilik dilekçesi vermesi önemli. Koşaner’in veda mesajı açıklamasında tutuklu generaller vurgusu söz konusuydu. İstifalardan sonra siyasî irade soğukkanlı kalarak 'kriz' sayılabilecek bu gelişmeyi birkaç saat içinde çözdü. Emeklilik talepleri resmen kabul edildi, Orgeneral Necdet Özel, Kara Kuvvetleri Komutanı ve Genelkurmay Başkan Vekili yapıldı. Belirsizlik çok kısa sürdü.

            Dün ise, Genelkurmay Başkanlığı Karargahı Çakmak Salonu'nda saat 09.30'da YAŞ toplantısına başladı. Ajanslara düşen fotoğraf ve haberde ise dikkat çeken bir başka fotoğraf ise Başbakan Erdoğan’ın toplantı masasının başında tek başına oturmasıydı. Bilindiği gibi her yıl YAŞ toplantılarında Başbakanla Genelkurmay Başkanları yan yana oturuyordu.  4 Ağustos Perşembe günü sona erecek olan Şura'da alınan kararlar, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e sunulduktan sonra kamuoyuna açıklanacak.
            Bugüne geldiğimizde ise Şura toplantıları devam ediyor. Komutanlar istifalarında haklı mıydı? Çoğu yazar, Genel Kurmay Başkanı Koşaner’in  istifa etmemesi gerektiği konusunda birleşti. Bana göre de istifa etmemeliydi. Anlaşmazlıklar karşısında direnmeliydi. Mücadelesini sürdürmeliydi. Yine de ben bu süreci bir kriz olarak değil normalleşme olarak görüyorum. Hatırlanacağı gibi, 27 Mayıs ve 12 Eylül'de olduğu gibi kanlı darbeler yapar, Meclis'i dağıtır, anayasayı ilga ederlerdi ya 12 Mart, 28 Şubat ve 27 Nisan’da olduğu gibi muhtıra verir, hükümetleri çekilmeye zorlarlardı. Toplum askerî darbe, müdahale ve vesayet istemiyor. Ülkede demokratik hukuk kuralları var ve herkes kendi sınırları içerisinde kalmak zorundadır. Genel Kurmay Başkanlığı, Başbakanlığa bağlı bir birimdir. Taşlar yerine oturuyor ve herkes asli görevine dönüyor. Cumhurbaşkanı'na listeyle gidip adeta bir dayatma yaparak; ya da Başbakan'a "Bu kişilerle çalışacaksın!" manasına gelecek bir dayatma bu son olayla birlikte geride kalmıştır.

            Ülkede demokratik hukuk kuralları var ve herkes kendi sınırları içerisinde kalmak zorundadır. Siyasî iradenin YAŞ' ta sembolik olmadığı ispatlanmış oldu. İstifa eden paşalar hata yaptı ama farkına varmadan doğru bir sürecin başlatıcısı oldular. ANAP’ın ülkücü kökenli bakanlarından Oltan Sungurlu’nun  MSB döneminde yaşadıklarını anlatan bir sözünü buradan siz değerli okuyucularımla paylaşmak istiyorum. 1983 yılında girdiği siyaset yaşamında Milletvekili seçilen eski Bakanlardan Sungurlu, Adalet ve Milli Savunma Bakanlığı görevlerinde bulunmuştu. 1999 seçimleri sonrasında ise Meclis dışında kaldı. Kanal G’de çalıştığım dönemde yanılmıyorsam 1998 yılıydı.  Eski Milli Savunma Bakanlarından  Sungurlu ile haber dışında sohbet etme imkanımız da olmuştu. ANAP’ı, Siyasetteki zorlukları ve Merhum Özal’ın yaşadıklarını anlatan Sungurlu, Milli Savunma Bakanlığı’nın karar verici bir Bakanlık olmadığını, gelen evrakları imzalayarak yerine gönderen; Genel Kurmayla Hükümet arasında sekretarya vazifesi olan bir Bakanlık olduğunu söylemişti. Bugüne baktığımızda ise nereden nereye gelindiğini siz değerli okurlarıma bırakıyorum.

            ***      ***      ***      ***      ***      ****    ***

AK PARTİ’DE KONGRE SÜRECİ… GEMLİK’TE BAYOĞLU ADAY (!)

            AK Parti’de kongreler süreci ilçe gençlik kolu kongreleriyle başladı. AK Parti Gençlik Kolları diğer partilerdeki atama yerine seçimle iş başına geliyor. Ağustos ayı içinde Gençlik kolları kongresini tamamlayacak olan AK Parti’de 5 Eylül’de kadın kolları, 15 Ekim’de ilçe kongreleri başlayacak. İlçe kongreleri sonrasında ise İl kongresi yapılacak.

            Mudanya Gençlik kolları kongresiyle başlayan, Gürsu, İznik, Kestel, Yenişehir ilçe Gençlik kolları kongresiyle devam eden süreçte AK Parti Gemlik Gençlik Kolları Kongresi ise 12 Ağustos tarihinde gerçekleşecek. 15 Ağustos tarihinde ise AK Parti il Gençlik Kolları kongresi yapılacak. AK Parti İl Başkanı Ahmet Kılıç, gençlerin kongreyle iş başına gelmesinin önemli olduğuna dikkat çekerek partilerinde gençlere büyük önem verildiğini belirtiyordu. 8 ilçede kongre sürecini tamamlayan AK Parti’de 9 ilçede kongre devam ediyor. AK Parti’de 30 yaşını dolduranlar tüzük gereği gençlik kollarında görev alamıyor. İl Gençlik Kollarında Ahmet Kılıç aday olur mu? Başkan Kılıç 1986 doğumlu. 30 yaşın altında bulunuyor. AK Parti İl Gençlik Kollarının her kademesinde görev alarak İl Gençlik Kolları Başkanlığı koltuğuna oturan Kılıç, başarılı çalışmalara imza attı. Kongrede aday olacaktır ve güven tazeleyecektir.  

