Mehmet Çelik
(19)
DÜN NE İDİYSEM BUGÜN DE OYUM..!
(0 yorum)
Hurşit Topal
(1)
Yarın ‘Kral Çıplak’ Derseniz Geç Kalmış Olabilirsiniz.
(2 yorum)
Gencay Yılmaz
(126)
KAYMAKAM ÇELİK’İN YENİ GÖREVİ… FETİH 1453. ÖZDEMİR VE YİĞİT AİLESİNİN MUTLULUĞU. TRSM VE TOPLUM RUH SAĞLIĞI.
(2 yorum)
Gemlik Gündem Gazetesi Haber Merkezi - (GHA)
(1)
Şehit Etem Yaşar Okulu İtalya Gezisinden Döndü
(0 yorum)
Ferit Silvan
(10)
Gemlik’e katılan güzellik
(0 yorum)
Ercüment ESEN
(1)
GÜLER’DEN YİNE GÜLDÜREN AÇIKLAMA
(13 yorum)
Hüseyin KARAMAN
(4)
"HİTİT YOLU ULUSLARARASI BİSİKLET YARIŞMASI"
(0 yorum)
Haydar Bozada
(6)
ULUDAG KIŞ FAALİYETİ -2012
(0 yorum)
Gemlik Şehit Etem Yaşar İlköğretim Okulunun 2010 yılında başlatmış olduğu Comenius projesi kapsam...
Gemlik Giresunlular Derneği MHP Gemlik İlçe Teşkilatını ziyaret etti. Ziyaret’te söz alan MHP Gemli...
İlçemiz Ayşe Ziver Karataş İlköğretim Okulu Milli Eğitim Bakanlığı’nın “Okullar Hayat Olsun” proj...
Gemlik iskele meydanında bulunan park yerindeki uyarı levhaları, ayak altında geziyor. Kırıla...
“Bursa’lı Kastamonulular buluşuyor” toplantılarının 3.ncüsü Gemlik’te gerçekleştirildi. İznik ve Mu...
Gemlik Belediyesi başkan vekilliği için yapılan seçimlerle ilgili şahsıma yönelik, yazılan ve söylenenlere kamuoyunun doğru bilgilenmesi adına cevap verme mecburiyeti hissettim. Ben bu yanlış yorumların yapılacağını bildiğim için dün bir açıklama yaparak tüm basın kuruluşlarına geçmiştim.
Öncelikle istifama yol açan süreçten başlamak istiyorum. Gemlik Belediyesindeki usulsüzlükleri daha ilk günden itibaren takip ediyordum. Her ne kadar bu işleri ben takip ediyorsam da diğer meclis üyesi iki arkadaşımla da paylaşıyordum. MHP Genel Merkezinin de katkısı için durumu bir milletvekilimize ilettim. Ekim 2009’da bir MHP Genel Merkez yetkilisi, MHP Gemlik İlçe Başkanı, eski ocak başkanı ve üç meclis üyesi ile birlikte bir görüşme yaptık. Kendilerine, topladığım bilgi ve evraklar üzerinden açıklamalarda bulundum.Buradan çıkan sonuç, bu belgelerden bir şey çıkmaz ise biz bunun cevabını veremeyiz oldu. Bende evrakları toplayarak bu işi ben kendi bildiğim yöntemlerle yaparım dedim ve toplantıyı terk ettim. O günden sonra MHP’li hiçbir yetkili ile bu işleri görüşmedim ve bilgi paylaşımında bulunma ihtiyacı da hissetmedim. Dünkü açıklamamda da belirttiğim gibi, suç duyurusu dilekçelerimi Gemlik Cumhuriyet Başsavcılığına ve İçişleri Bakanlığına verdiğim Mayıs 2010’da MHP Gemlik İlçe Başkanlığına da istifa dilekçemi verdim. O günden sonra da belediye meclisindeki çalışmalarımı yalnız yürüttüm. Burada dikkat edilmesi gereken bu süreçte hem Gemlik, hem Bursa ve hem de Ankara bazında MHP’li yetkililerin bu olayla ilgili nasıl bir tutum sergiledikleridir. Bana yargısız infazda bulunanlar, önce bu ayrıntıyı iyi tahlil etmeliler. MHP’li yetkililerin böylesi önemli bir konuda ne basına yansıyan bir demeçleri, nede kamuoyunda yaptıkları konuşmalarında tek kelime söz etmemişlerdir. Bilakis CHP’li başkan ve diğer yetkililer ile kamuoyu önünde kol kola gezmekten de imtina etmemişlerdir. Hatta basına yansıyan demeçlerine baktığımızda CHP’li belediyeyi koruyan açıklamalarda bulunmuşlardır.
Gemlik Belediye Başkanı ve yardımcılarının görevden alınması ile ortaya çıkan seçim sürecinde meclis üyesi iki ağabeyimin birlikte hareket edelim isteği üzerine iki kez MHP Gemlik ilçe başkanlığındaki toplantılara katıldım. Bir seferinde MHP Bursa İl Başkanı da vardı. Oradan çıkan sonuç, biz kendi adayımızı destekleyelim, dördüncü turda da çekilelim olunca bu karara benim katılmam mümkün değildi. Çünkü bu durum CHP ile yola devamdan başka bir anlam taşımıyordu. İl Başkanı ile yapılan toplantıda da beyan ettiğim gibi, bu CHP’li başkanın ‘ben ekibime teknik desteğe devam edeceğim’ sözünün altında, bundan sonra da ihaleleri ben yapacağım, belediyedeki her konuya ben müdahale edeceğim demek anlamına gelen mesajı onaylamak demekti. Gelinen bu noktayı da benim içime sindirmem mümkün değildi!
Öte yandan Mayıs 2010’da istifa eden birisi için gurup kararına uymadı demek, kamuoyuna kendi adlarına veremedikleri cevabı başkasına yüklemek olmaz mı?
‘Bardağı taşırdı’ sözüne gelince;
Bu sözü söyleyenler önce hadlerini bilmeliler, onlar benim taşırdığım bardağı doldurabiliyorlar ise buyursun doldursunlar! Benim Ülkücü Harekete dolayısı ile MHP’ye yaptığım hizmetleri nereye koyuyorlar acaba. Benden daha iyisini yapmışlarda saygı mı göstermemişim! Diğer konuşulanlara cevap vermek istemiyorum. Gerekirse onu da yaparım. İstifa etmiş bir kişi hakkında ihraç kararı alacağız diyen il yöneticileri, siz ne söylediğinizin farkında mısınız? Kim benden neyi almak istiyorsa, ne söylemek istiyorsa, ben buradayım…
Bu güne kadar ne davamı, nede MHP’yi üzecek hiçbir pazarlığın içinde olmadım, bundan sonra da olmayacağımı yıllarca birlikte çalıştığım arkadaşlarımın çok iyi bildikleri kanaatindeyim…
Olayın kamuoyuna yansımalarına baktığımızda, benim şahsi olarak aldığım bu kararı CHP’liler ve bazı MHP’li yöneticiler şiddetle eleştiriyorlar. Bazı yöneticilerin dışında olayları doğru okuyan MHP’lilerin telefonlarına cevap vermeye yetişemiyorum…
Son söz;
Dün ne idiysem bu gün de oyum! Dünkü açıklamamda da belirttiğim gibi, her şeye rağmen beni kimse başka adreslere yakıştırmasın, oyumu vereceğim, oy isteyeceğim ve siyaset yapmak istersem gideceğim tek adres vardır, o da MHP’dir…
Gemlik Belediyesinde yapılan onlarca ihaleden sadece birkaçı hakkındaki müfettiş raporunun bazı bölümlerini Gemlik halkının en doğru şekilde yorumlaması için yazıyorum.
Müfettiş raporlarının bazı bölümlerini incelemeye devam edelim…
Yapılan her ihale tek tek değerlendirilmiş, ben sizlere genel olarak sonuç bölümlerini aktarmaya çalışıyorum.
"Ahşap Köprü ve Şelale Yapımı işlerinin yaptırılmasına dair 3 firmadan piyasa arastırmasına yönelik teklif alındığı, bu firmalarınY....., K....... ve G..... İnşaat firmaları olduğu; en uygun teklifin Y...... firması tarafından 32.000. TL olarak verildiği ve işin Y....... firmasına yaptırıldığı;
İhale onay tarihinin 13.08.2009, fatura tarihinin 13.08.2009 olduğunun görüldüğü, böylece işin aynı gün içerisinde bitirilmiş gösterildiği; doğrudan temin yöntemiyle işin yapımını gerçeklestiren Y..... firması sahibi M..... E.....'in "ahşap köprü ve şelale yapımı işinin 10-12 gün devam ettiğini, 1-2 günde bitirilme imkanının olmadığını" ifade ettiği;
Gerek müteahhidin "işin 10-12 günde bitirildiğini" beyan etmesi ve gerekse bilirkişilerin "acil durumlar dışında işin 5 gün içinde bitirileceğini" belirtmeleri dikkate alındığında Aytepe Parkı Ahşap Köprü ve Şelale Yapımı İşinin "aynı gün içerisinde bitirilmiş gösterilmesine" dair hazırlanan belgelerin gerçeği yansıtmadığı;
"Peyzaj Sulama ve Aydınlatma İşi'nin yaptırılmasına dair 3 firmadan piyasa arastırmasına yönelik teklif alındığı; bu firmaların M...., B..... ve Y...... olduğu; en uygun teklifin Y....... firması tarafından 30.390.23 TI. olarak verildiği ve işinY.... firmasına yaptırıldığı;
Doğrudan temin yöntemiyle yaptırılan işlerde piyasa fiyatı araştırması yapılırken "teklif alınması gereken firmalar"ın tekliflerinin yaklaşık maliyet hesabında da kullanıldığı; Y...... firması tarafindan verilen teklif mektubunun 16.09.2010 tarihini taşıdığı; daha önce 14.09.2010 tarihinde düzenlenmesi gereken ihale onay belgesinde Y.... firnasının tekiifinin de ortalamaya dahil edildiği; yaklasık maliyet icmaline yüklenici Y...... firmasının da imzasının açıldığı;
Kamu İhale Genel Tebliginin 22.5.1, maddesinde "bu bent kapsammda (doğrudan teminle) gerçekleştirilecek yapım işlerinde fiyat araştırmasının Yapım İşleri İhaleleri Uygulama Yönetmeliğinde belirlenen yaklaşık maliyetin hesaplanmasına ilişkin esas ve usullere göre yapılması zorunludur." hükmünün yer aldığı;
Yapım İşleri İhaleleri Uygulama Yönetmeliğinin 8'inci maddesinde ise "İdare tarafından ihale onay belgesi düzenlenmeden önce, bu Yönetmelikte belirlenen esas ve usullere göre miktar tespiti ve fiyat araştırması yapılmak suretiyle ihale konusu işin KDV hariç yaklaşık maliyeti hesaplanır ve dayanakları ile birlikte bir hesap cetvelinde gösterilir" hükmüne yer verildiği;
Aynı Yönetmeliği'nin 9'uncu maddesinde de "arazi ve zemin etüdü yapılması proje ve mahal listesi hazırlanması" gibi bazı hususların yerine getirilmesi gerektiğinin belirlendiği;
Ancak, "Aytepe Parkı Peyzaj Sulama ve Aydınlatma işi" için mevzuata uygun olarak yaklaşık maliyet tespit edilmediği; bunun yerine, doğrudan temin sırasında elde edilen piyasa araştırma fiyatlarının yaklaşık maliyet olarak gösterildiği; bu durumun sorumluluğu mucip olduğu;
Çevre Düzenleme işinin yaptınlmasına dair 3 firmadan piyasa araştırmasına yönelik teklif alındığı; bu firmaların M...., B..... ve Y....... olduğu; en uygun teklifin B...... Mimarlık firması tarafından 30.911.00 TL. olarak verildiği ve işin B...... Mimarlik firmasına yaptırıldığı;
Doğrudan temin yöntemiyle yaptırılan işlerde piyasa fiyat araştırması yapılırken alınması gereken firmaların tekliflerinin yaklaşık maliyet hesabında da kullanıldığı;
Aytepe Parkı Çevre Düzenleme işinde, aralarında belirli bağlantılar bulunan M....., B..... ve Y........ firmalanndan teklif alındığı; hatta A..... B..... ve Y........ firmalarmın kaşelerindeki telefonların aynı olduğu; böylece işin belirli kişilere yaptırılmasına yol açıldığı mevzuata uygun olarak yaklaşık maliyet tespit edilmediği, bunun yerine doğrudan temin sırasında elde edilen piyasa araştırma fiyatlarının yaklaşık maliyet olarak gösterildiği; bu durumun da sorumluluğu mucip olduğu;
08.02.2010 tarihinde ihale onay belgesi üzerine yapılan Çevre Düzenleme İşinin yaptırılmasına dair 3 firmadan piyasa araştırmasına yönelik teklif alındığı; bu firmaların S.... Ö..... B...... ve Y...... olduğu; en uygun teklifin B.... M..... tarafından 32.008,00 TL olarak verildiği ve işin B.... M.... firmasına yaptırıldığı; (09.10.2009 tarihli ihale onay belgesi ile yaptırılan Aytepe Parkı Çevre Düzenleme İşinin de aynı firmaya yaptırılmış olduğu;)
Doğrudan teminle yaptırılan işlerde piyasa fiyat araştırması yapılırken alınması gereken tekliflerin yaklaşık maliyet hesabında da kullanıldığı; işin yaklaşık maliyeti hesaplanırken önce Bayındırlık ve İskan Bakanlığının birim fiyatlarının alındığı, daha sonra firmaların teklifleri de kullanılarak ortalamanın alındığı böylece yaklaşık maliyetin düşürüldüğü, ancak yine de yaklaşık maliyetin 37.498.37 TL olarak belirlendiği; 21.01.2010 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 2010/1 sayılı Kamu ihale Tebliği’nin 5'inci maddesiyle 4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 22/d maddesindeki doğrudan temin için öngörülen limitin 35.037- TL (Otuzbeşbin otuzyedi Türk Lirası) olarak belirlendiği; dolayısıyla, söz konusu işin yaklaşık maliyetinin 2010 yılı için belirlenmiş olan '"doğrudan temin limiti"nin üzerinde olduğu; ayrıca Y...... firmasının ve A.... B..... firmasının her ikisinin de kaşesinde 0226 ......... nolu telefon numarasının yer aldığı;
Bu itibarla, yaklaşık maliyetine göre doğrudan temin limitleri üzerinde kalan "Aytepe Parkı Çevre Düzenleme İşi"nin açık ihale yöntemiyle yaptırılması gerekirken doğrudan temin yöntemiyle yaptırılmasının sorumluluğu gerektirdigi;
Belirlenmiş olup; İçişleri Bakanı imzası ile on kişi hakkında soruşturma izni verilmiş...
Ey şeffaf ihale nutukları atanlar;
Bu nutukları çarşaf çarşaf haber yapanlar, bunlara diyecek bir sözünüz olmalı..!
Daha önce bir gazetede yazılan bir habere göre başkan, Bursa Valiliğinin organizasyonu olan Ayşe-Ziver Karataş İlköğretim Okulunun temel atma töreninde hakkındaki iddialara cevap verecekmiş!
Bu, Bursa Valiliğinin temel atma töreni, CHP şovuna dönüştürülmesi anlamını taşımaz mı?
Madem ki başkan bunlara, iftira ve engelleme diyerek açıklama gereği hissediyor;
Yukarıdaki müfettiş raporlarından hareketle özellikle anılan firmaların 1999 yılından itibaren Umurbey Belediyesinde ve 2009 Nisanından sonra Gemlik Belediyesinde kaç adet iş yaptıklarını ve halen hangi işlere devam ettiklerini açıklasın.
Bu işler hangi ihale yöntemleri ile verilmiştir?
Başkan,Umurbey Belediyesinde ve Gemlik Belediyesinde 4734 sayılı Kamu İhale Kanunun 21/b ve 22/d maddesine göre kaç adet ihale vermiştir?
Bu ihaleler, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunun 5nci maddesine, 21/d madesindeki ‘yeterliği tespit edilenlerele görüşme yapılır’, ‘teklif veren istekli sayısının üçten az olması halinde ihale iptal edilir’, Kamu İhale Genel Tebliğinin 22.5.1 maddesindeki fiyat tespitleri usulüne uygun yapılmış mıdır?