            Atama yerine gençlik ve kadın kollarını da seçimle belirleyen AK Parti de üç dönemdir oyunu arttırarak devam eden parti olarak önemli bir başarıya imza attı. Bursa’da 2002 seçimlerinde yüzde 41, 2007 seçiminde yüzde 50 ve 2011 seçimlerinde yüzde 53 oy alırken, Türkiye genelinde ise 2002 seçimlerinde yüzde 34.28, 2007 seçiminde yüzde 46.47 ve 2011 seçiminde ise yüzde 49,95 oy aldı.  AK Partinin neden başarılı olduğunu sosyolojik açıdan inceleniyor. Bana göre Başbakan Erdoğan’ın disiplinli bir şekilde çalışması ve parti organlarını da yenileyerek diri tutmasıdır. Gençlik, kadın, İlçe ve il kongreleri buna en güzel örnektir.

            Kadın Kolları kongresi 5 Eylül tarihinde başlayacak, 15 Ekim tarihinden sonra belde ve ilçe kongreleri yapılacak. Aralık ayında ise il kongresinin yapılması planlanıyor. Gençlik ve Kadın Kollarında fazla sıkıntı yaşanmazken, ana kademe ilçe ve il kongresinde sıkıntılar yaşanabilir.

            GEMLİK’TE BAYOĞLU ADAY (!)

            AK Parti Gemlik Gençlik Kollarının kongresi 12 Ağustos tarihinde yapılacak. Mehmet Taşar’ın ana kademede görev almasıyla birlikte başkanlığa Kerim Bayoğlu atanmıştı. Bayoğlu’na kongrede rakip çıkar mı? Bence çıkmaz. Gençlik kolları ve kadın kolları kongresi tek liste ile yapılıyor. Mevcut Başkan Bayoğlu isminde ise uzlaşılmış durumda. Bir aksilik olmazsa Kerim Bayoğlu yönetim kurulunu en iyi şekilde yaparak delegelerin karşısına çıkacaktır.

            SÖNMEZ ADAY OLUR MU?

Yadigar Sönmez başkanlığındaki AK Partili kadınlar buluşmalar ve programlarla başarılı bir seçim çalışması yürüttüler. AK Partili kadınlar da ev sohbetleriyle gezmedik ve gitmedik ev bırakmadılar. Başkan Sönmez’de Kadın Kolları kongresinde aday olacak isimlerin başında geliyor.

            ANA KADEME NE OLUR?  

            Gençlik ve Kadın Kolları kongrelerinden çok ana kademelerin kongresi merak ediliyor.  Sıkıntılı süreç ana kademelerde yaşanacaktır. AK Parti Gemlik Teşkilatında ise atama ile göreve gelen Necdet Yılmaz, ilçe kongresinde aday olacaktır. Bu da en doğal hakkıdır. 2011 seçimlerinde en çok çalışan isimlerden bir tanesiydi. Başkan Yılmaz dışında adaylık beklentisi içinde olan birçok isim bulunuyor. Bu isimlerde kongre sürecini bekliyorlar.

            AK Parti İl Başkanı Sedat Yalçın, milletvekili olmayı düşünüyordu. Başbakan Erdoğan’ın seçilmişler ve atanmışlarla ilgili kararından sonra başkanlık görevinden istifa etmedi.  Başkan Yalçın, ilçe kongrelerini gerçekleştirdikten sonra nihai kararını verecektir. İl Başkanlığı için bir çok isim konuşuluyor. Ne var ki, bu isimleri şimdiden yazmak erken.

                        ***      ***      ***      ****    ***      ***      ***      ***      ***

    TARİHİ NAMAZGAHTA YÜZYILLIK GELENEK

            Bursa’nın tarihi eserlerini restore edip, gelecek nesillere aktaran Büyükşehir Belediyesi, kentin unutulan kültürel değerlerini yaşatmaya devam ediyor. Tarihi Namazgah da bunlardan bir tanesi. Osmanlı imparatorluğunun ilk dönemlerinde orduların savaşa giderken zafer, dönüşte ise şükür namazı kıldığı Namazgah, Büyükşehir Belediyesi tarafından temizlendi ve Teravih namazı için ibadete açıldı. Sıcak aylarda açık havada namaz kılmak isteyen Bursalılar Namazgah’a akın ediyorlar.

            Mihrap ve Minberi mermerden olan, üstü açık tarihi mekanda Teravih namazı dışında bayram namazı da kılınabilecek.

            ***      ***      ***      ***      ***      ***      ***

 

 

 

              RAHMET VE MERHAMET AYI HAYIRLI OLSUN.

 

           Yıllar gelip geçiyor. Ömürden bir ömür daha gidiyor. Günlerin, ayların ve yılların ne çabuk geçtiğini anlayamıyoruz. Ve,, İslam aleminin kutsal ayı, 11 ayın sultanı Ramazan, dün akşam  kılınan ilk teravih namazıyla başladı. Bugün ise müslümanlar ilk oruçlarını tutuyorlar. İslam dininin beş temel şartından biri olan Ramazan ayı insanı planlı programlı davranmaya iten bir ay olduğu gibi merhamet ve rahmet ayıdır.

            Milyonlarca insan yakın saatlerde sahura kalkıyor, oruç tutuyor, iftar ediyor, teravihe gidiyor. Bir ay boyunca yüreklerin topluca attığı gerçekten hissediliyor. Yani Ramazan bize yüreklerin bir arada atması için akort fırsatı tanıyor.
            Ramazan'a 'merhaba' derken aynı zamanda "iman ve selamete" de 'buyurun' diyebilmeliyiz. Hayat insanı hırpalıyor, bazen bütün enerjisini alıp götürüyor. Artık hiçbir şey size zevk vermiyor, yaşama amacını unutmuş, rüzgârın kâh o yana kâh öbür yana savurduğu bir insana dönmüşseniz; Ramazan'ı önümüze çıkan önemli bir fırsat olarak görebiliriz. Çünkü, Ramazan ayı bereketiyle, samimiyetiyle, neşe ve bütün güzelliğiyle geliyor. Sahur ve iftarların başlamasıyla sanki ortalık efsunlanıyor, hayrına verilen yardımların, yemeklerin ardı arkası kesilmiyor. Bizlere düşen görev ise, Ramazan'ın havasını yakalamak adına da gayret etmeli, en ufak fırsatları büyük adımlara çevirebilme maharetini sergilemeliyiz.

            Ramazan demek aynı zamanda tempo demektir. Adımlar düzenli atılmalı, randevular saatinde yapılmalıdır. Bu da bizi düzenli bir hayata zorlar. Saatleri değil dakikaların hesabını yaparız. İftar yemeği, akşam namazı ve ardından teravih bir programın ürünüdür. Günlük hayata Kur'an okumak, tesbihat yapmak, namaz kılmak daha fazla girer. Her şey daha anlaşılır ve daha yaşanılır bir hayat içindir. Allah'a olan bağlılık pekiştirilir, dualar edilir.
           

           TERAVİH NAMAZI

Teravih namazı dün akşamla birlikte başladı. Teravih, Ramazan gecelerini manevi nuruyla aydınlatan, ruhlara hayat bahşeden bir ibadettir. Ramazan ayına mahsus bir gece namazı olan Teravih namazı bir nafile namazdır. Teravihsiz oruç tutmak, Ramazan'ı anlamamak demektir.
       

         BÜYÜKŞEHİR ETKİNLİKLERİ

            Ramazan ayıyla birlikte erzaklar dağıtılır, yoksullar hatırlanır. Belediyeler ise ramazan etkinlikleri ile eski ramazanları bizlere hatırlatırlar. Bursa Büyükşehir Belediyesi geçen yıllarda olduğu gibi bu yılda Temaşa-i Ramazan programıyla, 11 ayın sultanı Ramazan, birlik, beraberlik, yardımlaşma ve paylaşma duygularının yanında konser ve etkinlikle coşku içinde geçecek. Merinos Park'ta, Osmanlı mimarisini andıran stantlardan oluşturan Ramazan Mahallesi oluşturuldu.
            Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinden Kültür A.Ş. tarafından organize edilen etkinliklerde hiçbir masraftan kaçınmadıklarını kaydeden Başkan Recep Altepe, “geleneksel coşkunun sürekliliğini korumak için yerel yönetimler olarak elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz" diyordu.

             Ramazan ayı boyunca
tasavvuf müziğinden, animasyon gösterilerine, karagöz-hacivat oyunlarından, tiyatroya, orta oyunundan, faslı ramazan konserlerine, saz ekibinden, sanatçılara, sema gösterilerine kadar birçok farklı etkinlik Bursalılarla buluşacak. Aynı zamanda Gemlik’in de içinde bulunduğu 16 büyük cami ve cumhuriyet caddesi mahyalar süsleyecek
            Yoğun sıcakların olduğu bu dönemlerde insanlarımz oruçlarını tutacaklar, huşu içinde namazlarını kılacaklar. Çeşitli kurum ve kuruluşlar iftarlar verecek. Biz basın mensupları kimilerine yetişeceğiz, kimilerine ise yetişemeyeceğiz. Ramazan ayının İslam alemi başta olmak üzere herkese hayırlı olmasını temenni ediyor, Hayırlı ramazanlar diliyorum.

            ***      ***      ***      ***      ***      ***      ***

 

                    OSMAN REİSİN MUTLU GÜNÜ

 

            MHP Gemlik ilçe Başkan Yardımcısı ve eski Ülkü Ocakları Başkanı Osman Durdu oğlu Ahmet Kutalmış’ı sünnet ettirmenin mutluluğunu sevenleriyle, dostlarıyla paylaştı. Kutlamış erkekliğe ilk adımı atarken, annesi Gülşen hanım, dedeleri Ahmet ve Hakkı Aytaç ile amcası Alican başta olmak üzere akrabaları da bu mutluğu paylaşanlardandı.