Aytepe Parkı yapım işi ile ilgili olarak da Umurbey halkının vicdanlarına seslsniyorum...
Yapılan taş duvarların altında yıllar önce yapılan bir taş duvar var mıydı?
Yukarıda hangi işlerin hangi tarihlerde ihale edildiği ve kaç günde yapılmış oldukları belirtiliyor.
Resmi ihalelere göre anılan işlerin tamamı 18 Ağustos 2009 tarihinden sonra yapılmış, bu da o yılki Ramazan ayından bir hafta önce rast geliyor.
Aytepe Parkı 18 Ağustos 2009’dan önce işletmeye açılmış mıydı?
Yukarıda adı geçen işlerin tamamı işletme açıldığında bu parkta mevcut muydu?
Eğer bu soruların cevabına evet diyorsanız lütfen sizlerde bu soruşturmaya müdahil olun…
Bir uyarımda ‘denetim komisyonu’ üyelerine olacak;
Geçen yıl kusurlu görmediğiniz bazı ihalelere ait müfettiş raporları ortada.
2010 yılı için, yukarıdaki müfettiş raporunu dikkate alarak, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunun 21/d ve 22/d maddelerine göre yapılan ihale dosyalarını titizlikle inceleyeceğimizi umut ediyorum.
‘Engellere rağmen yaparız’;
Müfettiş raporlarına baktığımızda, benim bu sözden anladığım, hukuka rağmen kendi yöntemlerimle iş yapmaya devam edeceğim anlayışıdır…
DÜNDEN DEVAM;
Gemlik Belediye Başkanlığı Ahmet Dural Meydanındaki ilan panosundaki Ayşe-Ziver Karataş İlköğretim Okulunun temel atma duyurusunun altına ‘engellere rağmen yaparız’ diye bir yazı eklemiş.
Öncelikle bu okulun temel atılmasıyla bu yazının ne alakası var.
Okul yapım protokolü Bursa Valiliği ile hayırsever aile arasında yapılmış…
Gemlik halkı adına da bu hayırsever aileye teşekkürlerimizi iletiyor, Cenab-ı Hak’dan bu hayırlarını Mizanda terazilerine koymasını niyaz ediyoruz.
Bir gazetede daha önce çıkan habere göre başkan engelleri bu temel atmada yapacağı konuşmada dile getirecekmiş..!
Şimdi ‘engel’ denilen bazı gerçekleri Gemlik halkı ile paylaşmak istiyorum.
Cevabını da temel atma töreninde Gemlik halkına anlatılacak engellerin arasına konulmasını istiyorum…
Gemlik Belediyesinde yapılan onlarca ihaleden sadece birkaçı hakkındaki müfettiş raporunun bazı bölümlerini Gemlik halkının en doğru şekilde yorumlaması için yazıyorum.
Müfettiş raporlarının bazı bölümlerini incelemeye devam edelim…
Teklif yermeye davet edilen M.... Turizm San.. Y........ Müh.ve B.... Mimarlık firmaları arasında bazı ilişkiler bulunduğu; Y...... firmasi sahibi M.... E..... "M.... firması sahibi N....... E........ kendisi ile akraba olduğunu" ifade ettiği; M.... firmasi sahibi N...... E........ de bu hususu doğruladığı, ancak iş ortaklıklarının olmadığınıi soylediği; B..... Mimarlık firması sahibi A..... B..... "daha önce M.... firmasında çalıştığını" ifade ettiği; Y....... firması ile B.... firmasının her ikisinin de kaşesinde 0226 .......... nolu telefon numarasının kullanıldığı; dolayısıyla ihaleye davet edilen firmalar arasında bağlantılar bulunduğu;
4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 21'inci maddesinin 2'nci fıkrasında "(b), (e) ve (f) bentlerinde belirtilen hallerde ilan yapılması zorunlu değildir. İlan yapılmayan hallerde en az üç istekli davet edilerek yeterlik belgelerini ve fiyat tekliflerini birlikte vermeleri istenir." hükmünün yer aldığı; buna göre en az üç firmanın teklif vermesi gerektiği, ancak bu firmaların idareye teklif sunma zorunluluğunun getirilmediği; ön inceleme konusu işin ihale onay belgesinde ilan yapılmayacağının belirtildiği, yasa gereği idarece belirlenen üç firmadan teklif istendiği; Belediye Başkanlığınca belirlenen firmalar arasında bazı ilişkilerin bulunması ve yalnızca bir firmanın teklif vermesi keyfiyetinin, gerçekte üç isteklinin davet edilmediğini ve kanunun aradığı şartın gerçekleşmediğini gösterdiği;
"Yapilan işlerin ihalelerden önce tamamlandığı, 19.08.2009 tarihinde çekilen fotoğrafların bu durumu teyit ettiği. 525 m3 tlas duvar işinin 3 gün içinde bitirildiğine dair evrak tanzim edildiği. 525 m3 işin bu kadar süre içerisinde bitirilemeyeceği" iddiasıyla ilgili olarak ise:
Sözleşmesinde işin süresinin 5 gün (el yazısı ile yazılmış olarak belirlendiği) ise başlama tarihinin 18.08.2009 olduğu, yapılan işin 525 m3 taş duvar yapımı işi olduğu, müteahhit tarafından işin 21.08.2009 tarihinde bitirildiğine dair dilekçe verildiği, işin geçici kabulünün 24.08.2009 tarihi esas alınarak yapıldığının örüldüğü; müteahhit Y........ firması sahibi M....... B........ Müfettişliğine verdiği ifadede işin sözleşmede öngörüdüğü sekilde 5 gün içerisinde bitirildiğini" ifade ettiği;
Müfettişliğince görevlendirilen Bilirkişiler tarafından düzenlenen Raporda da "Yaklaşık olarak yapılan ölçüm ve değerlendirmeler sonucunda 545 m3 taş duvar inşaatının yapıldıgı; Bayındırlık ve İskan Bakanlığının usta ve işçi analizine göre bir ustanın günde yaklaşık olarak 5 m3 taş duvar inşa edebileceği, 545 m3 taş duvar inşaatının bir usta ile 108 gün içinde, 20 usta ile 5 gün içinde tamamlanabileceğinin" belirtildiği;
"Aytepe Parkı Taş Duvar Yapım İnşaatı İşi" ihalesinde Yapım İşleri Uygulama Yönetmeliğinin 30"uncu maddesi hükmüne göre yaklaşık maliyetine bakılmaksızın her ihalede iş deneyim belgesi sunulması zorunlu olduğu halde iş deneyim belgesi istenilmediği" iddiası ele alındığında ise;
İhalenin idari şartnamesinde iş deneyim belgesi ile ilgili düzenleme bulunmadığı; ihale komisyonlarının ihaleye ilişkin evrakları idari şartnameye uyğun olarak istemekle sorumlu olduğu, yüklenici tarafından sunulan belgelerin idari şartnameye göre tamam olduğunu tespit eden ihale komisyonunun görevini yerine getirdiği:
DEVAMI YARIN
Gemlik Belediye Başkanlığı Ahmet Dural Meydanındaki ilan panosundaki Ayşe-Ziver Karataş İlköğretim Okulunun temel atma duyurusunun altına ‘engellere rağmen yaparız’ diye bir yazı eklemiş.
Öncelikle bu okulun temel atılmasıyla bu yazının ne alakası var.
Okul yapım protokolü Bursa Valiliği ile hayırsever aile arasında yapılmış…
Gemlik halkı adına da bu hayırsever aileye teşekkürlerimizi iletiyor, Cenab-ı Hak’dan bu hayırlarını Mizanda terazilerine koymasını niyaz ediyoruz.
Bir gazetede daha önce çıkan habere göre başkan sözde engelleri bu temel atmada yapacağı konuşmada dile getirecekmiş..!
Şimdi ‘engel’ denilen bazı gerçekleri Gemlik halkı ile paylaşmak istiyorum.
Hani başkan Gemlik Belediyesinin Gemlik’in Sesi adlı gazetesindeki köşesinden ‘yaklaşık bir yıl önce Gemlik’te bir senaryo yazıldı.’ ‘Bu senaryoyu uygulayabilmek için de paralı askerler tutuldu.’ ‘İşsiz, girdiği hiçbir işte dikiş tutturamayan ve bu iftiraları atan meclis üyesine başkan yardımcılığı teklifinde bulunan oldu mu? gibi ithamlarda bulunmuştu ya..!
Kendisine gerekli cevabı yine bu köşeden üç ayrı yazı ile vermiştim.
O yazımda, Gemlik Cumhuriyet Başsavcılığına verdiğim suç duyurusunun bir kısmını da İçişleri Bakanlığına verdiğimi belirtmiştim.
İçişlerinden gelen Baş Müfettişler de soruşturmayı yürüten Gemlik Cumhuriyet Savcısının Bursa Valiliği aracılığı ile soruşturmalara girmeden sadece bir konu hakkında incelemelerde bulunmuşlardı.
İçişleri Bakanlığı Baş Müfettişlerinin yaptıkları araştırmanın sonucu İçişleri Bakanı Beşir Atalay imzası ile tarafıma iletildi.
Bu yazının bazı kısımlarını Gemlik kamuoyunun bilgisine aktarırken, başkandan da temel atmada yapacağı konuşmasında bu müfettiş raporuna konu olan suç duyurusunu yaparak kendisini nasıl engellediğimi de anlatmasını bekliyorum..!
Gemlik Belediyesinde yapılan onlarca ihaleden sadece birkaçı hakkındaki müfettiş raporunun bazı bölümlerini Gemlik halkının en doğru şekilde yorumlaması için yazıyorum.
Tabi ki sırası geldikçe hepsini yazacağım veya yüreği yeten kim varsa Gemlik halkının huzurunda tartışacağım.
Benim iddiam neymiş;
‘Umurbey-Parsbey Mahallesi Aytepe Parkında davar ve düzenleme yapılması işinin, tek bir açık ihaleyle yaptırılmak yerine parçalara bölünmek suretiyle yaptırıldığı, pazarlık yöntemiyle gerçekleştirilen ihale işlemleri ile doğrudan temin yöntemiyle yapılan işlerde ihale yöntemiyle yapılan işlerde mevzuatın ihlal edildiği.’şeklindeymiş.
Bakanlık müfettişlerinin yaptığı inceleme sonuçları ise;
‘03.08.2009 tarihinde "Aytepe Parkı Taş Duvar Yapımı işinin 2009/109734 ihale kayıt numarası alınarak 4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 21/b maddesi hükmüne göre pazarlık usulüyle yaptırıldığı.
13.08.2009 tarihinde -Aytepe Parki Ahşap Köprü ve Şelale Yapımı işi 14.09.2009 tarihinde "Aytepe Parkı Peyzaj Sulama ve Aydınlatma Yapımı işi, 09.10.2009 tarihinde "Aytepe Parkı Çevre Düzenleme Yapımı işi ve 08.02.2010 tarihinde "Aytepe Parkı Çevre Düzenleme Yapımı işi için ihale onay belgeleri düzenlendiği; bu işlerin 4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 22/d maddesi hükmü çerçevesinde doğrudan temin yöntemiyle yaptırıldığı;
Oysa yaptırılan işlerin tamamının "Aytepe Parkında duvar ve düzenleme yapılması işleri" olduğu, başka bir deyişle bunların aynı nitelikli işler oldukları, buna rağmen "açık ihale" yönteminin uyğulanmadığı; bunun yerine, söz konusu işin 03.08.2009 tarihinde önce 4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 21/b maddesi hükmüne göre ihale edildiği; daha sonra 4 kez ayrı ayrı doğrudan temin yönteminin uygulanmasıyla bu işlerin tamamlandığı;
Doğrudan temin yöntemiyle yaptırılan ve 09.10.2009 tarihinde ihale onay belgesi düzenlenen "Aytepe Parkı Çevre Düzenleme işi’ ile yine doğrudan temin yöntemiyle yaptırılan ve 08.02.2010 tarihinde ihale onay belgesi düzenlenen ""Aytepe Parkı Çevre Düzenleme işi"nde yaklaşık maliyet cetvellerinde aynı kalemlerin kullanıldığı bu durumun da işin parçalara bölündüğünü gösterdiği;
Böylece, 4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 5'inci maddesinde yer alan "Eşik değerlerin altında kalmak amacıyla mal veya hizmet alımları ile yapım işleri kısımlara bölünemez."' hükmünün ihlal edildiği; şeklinde...
DEVAMI YARIN
Gemlik’in sesi gazetesinde başyazı olarak sanal bir yazı yazılmış.
Yazıda bahsi geçen meclis üyesini buldum ve kendisine bazı sorular yönelttim.
- Bu güne kadar Gemlik Belediyesini siz mi oyalıyordunuz? Her olumsuzluk size fatura edilmiş gibi durmuyor mu?
- Evet aynen öyle. Meclis kararlarına baksınlar, olumlu olarak ve hukuka uygun olarak getirdikleri hangi işe karşı çıkmışım. Ellerinden tutan mı olmuş? Halk ortaya çıkan olumsuzlukları ve belediyenin hiçbir iş yapmamasını konuşmaya başlayınca, tabi burada hesap vermek gerekir. O zaman ne yapmalı, kısa yoldan bir suçlu ilan etmeli. Suçlu belli, gördüğü hukuksuzlukları hukuka taşıyan kişi..! Böylelikle bir taşla iki kuş vurulacak. Hem bu kişiden intikam alınmış olunacak, hem de halka hesap vermekten kaçılmış olunacak. Bunun adı olsa olsa siyasi kurnazlık olmaz mı? Ama bir deyim var ya ‘yalancının mumu yatsıya kadar yanar’ diye. Bekleyelim görelim hukuk yatsıda hangi yalancının mumunu söndürecek…
- Peki size yöneltilen bu haksız eleştirilere bir şeyler söylemek ister misiniz?
- Tabiî ki; Hani bir söz vardır ‘yiğit namı ile anılır’ derler. Beni, Gemlikte kime sorsanız ismimin önüne ‘Ülkücü ‘ tanımlamasını koyar. Ama hiç kimse ismimin önüne yüzde on tanımlamasını koymaz. Sanırım esas sorun da burada. Ben on beş yaşımda girdiğim Ülkü Ocaklarından ülkücü terbiyeyi yeterince aldığım kanaatindeyim. Rahmetli Alpaslan Türkeş’in eğitimlerine de katıldım. Siyasi hayatımın parametresini rahmetli Başbuğumun ‘Ülkücü hareket, dini, vatanı ve bayrağı için, hiçbir karşılık beklemeden, makam, mevki, şan, şöhret duygusuna kapılmadan, almayı değil, vermeyi arzulayan alperen ordusudur’ sözleri üzerine bina ettim. Yirmi yıldır Gemlik’te ön saflarda siyaset yürütüyorum. Bu süre zarfında bir tek kişi çıkarda benim şu hukuksuz işimi şu şekilde halletti derse veya şu hukuki işimi Ankara’da, Bursa’da şurada burada halletti, karşılığında masraf olarak da dahil şu kuruşu aldı derse, bu edepsizlikten dolayı kendimi Ülkücülüğün katili ilan edip siyasi hayatıma derhal son vermeye hazırım. Doğru bildiğim yolda yalnız da kalsam, doğruları söylemekten geri duramam… Ama Gemlik Belediyesinden 1 milyon 300 bin TL. kayıp deyip de, bunun hesabını vermesi gerekenler, soruşturmanın bittiği gün gelsinler Gemlik halkının huzuruna çıkalım. Ben onların gözlerinin içine baka baka hukuka taşıdığım konuları sorayım, onlarda bana diledikleri soruları sorsunlar. Eminim ki Gemlik halkının vicdan terazisi de bu olayları tartmaya yetecektir.
- Pasta kesilerek yapılan bir kutlama var, siz bu kutlamaya ne diyorsunuz?