           

         Milton’da düzenlenen sünnet cemiyetine  MHP Genel Sekreteri İsmet Büyükataman, MHP Milletvekili Necati Özensoy, MHP eski İl Başkanı Arif Demirören, MHP il Başkanı Tevfik Topçu, MHP İlçe Başkanı Mehmet Kayaoğlu, Gemlik Belediye Başkan V.Aslan Özaydın, Belediye Başkan Yardımcısı Mehmet Çelik, Meclis Üyeleri, Mimarlar Odası Başkanı Kenan Çakır, Ülkü Ocakları Başkanı M.Emin Özcanbaz, Cemil Acar, SP’li Recep Aygün, Çotanakspor yöneticileri başta olmak üzere çok sayıda davetliler katıldı. Ülkü Ocakları eski Genel Başkanı Azmi Karamahmutoğlu’da cemiyete katılan isimler arasındaydı.  Sünnet cemiyeti olmasına rağmen düğün salonunun içi ve dışı doluydu.

           

          Ahmet Kutalmış Trabzonsporlu olduğu için her yer Trabzonspor balonlarıyla donatılmıştı. Durdu ailesi davetlilerle yakından ilgilenirken, Durdu ailesinin mutluluğu gözlerinden okunuyordu. Osman Reis’in ne kadar çok sevildiği cemiyette belli oluyordu. Osman Durdu ve abisi Alican her cemiyete katılan isimlerdi. Bunun da karşılığımı mutlu günlerinde alıyordu. Ahmet Kutalmış’ı erkekliğe ilk adımı attığı için tebrik ediyor ve Durdu ailesinin mutluluklarının devamını canı gönülden diliyorum….

 

            ***    ***   ***          ***      ***      ***      ***

 

FESTİVALLER.  PAŞAYİĞİTLİLER  BULUŞMASI. KEŞAN, İPSALA, ENEZ VE SAROZ KÖRFEZİ… (1)

Paşayiğitliler’in Buluşma etkinliğine katılmak için sevgili dostum, ağabeyim Mehmet Kurt’un daveti üzerine ailemle birlikte Keşan’a gittim. Üç gün kaldığımız zaman diliminde Keşan dışında Paşayiğit, İpsala, Enez, Saroz Körfezi, Koru dağlarını gezip görme fırsatım da oldu. Tarihi, doğası ve turizmi ile muhteşem bir yere sahip olan Trakya’yı anlatmadan önce Paşayiğitliler Buluşması, Keşan Kültür Sanat festivalini sizlerle paylaşmak istiyorum.

Festivaller zordur ama diğer taraftan halkın kaynaşması, birlik ve beraberliği için çok gereklidir. Ayrıca festivaller bir yörenin kültür ve değerini öne çıkarır. Bu nedenle yurdumun  her köşesinde bir festival yapılmakta. Karadeniz bölgesinde yayla şenlikleri etkinlikleri adında yapılırken, Batı ve doğu bölgelerinde festival adıyla yapılıyor. Bal festivali, Çeltik festivali gibi ürünleri pazarlamak için yapılan festivallerin yanında kültür ve sanat festivali de yapılıyor.  

            Bursa Edirneliler Derneği ile Paşayiğit Belediyesi’nin ortaklaşa organize ettiği “Gurbetteki Paşayiğitliler Buluşma Etkinliği” de bunlardan bir tanesi. Beldede yaşayanlarla gurbette yaşayanlar etkinlik sayesinde bir araya geliyorlar, hasret gideriyorlar, eğleniyorlar. Doğup büyüdükleri topraklara sahip çıkıyorlar. Keşan - Edirne yolu üzerinde kurulmuş olan Paşayiğit Beldesi şirin bir belde. Yabancısı, yerlisi, birçok kişi bu güzel beldeden geçmeden hiçbir yere gitme şansının olmadığı gibi havası ve suyu güzel, insanları cana yakın, sıcak kanlı bir belde.

            PAŞAYİĞİT’TEKİ NÜFUS YAPISI

            Tarım ve hayvancılık dışında belde de zengin linyit kömür yatakları mevcuttur. Köyde modern tarım yapılmakta; daha çok buğday ve gündöndü yetiştirilmektedir. Et ve süt hayvancılığı ile arıcılık gelişmiştir. Belde özellikle canlı hayvan pazarının Trakya'daki merkezi durumundadır.         

            Belde Osmanlının Rumeli 'ye geçmesi ile Paşayiğit bey tarafından zapt edilip Türklerin eline geçmiş. Köyün ilk adı Yiğit Paşa olmasına rağmen daha sonraları Paşayiğit olarak anılmaya başlanmıştır. İstiklal Harbi 'ne kadar Türklerin hakimiyetinde bir Rum köyü olarak kalan Paşayiğit, İstiklal Harbinden sonra 24 Temmuz 1924 yılında imzalanan Lozan Antlaşmasının Türkiye ile Yunanistan arasında Türk ve Yunan ahalinin mübadelesine (karşılıklı değiştirmek) dair maddesiyle köyde yaşayan Rumlar Yunanistan 'a, Yunanistan 'ın Drama bölgesinden 150 hane Türk köye yerleştirilmiştir. Daha sonra 1935 yılında Bulgaristan'dan 60 hane göçmen Türk köye yerleştirilmiştir. 400 haneden oluşan Paşayiğit Beldesinin nüfusunu Yunanistan ve Bulgaristan Muhacirleri ile Roman vatandaşları oluşturuyor.