- Ben biran başyazarın kayıp dediği 1 milyon 300 bin TL.’yi bulup yerine koyduklarını ve Gemlik halkının hizmetine sunduklarını sandım..! Meğer kutlama da sanalmış… Şimdi benim için asılsız suçlama yaptı diyenler; Ben Gemlik Belediyesinde bana göre yanlış gördüğüm ve belgelendirdiğim konuları gerekli araştırmanın yapılması için hukuka teslim ettim. Varsa suçluyu bulmak ve suç yollarını kapatmak yargının görevidir. Şimdi benim imzam yok, benim haberim yok, benim sorumluluğum yok gibi söylemlerin arkasına sığınanlara ben buradan soruyorum;.Veril emrine ödeme imzası atanlar, teslimat belgelerindeki imzalara ve kişilere tek tek bakarak bu imzaları attık diyebiliyor musunuz? X birimine alınan bir iş için Y birimindeki bir şahsın teslimat belgesine imza atmadığından emin misiniz? Bir yıl içerisinde kaç adet 4734 sayılı kanunun 21/f maddesine göre (çağrı usulsü) ihale yaptınız? Bu çağrı usulü çağrılan firmaları tek tek açıklayabilir misiniz? Bu firmaların kim tarafından belirlendiğini söyleyebilir misiniz? İhaleye çağrılanların ve ihaleyi alanların gerekli yeterlilik belgeleri vardı, bunlarda dosyada mevcut diyebilir misiniz? İhalenin sadece kağıt üzerinde mi, yoksa gerçekten tam katılımla bir odada mı yapılmış olduğunu araştırdınız mı? İhaleye katılan üç firmadan sadece birisi teklif vermiş ise böyle bir evraka imza attınız mı? Attınız ise niçin? Bir yıl içerisinde bu tip ihalelerde iş alan firmaları incelediniz mi? Bu firmalar genelde aynı firmalar ise bunu sorgulama gereği hissetiniz mi? Bu tip ihalelerde çağrılan iki firma teklif vermemiş, tek kişi teklif vermiş ve ihale bu firmaya verilmiş ise, bu ihaledeki rakamın devletin belirlediği eşik değer aşılmamıştır diyebilir misiniz? Bunları yakından takip edip sorguladınız mı? Sorguladıysanız bunu kamuoyuna açıklayabilir misiniz? Eğer sorgulamadıysanız, tavsiyem lütfen önce bunları sorgulayın, sonra da gönül rahatlığı ile o pastayı kesin… Yok eğer hala bizim bunlardan haberimiz yok diyebiliyorsanız, sizin oradaki işinizin adı nedir..?
- Anlaşılan ‘suç dediğin samur kürkü, onu da kimse üstüne almıyor’.
- Evet aynen öyle. Başyazarın bu olayın çıktığı günden bu güne kadar basına verdiği beyanatları bir inceleyin. En son söylediği de 1 milyon 300 bin TL. paranın kayıp olduğu şeklindedir. Söylemeğe çalıştığı, beniz imzam yok, benim sorumluluğum yok gibi söylemler. 5393 sayılı Belediye Kanunu belediyedeki yapılan ve yapılamayan tüm işlerin sorumluluğunu başkana vermiştir. Hiçbir kanunda başkan yardımcılarına veya daire müdürlerine imza yetkisi vererek sorumluluktan kurtulur hükmü yoktur..! Şimdi gelinen son noktaya baktığımızda onun sorumluğu yok da benim sorumluluğum mu var? Son olarak ben buradan seçim sürecinde, samimi olarak Gemlik halkına daha iyi hizmet edebilmek aşkına, çoluk çocuğunun rızkından keserek, gece-gündüz, yağmur-çamur demeden CHP’ye hizmet eden, candan CHP’lilere sesleniyorum; Olan bitenlere seyirci kalmasınlar, yukarıdaki soruların cevaplarını onlarda yetkililerden sorabilme cesaretini gösterebilsinler. Unutmasınlar bir sonraki seçimlerde halkın karşısına yine onlar çıkacaklar…
Gemlik’in sesi gazetesinde başyazı olarak sanal bir yazı yazılmış.
Yazıda bahsi geçen meclis üyesini buldum ve kendisine bazı sorular yönelttim.
- Umurbey ile ilgili diğer iddialara ne diyorsun?
- Benim iddiam şu, 10 yıllık sürede Umurbey’de 100’e yakın arsa satışı var, bunların satışlarının araştırılması. Umurbey Tarımsal Kalkınma Kooperatifine meclis kararı ile kira belirleyerek verilmiş. Şimdi kim bunun hukuka uygun olduğunu söyleyebilir? Meclisin kira belirleme gibi bir yetkisi var mı? Yine bu kooperatife verilmek üzere bir yeşil alan meclis kararı ile yeşil alandan çıkartılmış. Daha sonra da başka bir şahsa satılmış. Burada meclisi yanıltma veya kullanma yok mu? Bunların neresinde iftira var? Yeşil alanın bu şekilde satışında hukuka aykırılık yok mu?
- Başyazarın ifadesine göre, siz birileri ile oturup başkan yardımcılığı konusunda anlaştınız mı?
- Açık ve net söylüyorum, her kim çıkar da benim böyle bir pazarlığın içine girdiğimi ispatlarsa hem siyaseti hem de meclis üyeliğini o gün bırakırım. Bunun tek açıklaması var, o da gündemi başka mecralara çekmektir. Cambaza bakı oynamaktır.
- Sizin için işsiz ve girdiği işte dikiş tutturamıyor denilmesine ne diyorsunuz?
- Benim için işsiz demek kendi suçlarını kapatmak için atılmış bir yalandır. Ben 1998 yılında 25 yılımı doldurarak SSK’dan emekli oldum. Emeklilerin kamuoyundaki tanımı işsiz ise buna diyecek bir şeyim yok..!Emekli olduktan sonra emekli ikramiyem, emekli ikramiyem kadar koç vakfından aldığım param ve birikimlerim ile yanlış kişilerle bilmediğim bir işyeri açtım. 2006 yılında iflas sonrası bu işyerimi kapattım. İşyerinden kalan borçlarımı ödemek için o tarihten sonra iki firmada çalıştım. Eğer ben elimdeki bilgi ve belgeleri tüyü bitmemiş yetimin hakkını korumak adına değil de, para veya makam hırsından yapmış olsaydım, belgeleri hukuka taşımadan adı geçenlerle pazarlığa girmiş olmam gerekmez miydi? Onlar ile böyle bir pazarlık yapmış mıyım ki başkaları ile böyle bir pazarlığa gireyim..! Allah’a çok şükür 1994 yılında taksitle aldığım, fay hattının üzerinde, 67 m2 bir sarayda 6 nüfus oturuyoruz..!
- Peki matbaa işleri ile ilgili iddiaya ne diyeceksin?
- Kendileri şimdi dört belediyenin birleştiği bir belediyede başkanlık yapıyor. Çıkarttırsın, benim resmi ilanlar hariç dört belediyeye de tek faturam var mı? Kendisi bilmiyor mu bana tek bir iş bile vermediğini. Ben ne ondan, nede diğer belediyelerden hiçbir iş istemedim. Kurşunlu Belediyesinin başladıktan sonra yarım bırakılan balıkçı barınağı ve sahil dolgu işi için, cebimden para harcayarak, Ankara, Bandırma DLH Bölge Müdürlüğüne defalarca gitmeme ve gelen heyetleri ağırlamam rağmen tek kuruşluk iş almadım. İftira atacağına bütün belgeler elinde araştırsın. Benden yalandan da olsa tek bir sefer bile teklif almayan bir kurum, benim devrettiğim kişiye hemen iş vermişse bunun sebebini ve veriliş şeklini kendisinin açıklaması gerekmez mi? Rekabet şartları oluşmuş mu, oluşmamış mı? Oluşmadan iş verdiyse ve ödemesini yaptıysa suçlusu kim? Demek ki her şeyi yakından takip ediyor, ama iş hesap vermeye gelince altında benim imzam yok diyebiliyor..! Bunun yorumunu da imza atanlar yaparlar herhalde…
- Yine bu yazıda sizin birçok kişinin onuru ile oynadığınız söyleniyor, bununla ilgili ne söyleyeceksiniz?
- Ben hiç kimsenin onuru ile oynamadım, elime ulaşan bilgi ve belgeleri, onların basına yansıttıkları suçlamalarını konu alan, Mehmet Turgut için yaptıkları suç duyurusunun altına ‘bir duyarlı vatandaş’ yazarak değil, erkekçe, mertçe ismimi ve imzamı atarak ilgili makamlara iletip konun araştırılmasını istedim. Sonrası malum, birçok usulsüzlükler ve Gemlik halkına hizmet olarak dönmesi gereken paraların buhar olması gibi haberler. Bunun hesabını vermesi gerekenler ilk günden beri konuyu başka mecralara çekip kamuoyunda bu meselelerin konuşulmaması için gündem saptırmaya çalışıyorlar. Beni bazı kişi ve partilerle onlara karşı komplo kurmak ile suçluyorlar. Yargıya teslim ettiğim birkaç suç duyurusundan bir tanesini bu konuların müfettişlerce incelenmesi için İçişleri Bakanlığı’na da göndermiştim. Bu suç duyurusunun hemen ellerine geçmesi kimin kim ile birlikte olduğunun göstergesi değil midir? Görülen hukuksuzlukların, son kararı vermek üzere hukuka intikal ettirilmesi ne zamandan beri onurla oynamak oldu?
- Başyazarın ‘gıybet yapan ahlaksızlıklar’ ifadesine ne diyorsunuz?
- Başyazarın değer yargılarını bilemem ama, benim değer yargılarıma göre tüyü bitmemiş yetimin hakkı hizmet yerine başka kanallara gitmiş ise, ben bunu hukuka taşımayı bir görev birim. Eğer bu ahlaksızlık ise ben bu ahlaksızlığı yaptım ve yapmaya da devam edeceğim…
- Yine bir gazetede bu olayları yorumlayan bir yazar da ‘leş kargaları’ ve ‘elinden oyuncağı alınmış Çingen çocuğu’ benzetmelerini yapmış.
- Hani şu belediye ile iş yapması kanunen yasak olmasına rağmen belediyeye fatura kesen arkadaşımız mı? Onun hangi kösesinden çekiştirdiğini bilemem ama; Bir söz var ‘ama yer içer kendinden pay biçermiş’ kendisini ve çevresini çok güzel portre ettiği için tek kelime ile teşekkür ederim..! Ama Roman vatandaşlarımıza ‘çingene’ diye hitap etmesi de zaten meselelere ne kadar vakıf olduğunu göstermiyor mu? Bu arkadaşımız 19 Ağustos 2009 günü Aytepedeki heyetin içerisinde olan arkadaşımız. Bunları yazmadan önce gidip o ihale dosyasına baksın, eğer o gün orada uzaydan birilerinin taş döşediğini gördüyse söyleyecek sözüm yok..! Yok eğer o son teknoloji çalışmayı göremediyse, şelaleler, köprüler, aydınlatma direkleri, çevre düzenlemesi ve kayrak taşı işçilikleri o gün yoktu diyebiliyor mu? Önce kendi yaptıklarına baksın, orada gördüklerini ve göremediklerini iyi muhakeme etsin, sonrada sorması gereken hesabı varsa buyursun sorsun..! Çıkıp ben hukuksuz olarak belediyeye fatura kestim, o dediklerinin hesabını da ilgililerden sordum diyebiliyorsa, eminim ki Gemlik halkı işte o zaman onun alnından öpecektir..!
Gemlik’in sesi gazetesinde başyazı olarak sanal bir yazı yazılmış.
Yazıda bahsi geçen meclis üyesini buldum ve kendisine bazı sorular yönelttim.
- Başyazar bir yıl önce bir senaryo yazıldığını ve iki başkan yardımcısı ile başkanın alınarak birilerinin iktidar olacağı gibi bir iddiası var.
- Evet bu iddia çirkin bir iddia, kısaca söyleyeyim, bu dikkatleri başka tarafa çekmek için yapılmış siyasi bir oyundan başka bir şey değildir. Güya 2011 yılı Mart ayına kadar bu iş bitecek diye tarih konulmuş. Peki hukuka intikal etmiş bir konuda nasıl böyle bir tarih verilebilir. Bundan hukukun da bu pazarlıkların içinde olduğu anlamı çıkmaz mı? Kendi ağızdan 1 milyon 300 bin TL’nin kayıp olduğunu söyleyeceksin, kamuoyu bu parayı sorgulamaya başlayınca senaryo yazmaya başlayacaksın. Buna olsa olsa fazla pişkinlik denir.
- Bu senaryo için paralı asker tutulmuş doğru mu?
- Bakın yerel seçimlerin olduğu 29 Mart 2009 Pazar günü bir okulda CHP’li bir ağabeyimle birlikteydik. Sandıklar kapanırken bana nasıl görüyorsun diye sordu. Kendisine CHP az farkla da olsa ipi göğüsleyecek gibi gözüküyor, ama transfer başkanınız Gemlik’te de Umurbey gibi çalışırsa kısa zamanda öyle bir rezil olusunuz ki bu da CHP’yi Gemlik’te çok zora sokar dedim.
- Peki bu kişiyi daha sonra hiç gördün mü?
- Evet geçenlerde gördüm, o gün konuştuğumuz o sözü sordum. Bir dokundum bin ah işittim. Söylediklerini burada söylemem mümkün değil. Sadece şunu söyleyebilirim, bu ağabeyim bir başkan yardımcısının yanında otururken miktarı yüksek bir faturanın ödemesi imzalatılmış. O da kendisini uyarmış, bu iş odlumu olmadı mı incelemeden niçin imza atıyorsun demiş.
- Aytepe ile ilgili ikinci kez para ödenmediği, bu iddianın yalan olduğuna ne diyeceksiniz.
- Burada da ciddi bir saptırma var. Ellerinde benim İçişleri Bakanlığına verdiğim suç duyurusu var. Öyle olduğu halde böyle söylenmesinin tek bir sebebi olabilir, o da Gemlik halkının kafasını karıştırmak. Oradaki iddia ihalenin yapım işleri bittikten sonra yapılması. Bir bütün olarak ihaleye vermesi gerekirken altı parça halinde ihaleye verilmesidir. Şimdi ben buradan soruyorum 525 M2 taş yaklaşık 50-60 kamyon taş nasıl oluyor da dört günde hem çekiliyor, hem de işleniyor. Ey inşaat mühendisleri siz hiç böyle bir işin vaki olduğunu gördünüz mü? Hem de bu hummalı çalışma esnasında sözde işçiliğin ikinci günü 19 Ağustos 2009 günü Gemlik Belediye Başkanı, kendisisini ziyarete gelen Olay gazetesi yazarı Yusuf Kayışoğlu, eski AKP Osmangazi ilçe başkanı ve bazı meclis üyelerini alıp burada oturuyor. Nasıl oluyor da oradaki işçilikten rahatsız olmuyorlar. O tarihte var olan şelaleler, köprüler, elektrik ve sulama işleri, bahçe düzenlemeleri ve kayrak taşı işçilikleri hangi tarihlerde, hangi usullerde kimlere ihale edilmiş, cesareti varsa bunları açıklasın. Burada bir hukuksuzluk yok muymuş?
- Siz bu takibe 1 Nisanda başlamışsınız herhalde.
- Evet aynen öyle oldu. 2009’un Ağustos sonları veya Eylül başlarıydı, elimde birçok bilgi ve belge vardı, bu olaylardan halen yargılanan bir kişinin babasını gördüm, yanında da kardeşi vardı. Kendisine oğlunun Gemlik Belediyesindeki birtakım usulsüzlüklere aracılık ettiğini ve yarın bu işler açığa çıktığında bunca yıllık dostluğumuz var, insan bir söylemez mi diye söylememen için şimdiden sizi uyarıyorum dedim.
- O kişi oğluna bunu aktarmış mı?
- Tabi ki aktarmış. Yargılanan kişi beni tanıyan bazı kişilere gidip bizim yaptığımız işleri takip araştırıyormuş, biz de onun açıklarını topluyoruz demiş. Bu kişi sürekli başkanın çevresinde olan bir kişi olduğuna göre başkanın da bu olaydan haberi olmaması mümkün mü?
- Bu güvenlik firması işi ne iştir.