PAŞAYİĞİTLİLERİN BULUŞMASI

Paşayiyitliler, etkinlikte bir araya gelmekten mutluydular. Gurbette yaşayan Keşan Paşayiğitliler iyi organize olmuşlardı. İstanbul, Kocaeli, Bursa, Çanakkale, Tekirdağ, Edirne ve Kırklareli’nden gelen belde sakinlerinin yanında yurtdışından gelen Paşayiğitliler de vardı. Doğuda görev yapan Gümrükçü ve etkinlikte büyük emeği bulunan Fahir Güven bu yıl düzenlenen etkinliğe katılamamış olmasına rağmen  mesajı okunduğunda belde sakinlerinden büyük alkış aldı. Keşan protokolünden fazla katılım olmazken, Yıldırım Belediyesi’nin otobüsü ve özel aracıyla Bursa’dan gelen Paşayiğitlililerin sayısı fazlaydı. Bursa Edirneliler Derneği Başkanı Hasan Özkan, AK Parti Parti 23. Dönem Edirne Milletvekili Prof. Dr. Necdet Budak, Paşayiğit Belediye Başkanı M. Zeki Engin,  MHP Yıldırım Meclis Üyesi Hasan Koç, İşadamı İbrahim Tunca katılanlar arasındaydı. Bu arada Eski dönem Milletvekili Prof. Dr. Necdet Budak için ayrı bir parantez açmak istiyorum. Edirne bölgesi için en çok çalışan vekillerin başında geliyormuş. Bölge için en çok çalışan milletvekillerinden olduğunu vatandaşları dinleyince anlıyorsunuz. Paşayiğit Belediyesi AK Partili olmasına rağmen Vekil Budak dışında AK Partiden  katılım yoktu. Vekil değil ama programlara katılmaya özen gösteren Budak’a vatandaşların gösterdiği ilgi ve Budak’ın “her zaman yanınızdayım” sözleri takdire şayandı.

            Tertip Komitesi Başkanı Ramazan Gür ve Özlem Kurt’un sunduğu program saygı duruşu ve İstiklal Marşıyla başlarken, Başkan Gür söylemiş olduğu dörtlüklerle vatandaşlardan tam not alıyordu. İşadamı ve geçen yılın ağası İbrahim Tunca ve Gür, Belde halkından gerekli desteğin verilmesini istiyorlardı. Emeği geçenlere teşekkür ediliyor ve plaketler verilirken, Altın kızlar folklorik gösteriler sunuyor, Bursa Edirneliler Derneği Mahalli Halk Oyunları Ekibinin yöresel oyunları oynuyorlardı.  TRT Sanatçısı Ayşe Engin Arslanca’nın söylediği türkülerle ve sahne performansıyla vatandaşlardan tam not alırken, Yöresel Sanatçı Eda Candan ve sonrasında Rumeli türküleri ile Trakya yöresinin sevilen sanatçısı Ramazan Günay sahne alıyordu.  Şandan şöhretten hep uzak durduğunu söylese de özellikle Rumelililer Günay’ı hep bağrına basmış ve bütün davetlerine çağırmış hatta Rumelilerin Pavarottisi lâkabını bile takmışlar. Yetmişli yıllardan beri sanatın içinde olan  Ramazan Aga (Aga sözcüğü Trakya’da daha çok kullanılır. Babacan, mert, kalender kimse, efendi, bey gibi anlamlara gelir.) seslendirdiği  türküler ve oyun havalarıyla vatandaşlar geç saatlere kadar coşkulu anlar yaşatıyordu.

            Etkinlik güzeldi. Paşayiğit Beldesi muhteşemdi. Eksiklik ise, gurbette yaşayanlar etkinliğe sahip çıkarken, Beldede yaşayanların etkinliği fazla sahiplenmemiş olmasıydı. Tertip Komitesi Başkanı Gür ve  Geçen yılın ağası İbrahim Tunca’da bu konudan dem vuruyordu. Buluşmalar, etkinlikler gençlerin köylerini, memleketlerini tanımaları açısından önemlidir. Etkinliğe herkes sahip çıkarsa amacına ulaşmış olur.

***      ***      ***      ***      ***      ***      ***      ***      ***      ***

KEŞAN FESTİVALİ…

            18 Temmuz tarihinde başlayan ve 24 Temmuz tarihinde son bulan Keşan Kültür ve Sanat Festivalinin bu yıl dokuzuncusu düzenlendi. Uluslararası kutlanan festivalde Gürcistan, Meksika, Slovenya, Bulgaristan, K.K.T.C. ve Keşan Belediyesi Gençler Halk Oyunları Topluluğu ekipleri yer aldı.

            Bulgaristan'ın Dimitrovgrad Şehri'nden gelen İntro Quarted Müzik Grubu’nun konseri yanında Ekrem Ataer, Keşanlı Ciguli ve yerel sanatçılar Keşanlıları coşturdular. Kocaeli Bölge Tiyatrosu “Reklamla Büyüyen Çocuk “ adlı oyunu ilgiyle izlenirken, Mehmet Gemici Cennet Bahçesi’nin önünde açılan stantlara vatandaşlara büyük ilgi gösterdi. Gündüz ve gecenin ilerleyen saatlerine kadar stantları gezen vatandaşlar, alışveriş yaparken bir yandan da yemeklerini yediler. Satır eti Keşan’a özgü bir yemek. stantlarda satır etinin tanıtımını da yapılıyordu.  Keşan’ın Cennet Bahçesi parkını herkesin görmesini isterim. Çay Bahçesi ve çocukların da oyunlarını rahatça oynayabileceği alanlar da mevcut.  Yeşillikler içinde mükemmel bir parktı. Park üzerinde akşam saatlerinde Keşan festival alanı üzerinde paramotorla (motorlu paraşüt) gösteri uçuşu vardı. Parkta bulunan yediden yetmişe herkes iniş yapacak mı diye bekledi. Fakat yapmadı. Farklı bir görüntü oluşturdu. Sonradan öğrendim Tekirdağ Doğa Sporları Kulübü Başkanı, Yamaç Paraşütü Pilotu ve Eğitmeni Hamza Algün tarafından bu uçuş gerçekleştirilmiş.