- Neredeyse tamamı Gemlik Belediye Spor Kulübüne verilen Sosyal Yaşam Merkezinin güvenlik ihalesi yapılıyor, bir başkan yardımcısı tarafından hiçbir gerekçe gösterilmeden ihale iptal ediliyor, daha sonra yapılan ihaleyi yine aynı firma kazanıyor. Bu ihalelerin incelenmesi gerekmez mi? Yine bu başkan yardımcısı bir güvenlik kamara sistemi kurdurmuş, tek seferde yapılması gereken iş doğrudan temin yolu ile birkaç parçaya bölünmüş. Bu suç değil mi? Tek ihale ile bu işler yapılsaydı aynı firma bu işi alabilir miydi? Veya fiyat aynı olur muydu?
Devamı Pazartesi
Bir önceki yazımda Gemlik Belediyesinde yaşanan olaylarla alakalı olarak bir yazı yazmıştım.
CHP’li bir dostumun yanlış anlaşılmadan kaynaklanan bazı serzenişleri oldu.
Ben 1991 yılından beri Gemlik’te ön saflarda siyaset yapan biriyim.
Benimde aynı binada komşum olan, aynı sokakta oturduğum, aynı kahvede birlikte çay içtiğim, aynı safta birlikte namaz kıldığım birçok CHP’li dostlarım var.
Yazımda da belirttiğim gibi, seçilmişlerin her türlü hareketlerinde kamuyu incitmeme zorunluluğu olması gerekir.
Hele bu seçilmişler;
Esnafın, okuluna giden çocuğuna harçlık veremezken verdiği tabela vergilerini;
Evine ekmek götürmekten zorlanan asgari ücretlinin, verdiği çevre temizlik vergilerini ve emlak vergilerini hizmete dönüştürmek için seçilmişlerse..!
Siyasilerinde gördükleri eksikleri kamuoyu ile ve ilgili kurumlar ile paylaşmaları en doğal hakları değimlidir?
Başkan çıkıyor özel olarak yaptırdığı bir televizyon programında, gayet rahat bir şekilde Gemlik Belediyesinin1 milyon 300 bin TL parasının kayıp olduğunu söyleyebiliyor.
Bunun savunmasını da ‘astlarını denetlememek’ gibi ucuz bir mantıkla yapabiliyor..!
Ben öncelikle vatanı ve milletine hizmet için CHP’ye girmiş samimi insanlara seslenmek istiyorum.
Başkanın, gece gündüz demeden, çoluk çocuğunun rızkından kısarak, Gemlik halkına daha güzel hizmeti verebilmek adına seçim çalışmalarına katılan CHP’lilere karşı da bir sorumluluğu yok mu?
Bu tüyü bitmemiş yetimin, kaybolan parasının hesabını, başkan ve çevresinden sorabilme cesareti öncelikli olarak sizlerin görevi değil mi?
Yoksa siz de mi astlarını yeterince denetlememek masalına inandınız?
Şimdi 5393 sayılı Belediye Kanunun başkana verdiği sorumluluklara bir bakalım…
Madde 28 a) Belediye teşkilâtının en üst amiri olarak belediye teşkilâtını sevk ve idare etmek, belediyenin hak ve menfaatlerini korumak.
k) Belediye ve bağlı kuruluşları ile işletmelerini denetlemek.
Diğer maddeleri de lütfen sizler bir inceleyin.
Önceki yazımdaki çağrımı tekrarlıyorum.
Gemlik Belediyesindeki olaylarda sorumluluğu olanlar;
Eğer yüreğiniz yetiyorsa, soruşturmanın gizliliğinin kalktığı gün, istediğiniz televizyonda veya istediğiniz salonda, Gemlik halkının huzurunda açık açık konuşalım.
Umurbey’den başlayalım.
Mesela, Belediye seçimleri süresince on binlerce, CHP’nin programlarını içeren mesajların atıldığı telefon numarasına bir bakalım..!
Bu telefon hangi kurum adına kayıtlı idi..!
CHP propagandasının parası nereye fatura edilmiş…
Yine daha güzel hizmet için yönetime talip olan CHP’lileri tenzih ederek, CHP’li mi, yoksa CHP boyasına mı boyanmış bazı kişiler mi bilinmez, neredeyse günün 24 saati araçlarında CHP bayrakları ve başkanın posterleri ile propaganda yaparak dolaşan araçları bir bir inceleyelim..!
Bu araçlar yakıtlarını nereden almışlar, parasını kendileri mi ödemiş?
Yoksa bir kuruma ait bazı araçların plakaları üzerinden mi fatura edilmiş?
Oradan Gemlik Belediyesinde bu günlere kadar bir karşılıklı konuşalım.
Tabi ki nihai kararı yargı verecek, ama Gemlik Halkı da her şeyden haberdar olsun..!
Kimin doğruyu, kimin yanlış söylediği hakkında bir fikir sahibi olsun..
Gemlik’te siyaset yapan tüm partiler;
Başkanın kayıp dediği 1 milyon 300 bin TL para sizin için bir anlam ifade etmiyor mu?
Sizlere göre bu para tüyü bitmedik yetimin hakkı değil mi?
Eğer öyledir diyorsanız niçin başkanı ve ekibini sorgulama lüzumu hissetmiyor musunuz?
İki satır basın açıklaması ile kınamak da mı zor?
Sizin elinizi kolunuzu bağlayan bir şeyler mi var?
Şimdi yeni bir seçim sathı mahalline girdik…
Gemlik halkının huzuruna çıkıp gönül rahatlığı ile tüyü bitmedik yetimin hakkını yedirtmeyeceğiz, çalandan, çırpandan hesap soracağız diyebilecek misiniz?
Gemlik Belediyesinden maddi yardım alan tüm sivil toplum kuruluşları;
Size verilen paraların hangi kaynaktan nasıl verildiğini hiç araştırdınız mı?
Ben araştırdım, 7 Nisan 2010 tarihinde başkana bir soru önergesi ile bu konuyu sordum.
Aylar sonra aldığım cevap;
Ödemeler belediye kasasından değil, sponsorlardan alınan paralarla yapılmış..!
8 Eylül 2010 tarihinde bu sponsorların kimler olduğunu ve kaçar para verdiklerini sordum.
Maalesef hala cevabını alamadım..!
Bir önceki yazımda kastım başkan ve ekibi idi.
Vatanı ve millete hizmet için, hiçbir karşılık beklemeden gönülden çalışan CHP’liler;
Sözüm sizlere değildi…
Cevapları sizlerden değil, başkan ve ekibinden bekliyorum…
Malum, son sekiz ayın konusu Gemlik Belediyesi ve yargıya taşınan usulsüzlükler!
Sona gelindikçe de siyasi tansiyon yükseliyor.
Ama bu yükseliş Gemlik halkının hakkını arama yükselişi değil!
Tam tersine, başkan ve bazı gazetelerin hukuktan duydukları rahatsızlıklar olarak karşımıza çıkması düşündürücü değil mi?
Başkanın bir televizyona özel olarak yaptırdığı programda söyledikleri ve bir gazetede yazılanlara baktığımızda, Gemlik Belediyesinde yaşananların hukuka taşınmasından rahatsız olunmuşa benziyor.
Hatta Gemlik Belediyesinde yaşanan olayların hukuka taşınması ‘göreve geldiğimizden itibaren yıpratmak için her yol denendi’ gibi ucuz bir söylemle geçiştirilmeye çalışılıyor..!
Şimdi olayları yargının gizlilik ilkesini aşmadan doğru okumaya çalışalım;
Öncelikle hukuk söylemle üstün olmaz…
Hukuk, görülen hukuksuzlukların yargının önüne çıkartılmasıyla ve hukukun verdiği karara saygı duyulması ile üstün olur.
Başkanın sekiz ay önce soruşturmanın başladığı günlerde söyledikleri ile, bugünkü söyledikleri içine düştüğü tezadın bir göstergesi değil mi?
O günlerde ‘bunların hepsi yaygara’, ‘bizi yıpratmak için çamur atıyorlar’, ‘bunların hepsi siyaseten söylenmiş laflar’ gibi sözler yerini bu günlerde ‘astlarımı yeterince denetlememekten kaynaklanıyor’ sözlerine bıraktı.
Geçtiğimiz Nisan ayında Gemlik Belediye Meclisinde denetleme komisyonun 2009 yılı raporu okunurken de başkan ‘para harcama yetkilisi ben değilim, ben bu yetkiyi başkan yardımcılarıma ve daire müdürlerime verdim’ demişti.