            Keşan ilçe merkezi ile Erikli ve Yayla sahilleri, plaj voleybolundan tiyatroya, halk oyunları gösterisinden bayanlar futboluna kadar pek çok etkinliğe sahne oldu. Festivalin kapanış bölümünde Mine Gez, TRT Ses Sanatçısı Ayşe Engin Arslanca, Faruk Demir sahne aldı. “Bu benim değil, Keşan’ın festivali” diyen Keşan Belediye Başkanı Opr. Dr. Mehmet Özcan ise bir festivali daha bitirmenin keyfini yaşıyordu.

            ***      ***      ***

 

Salı, 26 Temmuz 2011 05:45

PEYNİRCİ BABA… MOLA BİTTİ…

 

PEYNİRCİ BABA…

            “Keyifli kahvaltılar Peynirci Baba ile başlar…” sloganıyla Gebze’den Kocaeli, İstanbul ve Bursa başta olmak üzere 33. Şubesini Gemlik’te açmıştı. İzmit’ten sonra Bursa’da istikrarla büyümeye devam eden “Peynirci Baba” Heykel, Yıldırım, Dikkaldırım ve Orhangazi marketlerinden sonra Gemlik marketini de açarak, Bursa'ya değer katmaya devam etmektedir.

            Haftanın 7 günü hizmet veren Peynirci Baba’nın açılışından bugüne kadar Gemlikliler büyük ilgi gösteriyor. Bir hafta öncesinde AK Parti Kocaeli Milletvekili Mehmet Ali Okur, İlçe Kaymakamı Bilal Çelik, Gemlik Belediye Başkan V. Refik Yılmaz ve protokol üyelerinin katılımıyla hizmete girmişti. İstiklal Caddesi üzeri, Vakıflar Bankası karşısında hizmet veren “Peynirci Baba” Kahvaltı sofralarının uzmanı olarak organik ürünleri tüketicilerle buluşturuyor. Aile şirketi olan Yöre Şirketler Grubu kurumsallaştı ve 33 şubesiyle hızla büyüyen firmalar arasına girdi. Açılışta ve sonrasında görüştüğüm Kocaeli Milletvekili Okur, Peynirci Baba’ya kefil olduğunu  ve Gebze’de bunu kanıtladığını belirtiyordu.  Peynirci Baba, keyifli kahvaltı için yüzlerce ürün çeşidiyle çok farklı fiyat seçenekleri sunuyor.

            Yöre Şirketler Grubu Başkanı Ali Keskin ve marketler Genel Müdürü Mehmet Keskin ile “Peynirci Baba”yı konuştuk.  Keskin ailesi 1970 yılında Erzurum ve Doğu Karadeniz bölgesinden topladığı yöresel peynir çeşitlerini satmayla başlamışlar. Ailesinin üçüncü kuşak nesli ise profesyonel olarak yapmayı hedefler ve 1995 yılında Ali KESKİN kardeşleriyle şirketleşme yoluna giderek Yöre Group 'u kurar ve Peynirci Baba perakende satış mağazasının birincisini Gebze'de açar. Kısa sürede perakende sektöründe başarıyı yakalayarak şarküteri mağazalarını zincir mağazalara dönüştüren Yöre Şirketler grubu 2011 yılına gelindiğinde 33 mağaza 200 çalışanıyla en iyi şekilde hizmet vermeye devam ediyor. Bu güne kadar tüm yatırımlarını kendi öz kaynaklarıyla gerçekleştiren Peynirci Baba müşterilerine en iyi lezzetleri en kaliteli hizmetle sunmaya devam ediyor.

            Yöre şirketler grubu nasıl büyüdü?

            Peynirci Baba çalışanlarının ve müşterilerinin memnuniyeti için teknolojinin son imkanlarını kullanmasını amaç edinmiş ve bu doğrultuda teknolojik alt yapısını kurmuştur. Peynirci Baba, yöneticilerinin ve çalışanlarının rekabetin yoğun yaşandığı günümüzde rekabet koşullarına uyum sağlaması için sürekli zinde ve dinamik kalmasını ilke edinmiştir.

      Yöre Şirketler Grubunun Peynirci Baba dışında başka yatırımları var mıydı?

Peynirci Baba halen 300'ü aşkın tedarikçisi ve kendi üretim yerleriyle büyümeye devam ediyor. 40 m2 ile 200 m2 arasındaki mağazalarımızla 1001 çeşit ürünü sergilemekteyiz. Yöre Grup başarısını tekstil ve tarım sektörüne girerek bu alanlarda da devam ettiriyor.

                   Şirketinizin misyonu nedir?