Bu sözler alt alta konulup değerlendirildiğinde sanırım başkanın esas söylemek istediği ortaya çıkacaktır…
On yıllık bir tecrübeye sahip bir başkanın bu sözüne ne kadar itibar edilir..!
2009 Nisanı ile 2010 Nisanını baz alarak Gemlik Belediyesine kısa bir bakış yaparsak;
Yapılan ilk iş, sözde şeffaflaşmak adına, başkanlık makamının duvarlarını yıkarak cam konulması oldu…
Bunu gerek başkanın, gerekse diğer CHP’lilerin sosyal demokrasi, hukukun üstünlüğü, şeffaf ihale gibi sözleri takip etti.
Ama uygulamalara baktığımızda Gemlik Belediyesindeki yılların deneyimi olan ekip hangi değerlendirmeler yapıldı bilinmez, gelir gelmez değiştirildi.
Bunların yerine başkanın kendi tasarrufu olarak genelde eski çalışma arkadaşlarından oluşan bir ekip kuruldu…
Umurbey Belediyesine iş yapan tedarikçilerin hepsi Nisan 2009’dan itibaren Gemlik Belediyesine iş yapar oldular.
Belediye meclisinde ise CHP gerekli çoğunluğa sahip.
Kaldı ki komisyonlarda beraber oldukları AKP’den de hemen hemen her konuda da tam destek gördüler.
Hatta AKP’nin çoğunlukta olduğu bir önceki meclisin ret ettiği bazı imar konuları da CHP-AKP ittifakı ile meclisten geçirildi.
Gelinen nokta, başkanın kendi söylediğine göre 1 milyon 300 bin TL. kayıp para varmış.
Benim şahsi kanaatim dava açıldığında veya Sayıştay denetçileri olayı sonuçlandırdığında bu rakamın çok daha fazla olabileceği şeklinde.
Soruşturmanın gizliliği devam ederken daha fazla bir şeyler yazmam mümkün değil.
Ama soruşturma bittiğinde Gemlik Belediyesindeki her konu ile ilgili ister bir televizyon programı olabilir, isterse bir salon toplantısı olabilir yüreği yeten herkesle bu konuları halkın huzurunda açık açık konuşabiliriz.
Neymiş asla astarı olmayan eğlenceler efsaneleştirilerek siyasi yıpratma aracı olarak kullanılıyormuş..!
Tabi ki kimsenin özel eğlencesi kimseyi ilgilendirmez.
Ama seçilmişlerin özel hayatlarında kamuyu incitecek davranışlardan kaçınmaları gerekme mi?
Gemlik’te birçok kişi gittikleri eğlence yerlerinde bu özel ekibin nasıl eğlendiklerini görmüşler, hatta cep telefonlarına bile kaydedenler olmuş.
Ben sadece bir iki küçük hatırlatma yapayım.
Aytepede kutlanan özel yılbaşı partisinde kimler vardı..?
Gecenin bir yarısında buradaki eğlence bittikten sonra hangi özel ekip Bursa’da hangi özel bir eğlence mekanında eğlendi..?
Hangi siyasinin Yalova Termal’de yaş günü kutlandı ve orada hangi otelde konaklandı...?
Bir mülkü amirin de bulunduğu bir eğlencede kimler arasında dans kavgası yaşandı..?
Bu özel hayatı doya doya yaşayanlar;
Tek tek çıkıp da eğlendiysek cebimizden eğlendik diyebilirler mi?
Haksızlıklar karşısında susan dilsiz şeytandır…
Hukuk, görülen yanlışlıkların hukuka taşınması ile üstün olur…
Gemlikte siyaset yürüten tüm siyasi partiler;
Size göre hukuk seyrederek veya sessiz kalarak üstün olabilir mi?
Konuşurken mangalda kül bırakmayanlar, hukukun üstünlüğü temel ilkemiz diyenler, yoksa sizin söylemleriniz sadece siyaseten söylenmiş sözler mi..?
Başkanın söylediği gibi iki parti bir yıldır işbirliği yaparak sahipsiz imzaları siz mi attınız..?
Bunun için mi doğruları konuşmaktan çekiniyorsunuz..?
Türk Milleti, tarih boyunca şehit ve gazilerine büyük önem vermiştir.
Türk çocukları, şehitlerimizin ve gazilerimizin gaza meydanlarında gösterdikleri kahramanlık hikayeleri ile büyütülmüşlerdir.
Türk Milleti, şehitlerimiz için “nurlandırılmış”, gazilerimiz için “onurlandırılmış” insanlar diyerek, kahramanlarımızın ilahi huzurda ve toplum içindeki yerini çok güzel bir biçimde belirlemiştir.
Bende, 1984’de 94 yaşında rahmetli olan dedemin anlattığı kahramanlık destanları ile büyüdüm.
Dedem, Kafkas cephesinde başladığı askerliğine Çanakkale Savaşı ile devam etmiş, Yemen’le noktalamış…
Ruhuna hatimler okunurken 12 yıl sonra Sakarya Savaşları esnasında köyüne dönmüş ve hemen Milli Mücadeleye katılmış.
Düşmanı Mudanya’da denize döktükten sonra ancak evlenip vatan toprağını işlemeye başlamış…
Günümüzde Çanakkale Savaşı ile ilgili birçok menkıbe yazılarak yeni nesillerin bilgisine sunulmuş.
Ancak;
Yemen ile ilgili dedemin anlattığı, Arap-İngiliz işbirliği ile nasıl arkadan vurulduklarını, esir kamplarında hangi muameleler ile karşılaştıklarını nedense yeni nesillerin haberdar olmaları istenmiyor..!
Yine hem ilk okulda, hem de orta okulda Çanakkale ve Milli Mücadele kahramanları gazilerimiz sınıfımıza gelerek kendi yaşadıklarını anlatırken, bizlere Türk olmanın gururunu yaşatıyorlardı…
19 Eylül 1921’de 22 gün 22 gece süren Sakarya savaşları sonrasında T.B.M.M. Mustafa Kemal’e Gazilik ünvanını verdi.
2002 yılında çıkan bir yasa ile de 19 Eylül Gaziler Günü olarak kutlanmaya başladı.
“Onurlandırılmış” insanlarımızı senede bir gün anlamaya çalışmak yeterli mi?
“Nurlandırılmış” insanların savaş arkadaşları, bu kahramanlarımızın bırakın kahramanlıklarını yeni nesillere aktarmalarını sağlamayı, kendi aralarında bile konuşabilecekleri mekanları onlara sağlayabildik mi?
Onların psikolojik veya sosyolojik sorunlarıyla ilgilenecek herhangi bir kurum var mı?
Bunları Gemlik açısından düşündüğümüzde en küçük bir katkı sağladığımız söylenemez.
Türkiye Muharip Gaziler Bursa Şubesi Gemlik’te ikamet eden 102 Kore ve Kıbrıs gazisi adına geçtiğimiz Şubat ayında Gemlik Belediyesinden bir yer isteğinde bulunmuş.
Konu 3 Martta yapılan Belediye Meclis toplantısında gündeme geldi, istek konuyla ilgili görüşü alınmak üzere plan program ve bütçe komisyonuna gönderildi.
Bir buçuk yıldır meclis gündemine gelen benzeri birçok isteğe jet hızıyla cevap verildi..!
Niçindir bilinmez, komisyon altı aydır bu “onurlandırılmış” insanlarımıza bir cevap veremedi..!
Gaziler Gününde onurlarına yaraşır bir mekana kavuşmalarını sağlayabilseydik;
Böylesine anlamlı bir günde onları kendi mekanlarında ziyaret ederek, Türk tarihinin başlangıcından günümüze kadar gelip geçmiş tüm “nurlandırılmış” ve “onurlandırılmış” insanlarımızın ruhlarını ve gönüllerini hoşnut edebilseydik;
Kime ne zararı olurdu…!
Kore kahramanları, Kıbrıs Barış Harekatı Kahramanları, Ezan susmaz, bayrak inmez, vatan bölünmez diyerek bölücülüğe ve vatan hainliğine karşı mücadele eden kahramanlar;
“Onurlandırılmış” insanlarımız, siz her şeyin en güzeline layıksınız…
Gününüz kutlu olsun…