            Müşteri memnuniyetini ön planda tutarak halkımıza sağlıklı, hijyenik ve helal ürünleri sunmayı, aktif dinamik ve organize olmuş şubelerimizde diğer kurumlardan farklılaşarak en iyi hizmeti sunmayı, ürünlerin tanıtımında milli ve manevi değerleri gözeterek reklamı değil bilinçli tüketim kalıplarının yerleşmesini esas alır.  Peynirci Baba en iyi reklamın memnun kalmış müşteri olduğunun bilincindedir. Gücümüz nispetinde Türk halkının refahına katkı sağlamayı hedefledik.

                   Vizyonu ise,

Geleneksel Türk damak lezzetlerini sağlıklı ve hijyenik bir ortamda halkımıza ulaştırmayı amaçlıyorlar.  

                  Hedefleriniz ?
            Hedefimiz, müşteri memnuniyetini ön planda tutarak lezzet noktalarımızı Türkiye'nin her yerine yaymaktır.

            Gerek istihdam açısından gerekse ülke ekonomisine katkı açısından önemli bir misyon üstlenen Peynirci Baba’nın Gemlik’te zeytin işleme tesisi de bulunuyor. Gemlik Zeytin İşleme Fabrikası 11.400 m2 açık alanda 4.500 m2 kapalı alan üzerine kurulmuş. Mağazada yöresel peynir çeşitlerinin yanı sıra, sucuk, pastırma, salam, sosis, süt, yoğurt, zeytin çeşitleri gibi sayısız kahvaltılık ürün pazarlanıyor. Yöre Şirketler Grubu Yönetim kurulu Başkanı Ali Keskin’e ve kardeşlerine tebrik ediyor ve   başarılarının devamını diliyorum.

            ***      ***      ***      ***      ***      ***      ***

                 MOLA BİTTİ…

            İki haftalık  bir tatilden sonra  sizlerle buluşmak güzel. Yine birlikteyiz.  Bursa’nın ve Gemlik’in farklılığını özlediğimiz gibi, deniz kıyısı olan Gemlik’in diğer sahil kentleri gibi gelişmediğini görmek bana üzüntü veriyor. Kuşadası,  Didim, Şirince, Selçuk Efes ve Trakya ayrı bir güzellikte. Ülkemin her bir yeri doğasıyla, deniziyle, tarihiyle muhteşem.  Bu güzellikleri görmek için gitmek gerekiyor. Deniz turizmi ile gelişmiş bu yerleri sizlerle paylaşacağım.

            ***      ***      ***      ***      ***      ***      ***      ***

 

 

 

 

          ÇOTANAKSPOR’UN ŞAMPİYONLUK GECESİ

        Gemlik Çotanakspor’un kuruluşunun 1. Yılında U-19 yaş grubu (Genç Takım) namağlup şampiyon olmuştu. Genç çotanaklar şampiyonluklarını Belediye Düğün salonunda düzenlenen geceyle coşkulu bir şekilde kutladılar. U-19 Liginde gol kralı Genç çotanakların içinden çıkmıştı. Sunuculuğunu ben deniz yaparken, Genç çotanakların gecesine Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe’yi temsilen Büyükşehir Belediyespor Başkanı İlhan Satık, Bursa ASKF  Başkanı Cemal Vardar, Gemlik Belediye Başkan V.Refik Yılmaz, AK Parti Gemlik ilçe Başkanı Necdet Yılmaz, MHP İlçe Başkan Yardımcısı Osman Durdu, Meclis üyeleri, dernek başkanları, sivil toplum kuruluşları gecede hazır bulunmuşlardı.

            Ankara’da bulunan vekiller geceye katılamazken, AK Parti Bursa Milletvekilleri Mustafa Öztürk, Hüseyin Şahin, Canan Candemir Çelik, İsmet Su, İsmail Aydın, M.Kemal Şerbetçioğlu, Önder Matlı, Tülin Kara, Bedrettin Yıldırım, MHP 23.Dönem Giresun Milletvekili Murat Özkan, CHP 23.Dönem Giresun Milletvekili Eşref Karaibrahim, Büyük Anadolu Partisi Genel Başkanı Atay Güngör, AK Parti Giresun Milletvekilleri Mehmet Geldi ve Adem Tatlı telgraflarıyla genç çotanakların şampiyonluğunu kutladılar. Genç Çotanakların şampiyonluğunu kutlayan bir başka isimde AK Parti Grup Başkan V.Nurettin Canikli’ydi. Gemlik Çotanakspor Başkanı Cemil Karataş’ın Giresun İHL’den sınıf arkadaşı olan Canikli, sınıf arkadaşını gecede telgrafıyla yalnız bırakmayarak genç çotanakların şampiyonluğunu kutladı. Çotanakspor’un destek gecesine katılarak maddi ve manevi desteklerini esirgemeyen Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’te genç Çotanakların başarısını kutlayan isimdi.

            Gemlik Çotanakspor Başkanı Cemil Karataş’ın emeği geçen herkese teşekkür ederken, gecede genç çotanaklara şampiyonluk kupasını veren Amatör Spor Klüplerinin patronu Cemal Vardar ise gençlerin başarısını kutladı. Çotanaklardan desteklerini esirgemeyen Büyükşehir Belediyespor Başkan Yardımcısı İlhan Satık ise Başkan Altepe’nin selamını iletti ve amatör klüplere desteklerinin devam edeceğini kaydetti. Gemlik’te Spor klüplerinin saha sıkıntısını bilmeyen yoktur. Bu anlamda Gemlik Belediye Başkan V. Refik Yılmaz’da saha konusunda gerekli çalışmanın yapılacağının müjdesini verdi. U-16, U-17, U-19 ve A takım ana sponsorlarıyla birlikte U-19 takımı oyuncularının isimleri tek tek okundu. Madalya ve kupa töreninden sonra gençler ve davetliler THM Sanatçıları Şerif Pir, Selda, Kazım Çakır, Yüksel ve Piyanist Bayram Dalsız’ın söylediği şarkıyla ve oyun havalarıyla gönüllerince eğlendiler.

            Gecede hoş bir görüntüyü ise Körfezpor Başkanı Osman Küçük ile Çotanakspor Başkanı Cemil Karataş’ın birlik ve beraberlik adına verdikleri pozdu. Ellerini havaya kaldıran şampiyon takımın başkanlarının bu davranışını alkışlıyorum. A takımda 2.kümede Körfezspor bizlerin yüzünü güldürmüştü. Genç takımda ise Çotanakspor. Her iki takımda Gemlik’in takımıydı.

            ***      ***      ***      ***      ***      ***      ***      ***      ***      ***      ****    ****

 

 

BÜYÜKŞEHİR SINIRLARI  GENİŞLEYECEK Mİ?

 

            Büyükşehir sınırları seçim öncesinde gündemdeydi. Bursa’da ilçelerin hepsi Büyükşehir sınırlarına alınacak. Yıllardır il olmak için mücadele veren İnegöllüler Büyükşehir’e girmek istemiyor. Aynı şekilde Orhangazililer de istemiyor. Dağ ilçeleri Büyükşehir Belediyesi’ne girmeye sıcak bakarken M.Kemalpaşa ve Karacabey ilçesi ise kararsız durumda.

            17 ili kapsayan Büyükşehir Belediye sınırlarının genişlemesi konusunda çalışmalar devam ediyor. Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe önceki akşam AS TV’de yayınlanan Satır başı programına konuk olmuştu. Programın sunucusu Hasan Boztürk’ün sorularını yanıtlayan Başkan Altepe, yatırımla hakkında bilgiler veriyordu. Bursa’nın iki Bakanın olmasının avantaj olduğunu söyleyen Başkan Altepe, Büyükşehir sınırlarının genişlemesi hakkında konuştu.  Büyükşehir’e karşı olan ilçelerdeki kaygıların yersiz olduğunu belirttikten sonra “ilçeler kendi bütçeleriyle yapamayacakları yatırımları Büyükşehir desteği ile hayata geçirmiş olacaklar” diyordu. 

  Anlaşılan Büyükşehir sınırlarının genişlemesinde geri adım atılmayacak. Bu konuda İnegöl, Yenişehir bölgesinden seçilen Hüseyin Şahin ve Orhangazi, İznik bölgesinin milletvekili olan İsmail Aydın’ın tavrı merak ediliyor.

 

            ***      ***      ***      ***      ***      ***      **        ***      ***

 

ŞEHİRCİLİK VE ÇEVRE BAKANLIĞI

            Yeni icra bakanlıklardan bir tanesi Şehircilik ve Çevre Bakanlığı.  Kentleri, Cumhuriyet’in 100. kuruluş yıldönümü olan 2003 vizyonuna göre şekillendirecek çalışmalarda bu bakanlığın önemli bir sorumluluk üstleneceğini söyleyebilirim.

            Türkiye’nin tamamının planlanması ilk kez gündeme geliyor.  Üst ölçekli bir Türkiye planı ilk kez yapılacak. Kalkınmada sanayi kümelenme koridorları planlanacak. Bölgesel planlama da merkezi idare tarafından bu bakanlık tarafından çalışılacak. 1/100 binlik ve alt ölçekli planlar da Büyükşehir Belediyeleri tarafından yapılacak. Büyükşehir belediyelerinin sayıları artırılacak. Kaçak yapılaşma, göç gibi şehirlerimizi tehdit eden hareketlilik, yeni planlama anlayışıyla çözülecek.  Kaçak ve çarpık yapılaşmanın yoğun olduğu kentlerden bir tanesi Bursa. Bu nedenle  imarla ilgili özel yasa gerekiyor. Şehircilik Bakanlığı’nın çalışmaları altında sorunlar kendiliğinden çözümlenmiş olacak.

            BAYRAKTAR’IN BAKANLIĞI

            Çevre ve Şehircilik Bakanı olan Erdoğan Bayraktar, bakanlığının üstesinden en iyi şekilde geleceğini düşünüyorum. Milletvekili seçilmesiyle birlikte Şehircilik Bakanlığına Bayraktar’ın getirileceği zaten bekleniyordu. TOKİ Başkanı iken Türkiye’ye 500 bin konut kazandıran Bayraktar’ı bu göreve getirilmesi de Başbakan’ın şehirlere verdiği önemi gösteriyor.

            Bundan sonra çevre ve şehir planlaması planlı bir şekilde yapılacak. Kaçak yapılaşma kontrol altına alınacak. İllerimizde çağdaş ve modern bir şehircilik anlayışı gelişmiş olacak.

            ***      ***      ***      ***      ***      ***      ***

             

<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>
Sayfa 1 / 13
« Şubat 2012 »
Pzt Sal Çrş Prş Cu Cts Pz
    1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29